Aslında taksi şoförlerinin çok memnun kalacağı ılımlı bir taksi müşterisiyim, uyumlu bir yol arkadaşıyım. Neden şikâyet varsa dinlerim Şirinevler’e kadar. Balata fiyatları mı konumuz, buyrun balata fiyatları, son akaryakıt zamlarına mı dellendiniz, buyurun çekin bana fırçanızı, tüm bu zamları ben yapıyorum, İran-Irak savaşına özellikle son verdirmiyorum, isterseniz sağda biraz duralım, inelim, dövün beni biraz, sonra devam edelim, gıkımı çıkarırsam adiyim.
Beni suda boğun, öldüresiye dövün isterseniz , yine de onun gibi... şurada dikilen gibi ... hain olmayacağım!
Reklam
bir hayata çattık ki;hayata kurmuş pusu
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat; Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne, Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur, Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan. Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna; Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler.Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Büyük Doğu Yayınları,102.Baskı·Kitabı okudu
Şiir
Dalkavuk
Muhteşem OsmanlI’da şiir ve edebiyat devletin aza­ meti ile daha da gelişmiş adetâ fütühata eşlik etmiştir. Kaynaklar Yıldırım Bayezit devrinden itibaren OsmanlI Devleti’nde şiir ve şairin varlığından söz etmeye başlar. İkinci Murat devrinde hız kazanmış, Fatih, Yavuz ve Kanuni devrinde zirveye çıkmıştır. Bunlar arasında şiir ve şairin en güzel tarifini de Cihangir Yavuz Sultan Selim yapmıştır. Yavuz Selim, kendine olur olmaz bir takım olağanüstü sıfatlar yükleyen şiirleri dinlerken renkten renge giri­ yordu. Bir gün kendisini fazlaca öven yalakaya şunları söylemiştir: "Bu nedir? Şiir mi? Türkü mü? 'Şiir yürek sızısı, gönül ağrısıdır. Bu adamların söyledikleri karşısında ne yüreğim sızladı, ne de gönlüm ağrıdı. Şiir öyle bir kaptır ki, içine temiz olmayan şeyler atılmaz. İçine yalakalık karıştırarak şiiri kirleten bu adamları öyle bir dövün ki bir daha insanların hırslarını kamçılayan sözler söylemesinler.
Sayfa 72 - Şair·Kitabı okudu
1000Kitap
Kadınları ikinci sınıf gören bir din
Tüm çağdaş demokrasilerin insan hakları konusunda kabul et­tiği evrensel ilkeler içinde 'eşitlik ilkesi' başta gelir. Eşitlik, öncelikle cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılması bakımından önemlidir. Bireyin cinsiyetine bakılmaksızın tüm haklardan eşit olarak yarar­lanması ve hukuk karşısındaki eşitliği tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmektedir. İslam dini ise, zamanına göre kadın hakları bakımından refor­mist ve koruyucu olmakla birlikte, günümüz dünyası ile kıyaslandığında kabulü imkansız olan bir ayrımcılık yansıtmaktadır. Kur'an'da hitap erkekleredir. Birkaç ayet dışında kadını muhatap alan bir üs­lup kullanılmamıştır. Kadının erkek karşısında ikinci sınıf bir birey olduğu açık biçimde ifade edilmektedir. Bakara suresinin 228. ayetinde, 'Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları bir derece daha fazladır'; Nisa suresi 11. ayette, 'Allah size, çocuklarınızın alacağı miras hakkında, erkeğe kadının payının iki mislini tavsiye eder'; Nisa suresi 34. ayette, 'Erkekler kadınların üzerine yöneticidirler. Çünkü Allah, kimini kimine üstün kılmıştır. Çünkü erkekler kadınlara mallarındannharcamaktadır... Dik kafalı­lık, şirretlik etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yatakla­rından ayırın ve dövün,' denilmesi; bu ayetlerin yanısıra erkeğin dört kadına kadar evlenmesine, teşvik edilmemekle birlikte izin ve­rilmesi; evlenme ve boşanma ile ilgili kuralların erkek lehine düzen­lenmesi, çağdaş dünyada kabul gördüğü biçimde bir eşitlik anlayı­şının dinde yer almadığını göstermektedir. Günümüz koşullarında, söz konusu ilkelerin yaşama geçirilmesi mümkün olmamakla birlik­te, Kur'an'ı anayasası olarak kabul eden Siyasal İslam Hareketi için, söz konusu ilkeleri uygulamak bir zorunluluktur.
Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. /nisa 34
Reklam
Reklam