Steinbeck’in okuduğum ilk eseriydi. Böyle yazarlarla geç karşılaştığım zaman boşa geçen zamanların neyle heba olduğuna yanıyorum. Geç kalmışım bu yazara diyerek neredeyse bütün eserlerini aldım. “İnci”’sinden başlayarak okumama devm edeceğim.
Kitaba gelirsek. Yazar kitabında 1930’lardaki işçi emekçi kavgalarını çarpıcı şekilde anlatmış. Bu kitabın bizim ülkemizin 72 muhtırası ve 80 ihtilali süreçlerinde okunması ve dahi bulundurulması yasaklanan kitaplardan olduğunu düşünürsek etki seviyesini ölçmemiz daha mümkün hale gelecektir.
Kitapta bir aile üzerinden oluşturulan bir kurgu devam ediyor. Bu ailenin göç hikayesi ile birlikte başlayan hayatı konu ediliyor. Bu süreçte yaşadıkları, tanık oldukları dramatik bir çerçeve içinde ve oldukça detaylı betimlemelerle ve en ufak ayrıntısı dahi atlanmamış gündelik yaşam öyküleriyle okuyucuya sunuluyor.
Okuyun, okutun, okuyun, okutun.......
Öncelikle kitabı elinize aldığınızda bir Dexter Morgan hikayesi okumayı bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Kitapta, psikopatların hikayelerini de okumayacaksınız. En azından ben kitabı okumaya başladığımda bu umutla başladım. Şöyle ki pkopatların yaşam kesitlerinden incelemelerle örneklemlerw gidileceğini ve tezlerin, deneylerin bu şekilde kanıtlanacağını zannediyordum ancak kitapta deneylere yer verilmiş mi verilmiş ancak o kadar çok makale ismi, o kadar çok isim, bilimsel anektod vardı ki...bence olay biraz daha içinde yaşanmış olaylarla beraber örneklendirilerek anlatılsaydı-ki örneklere hiç verilmemiş demiyorum ancak yetersizdi-çok daha anlaşılır olabilirdi.
İyi okumalar