Bilmiyorum doktor bey, biraz evvel soda içtim ve bir tanıdığımız sodanın karnımdaki yakışıklı oğlumu eritebileceğini söyledi, çok kötüyüm ... " "Binnur Hanım bir dakika sakin olun. Geçen hafta verdiğim hapı yarıya bölüp içmek yerine bu gece tam olarak yutun. Karnınızdaki yakışıklı oğlunuza değil soda, o okuduğunuz çok satan ergen kitapları dahi zarar veremez, müsterih olun. İlacı içip ötesini bırakın.
Kıdemli blok bekçimiz F., ünlü bir besteci ve opera metinleri yazarıydı. Bir gün bana şöyle dedi: "Sana bir şey söylemek istiyorum doktor. Garip bir rüya gördüm. Bir ses bana bir dilek hakkım olduğunu söylüyordu, sadece ne bilmek istediğimi söyleyecektim ve bütün sorularım cevaplanacaktı.
Ne sordum dersin? Savaşın benim için ne zaman biteceğini sordum. Ne demek istediğimi biliyorsun doktor: Benim için! Bizim, kampımızın ne zaman özgürleşeceğini ve ıstıraplarımızın sona ereceğini bilmek istedim."
Yani bir bakıma meslek eşittir o kişinin karakteri gibi oluyor. Pek tabii ben de doktor denildiğinde az çok nasıl biri olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama çok klişe ya da yüzeysel bir imaj oluşuyor zihnimde sadece. Eğer durum böyleyse benim mesleğim, insanların gözünde nasıl
bir karakter izlenimi uyandırıyordu acaba? Beni hiç tanımayan biri,
az çok nasıl biri olduğumu tahmin edebiliyor muydu?
"Hep her şeyin en kötüsünü bekliyorum doktor bey. Bakın sırf düşünüyorum demiyorum, düşünüp bulduktan sonra başıma geleceğine ikna olup beklemeye başlıyorum. O kadar çok bekliyorum ki, sonunda başıma geliyor da sahiden."