GÖRMEDİĞİ ÜMMETİNE DUYDUĞU SEVGİ
١٢٦. (وَدِدْتُ أَنَّا قَدْ رَأَيْنَا إِخْوَانَنَا)). 126. "Ben ve ashâbım kardeşlerimizi görmeyi çok isterdik."248 Bu hadîs-i şerîfi Müslüman olduktan sonra Efendimiz'den hiç ayrılmayan Ebû Hüreyre radıyallahu anh rivâyet etmiştir. Bir gün Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem Baki kabristanına geldi. Yanında sahâbileri vardı. Ölülerin, kendilerine verilen selâmı duyduğunu ashâbına göstermek için kabristanda yatanlara şöyle selâm verdi: "Selâm size ey müminler diyarı! İnşallah biz de size katılacağız. Ben ve ashâbım kardeşlerimizi görmeyi çok isterdik." Ashâb-ı kirâm bu söze hayret ettiler ve: "Ya Resûlallah! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?" diye sordular. Fahr-i Kâinât Efendimiz onlara şöyle buyurdu: "Siz benim ashâbımsınız. Kardeşlerimiz ise dünyaya henüz gelmemiş kimselerdir." Bu defa sahâbîler daha çok meraklandılar. "Ey Allah'ın Elçisi! Ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın?” diye sordular. Sevgili Efendimiz bu soruya bir soruyla cevap verdi: "Söyleyin bakalım! Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa, Yağız ve doru atlardan meydana gelen bir sürü içinde kendi atını tanımaz mı?" Ashâb-ı güzîn efendilerimiz: "Evet, tanır ey Allah'ın Resûlü" dediler. İşte o zaman Fahr-i Alem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Sayfa 276·Kitabı okudu
ERVA
Ben içimde bir tek Doru'yu affetmişim. O da çok sevmektendi işte. Başkası olsa onu da siler atardım. Ha, hâlâ kırgın mıydım? Evet, kırgındım. Ona da zaman gerekiyordu. Seviyor muydum? Hem de çok. Zaman, severken sarardı geçmeyen yaraları.
Reklam
Görmüş geçirmiş bir manda "Insanoğlu yer!" diyor. "Her insan ömrü boyunca iki bin, üç bin hayvan yer." O zaman önüme bakıyorum. "Özür dilerim, hepinizden özür dilerim" diyorum. Doru at "Ama bunun bize bir faydası yok artık" diyor. "Mesela ceza olarak siz de beni yiyebilirsiniz" diyorum. Manda "Iste her şeyin püf noktası da burada" diyor. "Biz istesek bile seni yiyemeyiz, çünkü hepimiz ot yiyen hayvanlarız. Siz insanlar, et yiyen vahşi yaratıkları, kurtları, çakalları yemiyorsunuz. Onlar sizin kardeşleriniz" diyor. "Sana bir soru sorabilir miyim?" Yemiş olduğum hayvana bir borçluluk duygusu içinde "Sor lütfen!" diyorum. "Niye bizim gibi kimseye zararı olmayan, sadece otla beslenen hayvanları yiyorsunuz da et yiyenlere dokunmuyorsunuz? Aranızda bir anlaşma mı var? Avcı avcıya ilişmiyor mu? Kurt, çakal, kaplan, köpek, kedi niçin sofranıza gelmiyor?" Önce itiraz etmek istiyorum ama düşününce anlıyorum ki haklı. Hatta Sümerlerden bu yana bütün kutsal kitaplarda "kesici dişleri olan hayvanları yememe" kuralı olduğunu hatırlıyorum hayal meyal. Bir yerlerde okumuştum; evet hatırlıyorum. "Haklısın" diyorum mandaya. "Kusura bakma, cevabı bilmiyorum." Sonra bir kez daha hepsinden özür dileyip gözlerimi açıyor, yatak odama geri dönüyorum.
Abdest
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kabristana geldi ve: “Selâm size ey mü’minler diyarı! İnşâallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmemizi çok isterdim” dedi. Ashâb-ı kirâm: – Biz senin kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah? dediler. Resûl-i Ekrem: – “Sizler benim ashâbımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş olanlardır” buyurdular. Bunun üzerine ashâb: – Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah’ın Resûlü? dediler. Peygamber Efendimiz: – “Ne dersiniz? Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa, yağız ve doru at sürüsü içinde kendi atını tanımaz mı?” diye sordu. Sahâbe: – Evet, tanır, ey Allah’ın Resûlü, dediler. Resûl-i Kibriyâ: “İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarakgelecekler. Ben havzın başına onlardan önce varacağım” buyurdular.
Erkam Yayınları
Din
ERVA
Olan hep bana olmuştu. Onlar Dağhan babamın olümüyle alakalı acılarını yaşarken ben beklemedim, yok sayılmayı çok umursamadım diye olan bana olmuștu. Ben içimde bir tek Doru'yu affetmiştim. O da çok sevmektendi işte. Başkası olsa onu da siler atardım. Ha, hâlâ kırgın mıydım? Evet, kırgındım. Ona da zaman gerekiyordu. Seviyor muydum? Hem de çok. Zaman, severken sarardı geçmeyen yaraları..
Sayfa 248 - Pukka yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Doru'dan..
Dürbünü ikisine odakladım. Evet, gülüyordu ve gülüşü sahiciydi. Arkasında anne ve babası vardı. Hepsi düğüne gitmek için özenle giyinmişti. Yankı ona elini uzattığında nefesimi tuttum. Bunu yapamazdı. Yapmamalıydı. O eli başkasının tutmasına izin vermemeliydi. Kalbimi yerinden söken şey oldu. Erva onun elini tuttu ve birlikte yan eve doğru yürümeye başladılar. Onları gözden kaybolana kadar izleyerek kendime işkence ettim. Çığlık atmayı bırakması gereken bir kalbe sahiptim. lzlesin, onun beni çoktan unuttuğunu iyice anlasın. Onun eli... galiba hiç bana ait olmamıştı.
Sayfa 44 - Pukkayayinlari·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam