“Öylesine rahatsız uyuyorsun ki , senin yanında kimse uyuyamaz !” demişti Diotima açık ve sert bir ifadeyle; Tuzzi’nin kulakları bu yanıtı algılamıştı, gelgelelim kendisi, suçlama üzerinde daha fazla duramadan uykuya dalmıştı. Tek hissettiği, kendisine büyük bir haksızlık yapıldığıydı. Ona göre sakin uyumak, bir diplomatın temel erdemleri arasındaydı, çünkü her türlü başarının koşuluydu. Bu konuda kimsenin ona dil uzatmaya hakkı yoktu, ve Tuzzi,Diotima’nın sözüyle kendisinin ciddi biçimde tartışılır konuma geldiğini hissediyordu. Karısında değişiklikler olduğu anlamıştı.Gerçi karısını somut bir sadakatsizlikle suçlamak uykusunda bile aklına gelmemişti, ama ona verilen kişisel rahatsızlığın Arheim’la bağlantılı olması gerektiğinden de hiç kuşku duymuyordu.
İnan bana ve düşün! Ruhumun derinlerinden söylüyorum; konuşmak, büyük fazlalık. En iyi şey hep derinlerde duruyor, incinin denizin dibinde durduğu gibi...
Zira yalnızca cesaretini yitirmemiş kadının zekâyı sarıp sarmalama ve varlığın bütün kuvvetlerini barındıran o yazgı kudretine sahip olduğuna kaniydi, zaten Diotima' ya göre bu, zekânın kurtuluşu için zaruriydi.
Böyle bir anda Diotima büyük Dostoyevski'nin de çoktan sevgi, ahmaklık ve içsel ermişlik arasında bir bağ tespit etmiş olduğunu, ama bugünün insanların buna bakmaksızın, dindar Rusya'larını arkalarında (bir nevi dini boyutta bir milliyetçilik) bırakamadıkları sürece, ondan sıyrılmak için belirli bir kurtuluşu gerçekleştirmeye ihtiyaç duyduklarını hatırlattı.