“..Fakat zamanla seni niçin kaybettiğimi anladım: Senin neyin eksikliğini çektiğini göremediğim için, senin içindeki güçlü ve sağlıklı olan yanı yanlış anladığım için; sen gelişimin engellendiği için, kendini sanatsal anlamda ifade edebilecek durumda olmadığın için hastalıklı görünüyordun.
.
.
.
.. Belli ki kararım doğruydu, ama niçin? Sadece ve sadece baştan korkunç bir hata yapmış olduğumuz için. Yani bana karşı davranışınla ilgili . Seni benim deneyimsizliğimin sınırları ve engelleriyle kısıtlamak yerine, senin daha zengin olan varlığın sayesinde sınırlarımı aşmalıydım; aynı ayrı kaldığımız bu sürede sayende yaşadığım geişim gibi.,,
‘’Aklıma birden şu geldi: ‘’Ya hâlâ bilmediğim bir şey varsa? Cehalet de aynısını yapar. Cehalet de hep aynen benim dediklerimi der. Bir şeyi bilmediğinde o şeyin aptalca olduğunu söyler. Gerçekten de öyle gözüküyor ki sanki hayatlarının anlamını anlamış gibi yaşamış ve yaşamakta olan bir insanlık var. Ben de diyorum ki bütün bu varoluş anlamsız ve ben yaşayamam..,,
‘’Fakat buna rağmen bu çocukların nasıl olup da başka birine bu derece ehemmiyet vererek bütün kafalarını onunla alakadar edebildiklerini anlayamıyordu. Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri,korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi?,,