10/10
·376 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:37
Uzun zamandır okuduğum en iyi macera kitaplarından biri sanırım. Bana adeta çocukken bana kitap okumayı sevdiren deniz maceralarını hatırlattı. Kahramanımız Humphrey Van Weyden yani Hump bir deniz kazası sonrası Kurt Larsen isimli kaçak fok avlayan acımasız, otoriter ve zalim bir kaptanın gemisine düşer. Romanın anlatıcısı Hump ise edebiyat eleştirmenliği yapan, yumuşak başlı bir entelektüeldir. Kaptan hayatı sadece güçlü olanın hayatta kaldığı materyalist bir felsefeyle yorumlarken merhametten yoksun bir karakterdir. Hump ise insan onurunu ve ahlakı temsil eder. Hump hayatta kalmak için Hayalet isimli gemide fiziksel olarak güçlenmek ve vahşileşmek zorundadır. Ancak bu sırada Kaptanın aksine ahlaki olarak yozlaşmaz ve insanlık onurunu kaybetmez. Jack London diğer tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitabına da kendi hayatından imgelemeler yerleştirmiştir. O da daha henüz 17 yaşındaylen fok avlamak için Japonya kıyalarına gitmiş ve sert deniz koşullarında hayatta kalmayı başarmıştır. Öte yandan Jack London’ı bugüne kadar hep Levent Cinemre çevirileriyle okumuştum. Başka bir çevirmen tarafından çevirisini okuyunca Levent Cinemre’nin çevirilerine ustalıkla eklediği dip ve son notlarının eksikliğini hissetmedim değil.
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
Puan vermedi
Sahih hadisler var ayet ve hadis şeklinde 1010 no hadis güzel Her kitap da dip notlara dikkat edin derim dini olan Ben rüyazuz Salihin baktım farklı farklı yayın evlerine hepsi içerik aynı hadis olarak güzel kitap
Riyazü's-Salihinİmam Nevevi · Esra Yayınları · 20074,315 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok güzeldi
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 141. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:04
Masumiyetin Yükü – Masumiyetin Yükü Selam kitap dostlarımm... Bugün sizlere beni çokça etkileyen, okurken hem düşündüren hem de duygulandıran bir kitapla geldim. Ahmet Haşim Güler'in kaleminden çıkan bu kitap yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. Diğer kitabına göre alışılmışın dışında kurgusu ve anlatımıyla benim için unutulmaz okumalardan biri oldu. Kitabı aslında diğer kitaplardan farklı yapan hikâyeti bir leyleğin gözünden anlatılması. Daha ilk sayfalardan itibaren kendinizi yalnızca insanların hikâyesini değil, onların sevinçlerini, acılarını, hatalarını ve vicdanlarında taşıdıkları yükleri sessizce izleyen bir tanığın yanında buluyorsunuz. En güzel tarafı da insan dışında bir canlının gözünden gozlemlenen, insanoğlunun yaptıkları, çevreye verdiği yıkımlar, ekolojik sistemi kendi çıkarı için değiştirmesi, gerçekten de dünyanın en zararlı topluluğu insan değil midir? Farkındalıklarla dolu bir okuma oldu. Bir yanda leyleklerin yaşam mücadelesi, göç yolculukları, doğanın kanunu ve gerçekler ile kayıplarına tanıklık ederken; diğer yandan insanların hayatlarına konuk oluyoruz. Ayrıca leylekler ile ilgili verdiği dip notlarla kitap daha fazla beni içine aldı. Kitap boyunca sık sık şu soruyu düşündüm: İnsan gerçekten yaptığı hataların mı yükünü taşır, yoksa sustuğu, görmezden geldiği şeylerin mi? Yazar alışılmışın dışında bu konuyu ele alırken vicdan, sadakat, aşk, pişmanlık ve affetme üzerine de güçlü mesajlar da veriyor. Yazarın dili oldukça akıcı, guzel ve etkileyiciydi. Duygusal yoğunluğu yüksek olmasına rağmen tam yerinde anlatımı sayesinde sayfalar çabucak bir sonrakini takip ediyordu. "Yazarın leylekleri merkeze alan anlatımı, kitaba bambaşka bir anlam katıyor. Leylekler sadece birer kuş değil; masumiyetin, umudun ve yeniden başlamanın sembolü olarak hikâyede
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202612 okunma
Okuyanınız varsa, yazsın arkadaşlar lütfen..
7/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:26
Yazarımız Gülseren Budayıcıoğlu'nun yabancı reaksiyonu diyebilirsiniz :)) Yabancılarda bilirsiniz klasik cümleler vardır; canın cehenneme vs...Bir de bizde absürd olan onlara göre gayet normaldir. İşte tam da bu noktada bu kitap yazdıklarımı onaylarcasına psikolojik sorunu olan hastalarını dile getirirken hepsini ayrı ayrı bölümlerde absürd olaylarıyla dile getiriyor. Neymiş hastalarından birinin penisinde kaşıntı varmış, kaşıntının geçmesi için sürdüğü kremin penisi her sürüşünde küçülttüğü inancı varmış. Başka bir hastamız da 19 yaşlarında çırılçıplak amuda kalkmış neden şekeri düşmüş ne yaptığını bilmiyor tesadüfen ikram edilen portakal suyunu içince düzeliyor. Bir diğeri de her gece bara gidip farklı adamlarla eşini aldatıyor,ertesi mi gün kendimi kirletilmiş hissediyorum diyor.... Vs. Tarz Gülseren Budayıcıoğlu ama hikayeler devasa..O kadar psikoloji ve kişisel gelişim kitabı okudum hiç bu kadar arka arkaya absürt olayla karşılaşmadım ya da ben okumadım. Okuyan varsa da eğer yazsın arkadaşlar:)) Sayısız kitap var netice de, sanırım ben bu kadarını ilk kez bu kitapta gördüm. Yalnız dip not,akıcı bir dille anlatılmış..
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,5bin okunma
10/10
·894 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:14
·
Suç ve Ceza’yı yeniden satır satır düşündüm. Dostoyevski’nin bu eserde yaptığı şey, sadece bir edebiyat klasiği yazmak değil; insanın en karanlık, en kimseye itiraf edemediği köşelerine muazzam bir ayna tutmak. Kitabın başındaki Mazlum Beyhan imzalı o önsözü okurken de bendeki taşlar iyice yerine oturdu. İnsan bu romanı bitirip masaya koyduğunda, ister istemez derin bir sessizliğe gömülüyor. Genelde dışarıdan bakıldığında roman, yoksul bir öğrencinin işlediği cinayet ve sonrasında yaşadığı vicdan azabı gibi görünür. Ama hikayenin özü bundan çok daha derin. Karşımızdaki Rodion Raskolnikov, sıradan bir hırsız ya da cani değil. Aksine, dürüst, etrafındaki haksızlıklara ve toplumsal adaletsizliklere karşı içi nefretle ve öfkeyle dolu, düşünen bir genç. Gel gör ki, Petersburg’un o tabut gibi daracık çatı katı odasında, yalnızlığın içinde boğulurken kafasında tehlikeli bir teori büyütüyor. Kendine şu can alıcı soruyu soruyor: "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı?" Tarih boyunca Napolyon ya da Muhammed gibi olağanüstü liderlerin, insanlığın önünü açmak adına mevcut yasaları ve ahlakı çiğneme hakkı olduğuna inanıyor. Kendisinin de o "sıradan" insan yığınından değil, bu kuralları yıkabilecek "olağanüstü" azınlıktan olup olmadığını kanıtlamak için o tefeci kadını öldürüyor. Yani cinayeti paraya sıkıştığı için değil, tamamen bu fikri denemek için işliyor. Fakat Dostoyevski, teoride kusursuz duran bu bireysel üstünlük fikrinin hayata, yani insan vicdanına çarptığında nasıl paramparça olduğunu gösteriyor. Raskolnikov cinayetten sonra adaletten ya da polisten kaçmıyor; asıl kendi vicdanından kaçmaya çalışıyor. Kendi yarattığı o kibirli düşünce, onu toplumdan, ailesinden ve sevdiği herkesten koparıp yaşayan bir ölüye dönüştürüyor. Romanın geçtiği Petersburg atmosferi de bu ruh halini
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma