“Ekmeği olan bir insanın aç bir insana bir parça ekmek vermesi şaşırtıcı değildir.Şaşırtıcı olan bunu farklı bir tavırla ,bir nesne satın alınırken gösterilen tavırdan farklı bir tavırla ,yapabilecek olmasıdır.Sadaka doğa üstü olmadığında ,bir satın alma işlemler benzer.Mutsuz insan satın alır.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Türkiye'de ne çok güzellik vardı. Bu topraklar zengin ve bereketliydi. Ne yazık ki insanlar doğanın kıymetini bilmiyor, çevreye saygı göstermiyorlardı.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir. Ama bu budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi. Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir.
"... bazıları tarafından dinin, adeta nesnesi olarak görülmesidir. Halbuki insan, dinin öznesidir. Zira din; tefekkür ister, irade/özgürlük ister. Kur'an'ın birçok ayetinde, insanın aklını kullanmasından, düşün mesinden, çıkarımlarda bulunmasından bahsedilir. Her konuda illâ da bir delil mi olması lazım? “Lafın tamamı ahmağa söylenir” demiştir ecdadımız. Arife tarif gerekmez. Akıllıya bir işaret yeter. Bazıları istiyorlar ki; her şey hazır olsun; biz hiç kafayı yormayalım, zihin konforumuzu bozmayalım. Böyle hazır bir şey yok. İfade ettiğimiz gibi Kur'ân insanı nesne değil, özne yapıyor. İkra' (Hakikati Oku, O'na çağır!) diyor. Bu, vahyin verdiği ilk ders. Hayat okulunun ilk dersi; içinde yaşayacağımız doğa ve sosyal yasaları (sünnetullah) bilip, ona göre yaşamayı öğrenmektir. Son derste de; Hz. Peygamber, yine insana sesleniyor. Bu sesleniş; öz itibariyle insan haklarını, bütün insanların yaratıcının katında eşit olduklarını, herkesin can ve mal emniyetinin sağlanması gerektiğini, kutsalın yapısal değil, fonksiyonel olduğunu ve insanın kutsal adına ihmal edilmemesi gerektiğini içeren veda hutbesi olarak biliniyor. O veda hutbesi var ya, muhteşemdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesindeki ana fikirler dünyada ilk defa hem de aşîret ve kabile düzeninin egemen olduğu bir çölde insanın vicdanına emanet edilmiş ve hemen neticesini vermiştir. Enternasyonal, nasyonal bütün kurum ve kuruluşlar hâla bunları gerçekleştirmeye çalışıyor.
Sayfa 83 - Marmara Akademi Yayınları·Kitabı okuyor
Öksürmek
Azericede öskürmek diyorlar, Türkçesi öksürmek. Hadisenin adı metatez, yani birinin dili dönmemiş, s-k yer değiştirmiş. Fakat hangisi? Bana sorarsanız Azericesi esastır, bizimki sonradan olmadır. Sebebi şu. Türkçede kimsenin pek üzerinde durmadığı bir +kIr- eki var. İnsan ve doğa seslerini taklit eden fiillerin yapımında kullanılmış, bundan 300-500 sene önce körelmiş, yani artık bu ekle yeni fiil üretilemiyor. Misal: ba-gırmak, ça-gırmak, çı-gırmak, bö-gürmek, hay-kırmak, hıç-kırmak, ö-gürmek, süm-kürmek, ge-girmek, püs-kürmek ya da püf-kürmek, fış-kırmak. Eşek sesinin aslı anırmak değil an-gırmak, eski kaynaklarda öyle yazılır. Tükürmenin aslı tüf-kürmek olmalı, çünkü arada sonradan kaybolan /f/ sesi olmasa bugünkü dilde *tüğürmek biçimini almış olurdu sanıyorum. Osurmak tahminimce os-gurmak'tan evrilmiştir, yazılı belge yok ama öyle. Eski Türkçede bir de sı-gırmak var, ıslık çalmak veya cıvıldamak anlamında. Sığırcık kuşunun adı oradan gelir, sığırdan değil. Üç tane istisna geliyor aklıma: öksürmek, aksırmak, tıksırmak. Ayrı bir +sIr- eki mi var? Hayır. Üçünde de /ks/ ikilisinin bulunması ipucudur. Sanırım bir tarihte öskürmek bozulup öksürmek olmuş, sarmısaklasak da mı saklasak ilkesi uyarınca. Aksırmakla tıksırmak da daha sonra ondan benzetme yoluyla türetilmişler. Bu da analoji yoluyla kural üretmeye örnek. Hatalı kullanımdan bir kural türemiş, yerleşmiş. Şimdi buna dayanıp, ne bileyim, bıksırmak yahut füksürmek diye bir kelime yaratsam kimse çok yadırgamaz. Neymiş? Dilde hiçbir şey - hatta yapım kuralları ve ekleri bile - Allah'ın emri değilmiş, zamanla değişirmiş.
Sayfa 102 - Liber Plus Yayınları / Kelimebaz'ın karnında kalanlar / 15 Aralık 2009
Dilbilimi-Etimoloji
..doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
Alıntı