Rehberim bir merkebe binmişti.Ben ise arkasında yaya yürüyordum.Rehberim:
-Oğlum kıymet-i ilm ve hikmeti öğrenmek için, yaya gideceksin. Bir şey, pahalı alınmazsa, kıymeti anlaşılmaz, dedi.
Herhangi bir varlık bana karşı iyiliksever duygular besleseydi, karşılığını yüzlerce misliyle verirdim; o bir tanecik yaratığın uğruna, tüm insan ırkıyla barışırdım! Senden istediğim şey makul ve ölçülü; öbür cinsiyetten, kendim kadar korkunç bir yaratık talep ediyorum.
-Şimdi içime hakikatler doluyor. İnsan nerededir? En dolu, en gergin, en tam halinde insan, yalnız ölüm karşısındadır. Çok iyi anlıyorum bunu şimdi. Bunun için hastalanmaya da, ihtiyarlamaya da lüzum yok: doğmak kafi. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir tek davamızın hükmü var: ölüme karşı.