Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
I rüknettin’in aynalarda ağladığı kadar var. bir mevsimin kıyısından tutarsan rüknettin kurak ovalara yağmurlar yağar, ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi, kalbin şiir olup vadilerini sular. senin de vadilerin vardır rüknettin! kehanetler kurarsın, yağmalarsın kendini kurtarıp o yangında ilk önce kalbini niyedir, aynalarda azalır sesin. II doktorum ben bu kalbimi sarınır örtünürüm kış gecelerinde o nu yakar ısınırım üşürsem helak olacağımdan korkarım. doktorum gayya kuyusuna inmek istemem bana bir ip uzat, yağmurlar istemem aynaları kırarım,suretimi istemem mevsimler dönedursun, bu dünyayı istemem yalnız Allah’ı anmak isterim ben Allah’ı isterim. III
Ama nasıl olur doktor? Bir de içimdeki karışıklığı bilse­niz. Parçalarımı bir araya getirerek Hikmet olmakta çok zor­luk çektim doktor. Denildiğine göre bu parçalar, aynı yüzyıl­da yaşamış insanlardan da alınmamıştı; üstelik ırk, dil ve din ayrılıkları da vardı aralarında. Bu yüzden değişik duygu ve düşünceler arasında bocaladım, kaderin oyuncağı oldum. Ben dünya vatandaşıyım, hem de sembolik filan değil, res­men, ha-ha. Şimdi anlıyorum doktor: Demek ki Doğudan alı­nan parçalarım Batıya isyan ediyor, bu yüzden İngilizleri sevmediğim anlar oluyor. Kalbim de bu çelişkilere dayanamıyor. Güm güm güm doktor.
Sayfa 389
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biliyorum doktor, en çok merak ettiğin organdır kalbim. Onun bana ait olduğunu söy­lüyorlar doktor. İşte buna dayanamıyorum. Ayrıca, bu kadar çok parça içinde artık 'Ben' diye bir şey söz konusu olabilir mi? Hepsi dışarıdan alınmadı mı bunların? Peki o halde ben kimim? Hangi parçamın esiriyim?
Sayfa 389
Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? Bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve anları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorun­dayım.
Sayfa 387
Bak doktor dedim, benim hiçbir şeyim yok, sadece talihsizim..
Alıntı
Herkes sisteme uyup içine girebile­ceği bir kalıp bulmak zorundaydı. Doktor, avukat, asker - ne olduğu mühim değildi. Kalıbını bulduktan sonra ileri doğru gitmeye çalışıyor­dun. Ya bir kalıp bulurdun kendine, ya da açlıktan ölürdün.