Öğrencilerimin dünyasını daha iyi anlayabilmek için Johann Hari’nin Çalınan Dikkat isimli kitabını okumaya başladım. Günümüz çocuklarının ve gençlerinin dikkatlerini toplamakta ne kadar zorlandıklarını her gün yurt ortamında gözlemliyorum. Ancak bu durumun sadece bireysel bir sorun olmadığını, daha büyük ve sistematik sebeplerin bir sonucu olduğunu fark etmek, hem onları hem de içinde yaşadıkları dünyayı daha doğru okumamı sağlıyor.
Hari, kitabında dikkat dağınıklığının ardında yatan teknolojik, sosyal ve kültürel dinamikleri çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Sosyal medyanın, hızlı tüketilen içeriklerin ve sürekli dikkat talep eden dijital ortamların, gençlerin odaklanma becerilerini nasıl zayıflattığını detaylı bir şekilde anlatıyor. Bu bilgiler ışığında, öğrencilerime yalnızca daha iyi program-etkinlikler hazırlamak değil, aynı zamanda onların zihinsel sağlıklarını desteklemek için nasıl farklı yollar izleyebileceğimi de düşünmeye başladım.
Özellikle dikkatimin çekildiği nokta şu oldu: Çocuklarımıza sürekli "daha çok odaklan, daha dikkatli ol" demek yeterli değil. Asıl görevimiz, onların dikkatini çalan mekanizmaları anlamak ve bu sistemlere karşı daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmelerine yardımcı olmak. Çalınan Dikkat, bana bu konuda hem farkındalık kazandırıyor hem de çözüm yolları sunuyor.
Bu kitabı okurken öğrencilerimin dünyasına adım adım yaklaşmanın ve onları daha iyi anlamanın heyecanını yaşıyorum. Çünkü onları sadece akademik başarı için değil, daha sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetiştirebilmenin yolu, önce dünyalarını anlamaktan geçiyor.
“Var Ol”, yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil; aynı zamanda kadınlara, kendi öz benliklerini hatırlamaları için yazılmış bir içsel yolculuk çağrısı. Kitap, çakralar üzerinden ilerleyen bir yapı kurarken, bu merkezlerle bağlantılı olarak dişil ve eril enerjileri de derinlemesine ele alıyor.
Her bir çakra, hem bedensel hem de ruhsal bir kapı gibi işlenmiş. Bu yönüyle kitap, sadece zihinsel bir okuma değil; okuyucusunu kendi iç dünyasına yönlendiren bir rehber. Ancak kitabın en temel vurgu noktası, kadınların kendi dişil ve eril enerjileriyle yeniden bağ kurmaları. Çünkü yazara göre, birçok kadın kendi öz benliğinden –toplum baskısı, eril yaşam kalıpları ya da bastırılmış duygular yüzünden– uzaklaşmış durumda.
Ancak şu önemli bir uyarı da yapılmalı: Eğer bu kitabı cinsiyetler üstü bir yerden okuyamıyor, anlatılanları salt kadınlara hitap ediyor diye bütünüyle reddediyorsanız, bu kitap size hitap etmeyebilir. “Var Ol”, kadınlara yazılmış bir kitap olabilir, ama dikkatli bir gözle okunduğunda, insanın kendi içindeki dengeyi bulmasına dair evrensel bir çağrı da içeriyor.
Bu kitap, dişil enerjinin ne olduğunu, nasıl bastırıldığını ve nasıl geri çağrılabileceğini anlamak isteyen herkes için dönüştürücü bir kaynak olabilir. Özellikle kendini sıkışmış, unutulmuş ya da “başkasının hayatını yaşayan” biri gibi hisseden kadınlar için etkileyici bir iç görü sunuyor.
Dönemi için cesur olarak kabul edilen bir eser olan Giovanni'nin Odası, iki erkeğin arasındaki sevgiyi ve aşkı anlatıyor. Ama bu duyguları tam olarak yaşamıyorlar. Toplumun cinsiyetlere affettiği rollerin bu iki ana karakterimiz üzerinde yarattığı baskıyı, bunalımı okuyoruz. Özellikle David hissettiklerinden kaçıyor. Durumunu kabul edemiyor, kendi de toplum kadar kendini baskı altında tutuyor. Duygularını bastırıyor. Güvenli olana kaçıyor. Kız arkadaşının yanına.
David hem kendi içindeki homofobik duygulardan hem de toplumunkinden çekinerek duygularını bastırır. Toplumun ideal gördüğü bir birey olmak, geleneksel bir aileye sahip olmak ister. Onun bu isteğinin etkisi Giovanni açıdından büyük olacaktır.
"... Dikkatli ol. Lütfen Çok dikkatli ol."
"... Seninle karşılaştığımız ilk gece vermeliydin bana bu öğüdü."
Giovanni'nin OdasıJames Baldwin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,121 okunma
Herkes gibi Veronika da düşünmüş.Ölmek istiyorum ama ölümden de korkuyorum. Her şeyin güzel mutlu gittiğini sandığımız bir hayatta bile olumsuzluklar olabiliyor. Veronika bu durumun içine giriyor ve intihara kalkışıyor. İntaharın sonuçunda Villete akıl hastanesine götürülüyor orada doktorun deneyi olarak ölümüne bir hafta kaldığı söyleniyor. Veronika ölümünün bir yalan olduğunu öğrenemeden Eduard ile kaçıyolar.
Toplum içinde geçmişten gelen bir süreklilik var iyi işin , iyi ailen gibi bilindik kavramlar iyiyse sende mutlu, hayattan zevk alan biri ve bu durumu devam ettirmen gerektirdiği empoze etmişler.Kitapta da olduğu gibi bu durumlardan farklı bir şekilde hareket edersen ya da toplum içinde herkesin yaptığı hareketlerden farklı davranırsan deli olarak anılabiliyorsun. Aslında kendin olup o süreçten kendimizi temizlememiz lazım. Bunu başarırsan deli damgası yiyebilirsin dikkatli ol :):):)
"Hangi ırktan olursa olsun her minik yavru yaşama hakkına sahiptir."S.28
Yazarın 1894 yılında yazdığı hikayedeki cümleye bakar mısınız? Yazar çağının ne kadar ilerisinde değil mi?
Eğitimde dayağın yeri olmaz. S.66
Ormanda Kral Çocuk Mogli, Rudyard Kipling'in bir hikaye kitabıdır. Kitapta kurtlar ormanda terkedilmiş çıplak bir insan yavrusu bulurlar ve kurtlara da kabul ettirerek içlerine alarak onu büyütürler.
Kendini tehlikelerden savunmayı, hayvanlarla iletişim kurmayı, iyiliği, disiplini ve güveni hayvanlar ona öğretirler.
"Daima aklını kullan ve hep dikkatli ol insan yavrusu. Aksi halde yaşam çekilmez olur." S.96
Mogli eğitmeni olan Ayı Baloo'nun nasihatini hiç aklından çıkarmayacaktı.
Mogli ormanda yaşadığı süre zarfında, dışarıdan yırtıcı çok tehlikeli gözüken hayvanların yufka yüreğine şahit olur.
Kitabı 10 yaş üzeri herkes okuyabilir.
Başka kitaplarda olduğu gibi bu kitapta da bence fazla sayfalar vardı. Günümüz öğrencileri için günümüz çocukları için bir hikaye ne kadar kısa ve heyecanlı olursa çok daha fazla ilgi buluyor. Bu kitabı hazırlayan yayınevi zaten değiştirmiş bazı şeyler yapmış kesinlikle kötü değil ama arada bir yer var 63 ve 96. sayfalar arası çok uzun ve gereksiz. Kurtların yanında büyüyüp daha sonra ormanlar kralı aslanın düşmanlığıyla kurtlar tarafından ormandan çıkarılmak istenen insan yavrusu Mogli üzülüyor kızıyor ve artık hayvan ailesini terk edip insanların yanına yola düşüp giderken aklına 2 sene önce maymunlar tarafından kaçırılması geliyor ve bu tam 33 sayfa devam ediyor. Bence en fazla 3-4 sayfa olması lazımdı. Çünkü çok önemli bir yerde sanki tekrar başa dönüyor hikaye. Ben olsam orayı kesinlikle kaldırırım.
Bu kitapla ilgili başka bir yorum için beraber değerlendirdiğimiz kitap okur arkadaşımız B.T.EGREN 'ün
Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikayemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikayenizdir…"
Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de…
Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hala aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgarın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum.
Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikayem. Seçim senin, ya hikayeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni…