Puan vermedi·96 syf.··
2026 168. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:25
İnsan ruhunun karanlık ve kontrol edilemeyen yönlerini anlatan, tutkuların insanı nasıl esir alabileceğini gösteren bir öykü olmuş. Yalnızca bir aşk hikâyesi değil; gurur, pişmanlık, vicdan, yalnızlık ve insanın kendi içindeki çatışmalara değinildiği, bir insanın yıllar boyunca bastırdığı duyguların, tek bir olayla nasıl yıkıcı bir güce dönüşebileceğini göstermiş. Kitabın merkezindeki doktor karakteri, dışarıdan bakıldığında mesleğine bağlı, eğitimli ve akılcı bir insan gibi görünür. Ancak içinde taşıdığı yalnızlık, kibir ve bastırılmış arzular onu geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Karşılaştığı gizemli kadınla yaşadığı olay, onun sadece hayatını değil, kendisine bakışını da değiştirir. Bu noktadan sonra karakter, mantığın değil, takıntının ve suçluluk duygusunun yönettiği bir insana dönüşür. Romanı okurken insan kendine şu soruları sormadan edemez: Bir insan, yaptığı bir hatanın bedelini ödemek için ne kadar ileri gidebilir? Vicdan azabı gerçekten bir kurtuluş mudur, yoksa insanı daha büyük bir karanlığa mı sürükler? Kitapta aşkın, pişmanlığın ve suçluluk duygusunun insanı nasıl değiştirebileceğini göstermiş ve aynı zamanda insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini anlatmış.
Alıntı
Amok KoşucusuStefan Zweig · Tibet Yayıncılık · 2020134,5bin okunma
yara.
Puan vermedi·198 syf.··
2026 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 01:19
Kitabı bölük pörçük okuyarak başladım. Bir çocuğun gözünden hayatı anlamak bu kadar zorken bir de savaş ortamındaki çocukları anlayabilmek istemedim belki de. Sonra kitap aktı. Kalbimle duygularımla okudum. Yazarın sadeliği kişideki o temel duygularla başbaşa bırakıyor insanı. Kitabın devamı olduğunu ögrendim hemen almalıydım şimdi zaman girdi tekrar o duyguya dönmek istediğimden emin değilim. Hassas kalpler için bazı kitaplar vurucu. :( Çocuklar kırdi kalbimi ama doktor daha derinde hissettirdi bu kırıklığı.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Reklam
Paranın ve Gücün İnsan üstündeki etkisi(Dikkat Spoiler içerir)
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
İnci, Meksika'da bir sahil kasabasında yaşayan, yoksul ama kendi halinde huzurlu bir hayat süren yerli bir inci avcısı olan Kino, karısı Juana ve minik bebekleri Coyotito etrafında şekillenir... ​Bir gün minik Coyotito'yu bir akrep sokar. Kino ve Juana, bebeklerini kasabanın beyaz doktoruna götürürler ancak doktor, yerlilere karşı ırkçı ve kibirli bir tutum sergileyerek paraları olmadığı için onları kapıdan çevirir... Çaresiz kalan Kino, çocuğunu iyileştirecek parayı bulabilmek için denize açılır ve dipten Dünyanın En Büyük İncisini çıkarır. Bu inci o kadar büyük ve parlaktır ki, Kino onun sayesinde hem bebeğini kurtarabileceğini hem de ona güzel bir gelecek sunabileceğini hayal eder... İncinin haberi kasabaya yayılır yayılmaz, Kino'nun etrafındaki herkesin rengi değişir. Daha önce yüzüne bakmayan doktor hemen evlerine gelip bebeği tedavi etmek ister. Kasabadaki inci tüccarları, Kino'nun saflığından yararlanarak inciyi değerinin çok altında bir fiyata kapatmak için birleşirler ve bir lonca oyunu oynarlar. Kino, hakkı olanı almak için direndikçe kasabada hedef haline gelir... İnci, Kino'nun hayatına refah getirmek yerine karanlık, şiddet ve güvensizlik taşır. Geceleri evlerine saldırılar düzenlenir, Kino kendini savunmak için birini öldürmek zorunda kalır, kanoları parçalanır ve evleri yakılır. Karısı Juana, bu incinin lanetli olduğunu ve onlara yıkım getireceğini anlayıp inciyi denize atmak istese de Kino, gururu ve insanca yaşama hırsı yüzünden buna izin vermez. Aile, canını kurtarmak ve inciyi başka bir şehirde satabilmek için dağlara doğru kaçmaya başlar... Peşlerine düşen iz sürücüler dağda onları kıstırır. Gece karanlığında çıkan bir çatışma esnasında avcılardan birinin tüfeğinden çıkan kurşun, mağarada saklanan minik bebekleri Coyotito'ya isabet eder ve bebek
Alıntı
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2018 87. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern okumasında Mihail Bulgakov ~ Genç Bir Doktorun Anıları kitabı vardı ve ben büyük bir keyifle okudum. Tahminimin üzerinde etkisi oldu diyebilirim. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, kendisine asistanlık beklerken, şehirde unutulmuş olan geleneklerin, inançların hala devam ettiği bir kasabaya gönderilir. Devrim Rusya'da şehir merkezi hayatını felç ederken, doktorumuz da kasaba da, batıl inançlara hapsolmuş zihniyetlerle boğuşur. Öykülerden oluşan kitap daha ilk bölümüyle sevdirdi kendini. Mesleğini yapamamaktan korkenken, herkesin öldü gözüyle baktığı bir hayatı kurtararak adım atmış oldu bence doktorluğa. Diğerlerinde de bir çok kez çaresizliği serdi gözlerimin önüne. Kiminde çok zor hava şartlarında mesleğini yaparken geçirdiği hayati tehlikeler, kiminde çocuğunun hayatı ve inançlarıyla sınanan bir annenin kararı. Maalesef günümüzde de hala var olan, doktorun cinsiyeti sebebiyle ya da hasta yakınlarının inançlara ters düştüğü için tedaviye izin vermeyen zihniyetleri andım bol bol. Özellikle şehirden uzak yerlerde doktorlarımızın başına gelen, ilk başlarda hayati önem taşısa da, sonrasında "fıkra gibi" diye tabir ettiğimiz olaylara da değinilmiş. "hiç bir şey artık beni şaşırtamaz" derken her seferinde farklı bir şaşkınlık eşliğinde öğrenmeye boyun eğiyor doktorumuz. Dönemin imkansızlıkları arasında yanlız kalmışlık hissiyle beraber medeniyete duyulan özlem cabası... "Benim güvendiğim tek şey, içinde bulunduğum bu olağandışı şartların kamçıladığı sağduyum." diyor ve ekliyor "Bir şeyle mücadele etmek için,onunla yüz yüze gelmek gerekir" Keyifli okumalarınız daim olsun...
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Puan vermedi
Haziran ayına oldukça etkileyici bir kitapla başladım. Daha önce H.G. Wells'in Zaman Makinesi eserini okuyup çok sevdiğim için bu kitaptan da beklentim yüksekti. Neyse ki beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Kitap, geçirdiği gemi kazasının ardından kendisini gizemli bir adada bulan Edward Prendick'in yaşadıklarını anlatıyor. Adanın sahibi Doktor Moreau'nun yürüttüğü deneyler ve adada yaşayan tuhaf canlılar, hikâyenin merkezini oluşturuyor. İlk sayfalardan itibaren merak duygusunu canlı tutan eser, ilerledikçe gerilimi artırıyor ve okuyucuyu sürekli bir sonraki sayfaya yönlendiriyor. Ben kitabı büyük bir heyecanla okudum. Özellikle adanın gizemli atmosferi ve yazarın yarattığı huzursuzluk hissi beni hikâyenin içine çekti. Sadece bir bilimkurgu romanı olmanın ötesinde; insan doğası, ahlak, bilimsel sınırlar ve güç kavramı üzerine düşündüren yönleri de oldukça etkileyiciydi. H.G. Wells'in yıllar önce yazmış olmasına rağmen günümüzde hâlâ tartışılan etik konulara değinmesi beni ayrıca etkiledi. Kitap boyunca "İnsan nedir?" ve "Bilimin sınırı olmalı mı?" gibi sorular zihnimde dönüp durdu. Akıcı dili, sürükleyici kurgusu ve düşündüren alt metni sayesinde kitabı elimden bırakmak istemedim. Bilimkurgu ve klasik eserleri sevenlerin mutlaka şans vermesi gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu.
Doktor Moreau’nun AdasıH. G. Wells · İthaki Yayınları · 201810bin okunma
Çift dudak ünsüz savaşı!
3/10
·259 syf.··
2026 526. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:54
Bu kitap bana ne öğretti? Çok açık bir şekilde şunu: her kitabın okunmaması gerektiğini öğretti! Neden okudum? Otomatik Portakalın hayrına. Şöyle bir benzetme yapayım. Bazı olağanüstü saçma filmlerde -ki bu genelde fantastik filmler için geçerlidir- çift başlı köpekbalığı, yeraltı dünyasının üç başlı köpeği gibi saçma senaryolar yazarlar. Film çekilmiştir ve orada unutulmuştur. Bu kitapta yazıldı ve unutuldu! (Kusura bakmayın. Biraz sert oldu.)
Doktor HastalandıAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,099 okunma
Reklam
Reklam