Paranın ve Gücün İnsan üstündeki etkisi(Dikkat Spoiler içerir)
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
İnci, Meksika'da bir sahil kasabasında yaşayan, yoksul ama kendi halinde huzurlu bir hayat süren yerli bir inci avcısı olan Kino, karısı Juana ve minik bebekleri Coyotito etrafında şekillenir... ​Bir gün minik Coyotito'yu bir akrep sokar. Kino ve Juana, bebeklerini kasabanın beyaz doktoruna götürürler ancak doktor, yerlilere karşı ırkçı ve kibirli bir tutum sergileyerek paraları olmadığı için onları kapıdan çevirir... Çaresiz kalan Kino, çocuğunu iyileştirecek parayı bulabilmek için denize açılır ve dipten Dünyanın En Büyük İncisini çıkarır. Bu inci o kadar büyük ve parlaktır ki, Kino onun sayesinde hem bebeğini kurtarabileceğini hem de ona güzel bir gelecek sunabileceğini hayal eder... İncinin haberi kasabaya yayılır yayılmaz, Kino'nun etrafındaki herkesin rengi değişir. Daha önce yüzüne bakmayan doktor hemen evlerine gelip bebeği tedavi etmek ister. Kasabadaki inci tüccarları, Kino'nun saflığından yararlanarak inciyi değerinin çok altında bir fiyata kapatmak için birleşirler ve bir lonca oyunu oynarlar. Kino, hakkı olanı almak için direndikçe kasabada hedef haline gelir... İnci, Kino'nun hayatına refah getirmek yerine karanlık, şiddet ve güvensizlik taşır. Geceleri evlerine saldırılar düzenlenir, Kino kendini savunmak için birini öldürmek zorunda kalır, kanoları parçalanır ve evleri yakılır. Karısı Juana, bu incinin lanetli olduğunu ve onlara yıkım getireceğini anlayıp inciyi denize atmak istese de Kino, gururu ve insanca yaşama hırsı yüzünden buna izin vermez. Aile, canını kurtarmak ve inciyi başka bir şehirde satabilmek için dağlara doğru kaçmaya başlar... Peşlerine düşen iz sürücüler dağda onları kıstırır. Gece karanlığında çıkan bir çatışma esnasında avcılardan birinin tüfeğinden çıkan kurşun, mağarada saklanan minik bebekleri Coyotito'ya isabet eder ve bebek
Alıntı
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2018 87. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern okumasında Mihail Bulgakov ~ Genç Bir Doktorun Anıları kitabı vardı ve ben büyük bir keyifle okudum. Tahminimin üzerinde etkisi oldu diyebilirim. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, kendisine asistanlık beklerken, şehirde unutulmuş olan geleneklerin, inançların hala devam ettiği bir kasabaya gönderilir. Devrim Rusya'da şehir merkezi hayatını felç ederken, doktorumuz da kasaba da, batıl inançlara hapsolmuş zihniyetlerle boğuşur. Öykülerden oluşan kitap daha ilk bölümüyle sevdirdi kendini. Mesleğini yapamamaktan korkenken, herkesin öldü gözüyle baktığı bir hayatı kurtararak adım atmış oldu bence doktorluğa. Diğerlerinde de bir çok kez çaresizliği serdi gözlerimin önüne. Kiminde çok zor hava şartlarında mesleğini yaparken geçirdiği hayati tehlikeler, kiminde çocuğunun hayatı ve inançlarıyla sınanan bir annenin kararı. Maalesef günümüzde de hala var olan, doktorun cinsiyeti sebebiyle ya da hasta yakınlarının inançlara ters düştüğü için tedaviye izin vermeyen zihniyetleri andım bol bol. Özellikle şehirden uzak yerlerde doktorlarımızın başına gelen, ilk başlarda hayati önem taşısa da, sonrasında "fıkra gibi" diye tabir ettiğimiz olaylara da değinilmiş. "hiç bir şey artık beni şaşırtamaz" derken her seferinde farklı bir şaşkınlık eşliğinde öğrenmeye boyun eğiyor doktorumuz. Dönemin imkansızlıkları arasında yanlız kalmışlık hissiyle beraber medeniyete duyulan özlem cabası... "Benim güvendiğim tek şey, içinde bulunduğum bu olağandışı şartların kamçıladığı sağduyum." diyor ve ekliyor "Bir şeyle mücadele etmek için,onunla yüz yüze gelmek gerekir" Keyifli okumalarınız daim olsun...
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Haziran ayına oldukça etkileyici bir kitapla başladım. Daha önce H.G. Wells'in Zaman Makinesi eserini okuyup çok sevdiğim için bu kitaptan da beklentim yüksekti. Neyse ki beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Kitap, geçirdiği gemi kazasının ardından kendisini gizemli bir adada bulan Edward Prendick'in yaşadıklarını anlatıyor. Adanın sahibi Doktor Moreau'nun yürüttüğü deneyler ve adada yaşayan tuhaf canlılar, hikâyenin merkezini oluşturuyor. İlk sayfalardan itibaren merak duygusunu canlı tutan eser, ilerledikçe gerilimi artırıyor ve okuyucuyu sürekli bir sonraki sayfaya yönlendiriyor. Ben kitabı büyük bir heyecanla okudum. Özellikle adanın gizemli atmosferi ve yazarın yarattığı huzursuzluk hissi beni hikâyenin içine çekti. Sadece bir bilimkurgu romanı olmanın ötesinde; insan doğası, ahlak, bilimsel sınırlar ve güç kavramı üzerine düşündüren yönleri de oldukça etkileyiciydi. H.G. Wells'in yıllar önce yazmış olmasına rağmen günümüzde hâlâ tartışılan etik konulara değinmesi beni ayrıca etkiledi. Kitap boyunca "İnsan nedir?" ve "Bilimin sınırı olmalı mı?" gibi sorular zihnimde dönüp durdu. Akıcı dili, sürükleyici kurgusu ve düşündüren alt metni sayesinde kitabı elimden bırakmak istemedim. Bilimkurgu ve klasik eserleri sevenlerin mutlaka şans vermesi gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu.
Doktor Moreau’nun AdasıH. G. Wells · İthaki Yayınları · 201810bin okunma
Çift dudak ünsüz savaşı!
3/10
·259 syf.··
2026 526. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:54
Bu kitap bana ne öğretti? Çok açık bir şekilde şunu: her kitabın okunmaması gerektiğini öğretti! Neden okudum? Otomatik Portakalın hayrına. Şöyle bir benzetme yapayım. Bazı olağanüstü saçma filmlerde -ki bu genelde fantastik filmler için geçerlidir- çift başlı köpekbalığı, yeraltı dünyasının üç başlı köpeği gibi saçma senaryolar yazarlar. Film çekilmiştir ve orada unutulmuştur. Bu kitapta yazıldı ve unutuldu! (Kusura bakmayın. Biraz sert oldu.)
Doktor HastalandıAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,099 okunma
İsmimiz kaderimizi etkiler mi ?
Puan vermedi
Sevdim bir ilk roman olmasından kaynaklanan küçük aksaklıkları saymazsak gayet başarılı ve keyifle okunan bir kitap . İsimler hep güncel bir konu. Bazen karşılaştığımız en farklı, en eğlenceli isimler üzerine saatlerce konuşuyoruz. Bazen günümüz ebeveynlerinin farklı isimler koyma çabası sosyal medyanın diline düşüyor isimler kişiliğimizi ve kaderimizi etkiliyor mu üzerinde pek uzlaşılamayan bir soru olarak kenarda bekliyor. Ben her yönümüzü etkilediğine inanıyorum. . 1987-2022 arasında geçen roman, eski bir balerin olan Cora ile doktor eşi Gordon’un ikinci çocuklarının isminin koyulup kimliğinin çıkarılması gereken sahne ile başlıyor. . Aile geleneğine göre koyulması gereken yüksek tepe anlamına gelen Gordon ismi , Cora’nın içine sinmemektedir. Ailenin ilk çocuğu Maia kardeşine Bear adını vermek ister , bir ayı gibi güçlü , sevecen ve cesur olsun diye. Cora’nın gönlünden gök baba anlamına gelen Julian geçmektedir. Ama kocasının isteğine uymazsa başına gelecekleri az çok tahmin de etmektedir. . Kitap her isim ile çocuğun dolayısıyla ailenin kaderinin nasıl yazılacağı üzerine kurulu ve böylece üç farklı hikaye okuyoruz. Bear , Julian ve Gordon… Tek kişi üç farklı olasılık… . Üç hikayenin en önemli ortak noktası baba Gordon’un şiddet faili, istismarcı bir zorba olması ve eşi Cora’yı bir hapishanede yaşatırken sadistçe, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakmasıdır.Gordon’un sahneye her çıkışında boguldum, nefesim kesildi. En nefret ettiğim roman kahramanları sıralamasında üst sınıra yerleşti . Aynı kişilerin farklı kaderler yaşaması ve bir şekilde birbirlerinin hayatlarında yer alması fikrine ise bayıldım. . Romanda kişilerin isimleriyle müsemma olması da şahaneydi: Vihaan , yeni bir dönemin başlangıcı , Mehri nazik , Maia anne
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026386 okunma
Kendimi Victoria'nın içindeki dördüncü yolcu gibi hissettim.
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Jules Verne'in Balonla Beş Hafta adlı romanı ilk bakışta Afrika üzerinde yapılan heyecanlı bir keşif yolculuğunu anlatan bir macera kitabı gibi görünür. Ancak roman ilerledikçe bunun yalnızca bir macera hikâyesi olmadığı anlaşılır. Eser aynı zamanda 19. yüzyıl insanının bilime, keşfe, doğaya ve dünyanın bilinmeyen bölgelerine bakışını yansıtan önemli bir dönem belgesidir. Romanın merkezinde Doktor Samuel Fergusson'un Afrika'yı balonla geçme fikri bulunur. Dönemin pek çok insanı bu fikri çılgınlık olarak görürken Fergusson, bilime ve insan aklına duyduğu güvenle yola çıkar. Yanında sadık dostu Dick Kennedy ve yardımcısı Joe vardır. Yolculuk boyunca fırtınalar, kuraklık, açlık, susuzluk ve çeşitli tehlikelerle karşılaşırlar. Ancak romanın asıl gücü yaşanan olaylardan çok, bu olayların karakterler üzerindeki etkilerinde gizlidir. Kitabın yazılış amacı yalnızca okuru eğlendirmek değildir. Jules Verne, okuyucusuna coğrafya, tarih ve keşifler hakkında bilgi vermek istemiştir. Roman boyunca Afrika'yı araştıran gerçek kaşiflerin isimleri, keşfettikleri bölgeler ve dönemin coğrafi bilgileri sık sık anlatılır. Bu yönüyle eser, kurgu ile bilginin birleştiği bir yapı oluşturur. Okur, hikâyeyi takip ederken aynı zamanda dünyayı tanımaya başlar. Romanın temel fikirlerinden biri bilimin insanı bilinmeyene ulaştırabilecek güçlü bir araç olduğudur. Ancak hikâye ilerledikçe bilimsel bilginin her sorunu çözemeyeceği de görülür. Başlangıçta neredeyse kusursuz görünen Doktor Fergusson zaman zaman çaresiz kalır, kararsızlık yaşar ve hata yapar. Böylece okuyucu bilim insanının da her şeyden önce bir insan olduğunu fark eder. Bilim güçlüdür fakat doğa karşısında mutlak değildir. Romanın dikkat çeken bir başka yönü doğaya bakış biçimidir. Yolculuk boyunca hayvanların sık sık avlanması ve
1000Kitap
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma
Reklam
Reklam