5/10
·128 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:02
5/10 Bugün, bittiğinde beni kelimenin tam anlamıyla kocaman bir kafa karışıklığıyla baş başa bırakan bir kitapla geldim: Richard Brautigan’dan "Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek." Kitaba puanım 10 üzerinden 5 ama işin aslı, bu kitabı tam olarak sevdim mi yoksa sevmedim mi ben de bilmiyorum! Önce sevdiğim noktalar ne onlara bakalım. Kitabın içinde beni yakalayan çok tuhaf bir atmosfer vardı. 12 yaşındaki bir çocuğun cebindeki son parayla hamburger yerine bir kutu kurşun alması ve o kurşunun hayatını sonsuza kadar değiştirmesi, yani o büyük pişmanlık duygusu bana çok net geçti. Hatta okurken kendi hayatımı, bugüne kadar yaptığım tercihleri düşündüm; "Ben neyin yerine neyi tercih ettim, o gün başka bir şey seçseydim hayatım nasıl olurdu?" hissini bana kesinlikle yaşattı. Yazarın o çocukluk anılarını anlatırken kullandığı dil gerçekten çok samimiydi. Peki o zaman neden 5 puan? İşte beni o arafta bırakan kısım burası. Hikayeyi merak etsem de bazı noktalarda çok ciddi bir eksiklik, bir şeylerin tam tamamlanamamış olması hissi beni rahatsız etti. Kitaptaki o aşırı melankolik hava ve sürekli aynı pişmanlığın etrafında dönüp duran kurgu bir süre sonra beni yordu. Hikaye düz bir çizgide ilerlemediği için o ilk baştaki büyü biraz bozuldu ve metinle arama mesafe girdi. Ne tam olarak içine girebildim ne de tamamen kopabildim. Kısacası; bana kendi hayatımı sorgulatacak kadar güçlü bir pişmanlık hissi veren ama kurgusundaki o yarım kalmışlık ve eksiklik hissiyle de beni tam anlamıyla tatmin edemeyen, çok tuhaf bir okuma deneyimi oldu. Her zaman söylediğim gibi kitapla ve sevgiyle kalın :)
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026145 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 29. kitabı
İmam Gazâlî'nin Dil Belası kitabını okurken kendimi sık sık durup düşünürken buldum. Açıkçası günlük hayatta ne kadar çok ve ne kadar düşünmeden konuşabildiğimi fark ettim. Kitap bana, dilin küçümsediğimiz bir şey olmadığını; aksine insanın başına birçok iyiliği de birçok belayı da getirebilecek kadar güçlü olduğunu gösterdi. Özellikle her aklımıza geleni söylemek zorunda olmadığımızı, bazen susmanın en doğru sözden bile daha kıymetli olabileceğini anlatan kısımlar beni çok etkiledi. Bir sözün bir insanı mutlu edebileceği gibi kırabileceğini, bir anlık dikkatsizlikle söylenen kelimelerin uzun süre iz bırakabileceğini yeniden hatırlattı. Bu kitabı bitirdiğimde, konuşmadan önce biraz daha düşünmem gerektiğini ve dilime daha fazla hâkim olmamın ne kadar önemli olduğunu hissettim. Kısa ama etkisi büyük bir eserdi. Bana sözlerin sandığımdan çok daha değerli ve güçlü olduğunu fark ettiren kitaplardan biri oldu.
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,8bin okunma
Reklam
5/10
·160 syf.··
2026 46. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:03
"-Sənin bədbəxtliyin orasındadır ki, gələcəyini görə bilmirsən. - Bizdən hər birimiz gələcəyi ayrı cür görürük. Mən hiss edirəm ki, biz heç bir zaman gələcəyə eyni gözlə baxa bilməyəcəyik. Bir qədər susaraq əlavə etdim: - Gələcək isə, həyat deməkdir. Ona göre də, biz ayrılmalıyıq. Sağ ol! Mən çamadanı götürüb qapıdan çıxdım" bu cümlələr kitabın son sətirləridir, ümumiyyətlə situasiyalarla bağlı başıma gələnləri bölüşməyi sevirəm, sırf bu cümlələrin reallığına keçən il varmışam, bir rəfiqəmin münasibəti var idi və mən heç dəstəkləmirdim, nə qədər dil tökdüm, o, bu, nəticə olaraq mənə çevrilib dedi ki, bilirsən mən niyə bu münasibətdən əminəm? dedim, niyə? dedi çünki biz gələcəyə eyni gözlə baxırıq, xəyallarımız eynidir, eyni şeylərə görə mübarizə aparırıq və mən bu gələcəyə onunla addımlamaq istəyirəm, o an etibari ilə susdum, həqiqətən bunun necə doğru olduğunu düşündüm, eyni yerə addımlamırsınızsa bir yerdə yola çıxmağınızın nə mənası? p.s. evləndilər
Körpüsalanlarİlyas Efendiyev · Qanun nəşriyyatı · 0742 okunma
8/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Eşiniz ve iş arkadaşınızla aynı anda mesajlaşıyorsunuz. Ve talihsizlik bu ya eşinize atmanız gereken mesaj iş arkadaşınıza gidiyor. Hiç olmamış gibi davranıp devam edebilirsiniz ya da hemen durumu izah edersiniz. Acaba karakterimizin kararı ne olacak? . İşte tam bu noktada durup düşündüm. Gönderilen kısa bir mesaj nelere sebep olabilir ki? . Bağlar, Sır ve Şaka kitaplarını büyük keyifle okuduğum yazar Yanlış Hedef’te de şaşırtmıyor beni. Bağlar ve Sır’da işlediği ikili ilişkileri anımsatıyor. Domenico Starnone oldukça temel konuları ele alıyor aslında. Bunu yaparken -nasıl demeli- muzip bir dil kullanıyor. Yanlış Hedef’te ters köşe oldum mu? Hayır. Ama her sayfada bir aksilik bekledim. İşte bu beklenti inanılmaz eğlendirdi beni. Yazar okuyucuyla oynadığı gibi karakterleriyle de oynuyor sanki. Su gibi akan bir kitap arayışındaysanız, Yanlış Hedef’e bir şans vermenizi öneririm :) . Eren Cendey çevirisi, Hamdi Akçay kapak tasarımıyla ~
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202666 okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
‘Duydun mu Dennis May ölmüş?’ cümlesiyle kaskatı kesiliyor S. Sonrası geçmişe dönüş, içe kapanış. Bir ölümün rahatlatıcılığını öğreniyor S. Bu rahatlamayı biz de hissediyoruz ama ben biraz da öfkeleniyorum. Toksik ilişkilerin ‘tutkulu aşklar’ olarak süslenip sunulmasına öfkeleniyorum, travmaların tüm suçları örtebileceği yanılgısına öfkeleniyorum, tüm umudun üçüncü şahısların ağızlarından çıkacak kelimelere bağlanmasına öfkeleniyorum. Bunlardan sebep ‘Beni Yazma’ beni konfor alanımdan çıkardı, rahatsız etti. ‘Yalan Dolan’ ile tanıştığım yazar Veronica Raimo’nun bu kitabını da çok sevdim. Kullandığı dil, karakterin sayfalar ilerledikçe çözülüşü, son sayfalardaki gerilim kısacık bir kitabı dolu dolu hissettirdi. . Eren Cendey çevirisi (ki enfesti!), Hamdi Akçay kapak tasarımıyla~
Beni YazmaVeronica Raimo · Medusa Yayınları · 202626 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:00
Ahmet Yaşar Ocak'ın Türk Sufiliğine Bakışlar adlı eseri, Türk tasavvuf tarihini anlamak isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Eseri okurken dikkatimi çeken ilk husus, yazarın tasavvufu yalnızca dinî ve mistik bir alan olarak ele almaması, aynı zamanda tarihî ve toplumsal bir olgu olarak incelemesidir. Bu yaklaşım, kitabı geleneksel tasavvuf anlatılarından ayıran en önemli özelliklerden biridir. Kitapta özellikle Türklerin İslamlaşma sürecinde tasavvufun oynadığı rol ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Ahmed Yesevî ve Yesevîlik geleneği üzerinden Anadolu'da şekillenen tasavvuf anlayışının kökenleri tartışılırken, menkıbeler ve tarihî belgeler karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu durum, okuyucuya yalnızca olayları değil, olayların arka planındaki sosyal ve kültürel dinamikleri de görme imkânı sunmaktadır. Eserde dikkatimi çeken bir diğer nokta, heterodoks olarak tanımlanan derviş çevrelerinin Anadolu'nun dinî yapısındaki etkisinin vurgulanmasıdır. Ahmet Yaşar Ocak, Bektaşîlik, Babaîlik ve benzeri oluşumları ideolojik yaklaşımlardan uzak durarak tarihsel bağlam içerisinde değerlendirmeye çalışmaktadır. Bu tutum, konuların daha nesnel bir şekilde ele alınmasına katkı sağlamaktadır. Yazarın kullandığı dil genel olarak akademik olmakla birlikte anlaşılırdır. Ancak tasavvuf tarihi ve Orta Çağ Anadolu tarihi hakkında ön bilgisi olmayan okuyucular için bazı bölümler yoğun gelebilir. Buna rağmen eser, sunduğu kaynaklar ve yaptığı analizlerle okuyucuyu düşünmeye sevk eden bir niteliğe sahiptir. Sonuç olarak Türk Sufiliğine Bakışlar, Türk tasavvuf tarihine eleştirel ve bilimsel bir perspektiften yaklaşan önemli bir çalışmadır. Kitap, yalnızca tasavvufun dinî boyutunu değil, aynı zamanda toplumsal ve tarihî işlevlerini de ortaya koymaktadır. Bu
1000Kitap
Türk Sufiliğine BakışlarAhmet Yaşar Ocak · İletişim Yayınları · 2018126 okunma
Reklam
Reklam