Bu davranış basit ve doğal gibi görünüyor, ama hayatta doğal gibi görünen şeyler daha çok dikkat etmeyi gerektirir, olağanüstü olan şeye her zaman pek güvenmeyiz; bu yüzden deneyimli insanlar, avukatlar, yargıçlar, doktorlar, papazlar basit şeylere çok büyük önem verirler.
Hayata Dair
Zorbalık yapan edepsizler utanmıyorsa, sen hiç utanma bacım.
Kadın doğum uzmanı-jinekolog Lissa Rankin çocukluğundan itibaren, uzun bir süre boyunca tehdit altında ve güvensiz hisset­mişti; bu, tıbbi eğitiminin şiddetlendirdiği bir duygusal durumdu. The Anatomy ofa Calling [Bir Çağrının Anatomisi] adlı kitabına, bir tıp asistanı olarak, bütün gece bir doğum odasından diğerine na­sıl koşturmak zorunda kaldığını, birbiri ardına zorlu doğumlarla nasıl uğraştığını, dört bebeğin ölümünden sonra ebeveynleri nasıl desteklediğini ve tüm bu süre zarfında üstleri tarafından kadın so­yunma odasının mahremiyetinde bile kendi kederini bastırması için nasıl azarlandığını kabus gibi anlatarak başlar. "Doktorlar" diye yazar, "duygularını istifleme konusunda ustalaşırlar. Yas tuttuğumuzda, birisi duygularımızı incittiğinde veya üzgün ol­duğumuzda ağlayamayız." Geçenlerde California' da yaşayan bir doktorla konuştum. "Tıp fakültesinde" dedi bana, "sürekli cerrahi profesörlerimin cinsel tacizine uğruyordum. Sürekli. Tahammül etmekten başka çarem yoktu ... Tıp fakültesi müdürüne hiç gitme­dim, kimseye söylemedim ya da korunma talebinde bulunmadım, çünkü bu benim yaralanmamın bir parçasıydı: Yardım isteme, 'muhtaç' olma, şikayet etme iznim yoktu."
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Teşhisler tehlikeli olabiliyor, bizi damgalı eşek yapıyor. Son yirmi yılda çocuklarda dikkat eksikliği diye bir şey çıktı. Devreye doktorlar girdi, çocuk yerinde dursun diye ritalin gibi ilaçlar dayatmaya başladılar. Iflas etmiş eğitim sistemi yerine çocuğu sorguluyorlar."
Aşk hakkında çok güzel tespitler
Tıpta hastalıkları iki gruba ayırır doktorlar; akut ve kronik diye. Akut hastalıklar ani başlar ve riski yüksektir. Kronik hastalıklar yavaş başlar, sonra da uzar gider. Aşk akut bir hastalıktır. Ani başlar ve çok gürültülü seyreder. Tansiyon yükselir, kalp hızlanır, nefes alış verişler sıklaşır, yanaklar pembeleşir, vücut ısınır. Böyle akut bir duruma insanoğlu bir ömür nasıl dayansın? Böyle bir heyecan yıllar boyu sürecek olsa, kalbimiz ne çok zarar görürdü bu durumdan. İnsan, her duruma uyacak şekilde yaratılmıştır. Yani uzun lafın kısası zamanla bu duruma beden ve ruh uyum sağlar ve âşık olunan kişi karşısında duyulan eski heyecanlar yavaş yavaş kaybolur. Ve aşk kronikleşir... Kronikleşince de aşk olmaktan çıkar sevgiye, güvene, huzura ve alışkanlığa dönüşür.
Sayfa 80 - Doğan Kitap
Hastaneler onun üzerinde hep rahatsızlık verici bir his bırakırdı. Ona sanki her pencereden hırıltılı soluklar işitiliyor, sırtını dönmesi fırsat bilinerek kadavralar ortadan kaldırılıveriyormuş gibi gelirdi. Doktorlar, hemşireler gözüne hassasiyetten yoksun birer canavar gibi görünürler, ama canla başla çalışmalarını da takdir ederdi.
Sayfa 17 - Norgunk Yayınları
"Doktorların nesi var? Neden yalnızca varIıklarının bile önemli olduğunu anlayamıyorlar? diye sordu bana. Neden önerebilecekleri başka bir şey olmadığı anın kendilerine en fazla ihtiyaç duyulan an olduğunu fark edemiyorlar?"