Eser bilinç akışı tekniğiyle -içindeki tarihlere bakılmaksızın -kısmen- okundukça çözümlenen, kim kimdir, ne oluyor kardeşim, aslında bi şey olduğu yok!, farklı karakterlerin bilinç akışı tekniği içinde geriye dönüp ileri zamanlara sıçranmış yolculuklara çıkarıveren, bölüm bölüm ele alacak olursak; birinci bölüm diyalog tarzıyla okuyucuyu bir bakıma romana ısındırma ve zaman açısından çok gel-gitli, ancak ikinci bölümün kasvetli üslubu metnin orijinalitesinden gelme noktalama işaretlerini kullanılmayışı, üçüncü bölümde birazcık da olsa taşların yavaş yavaş oturtulmaya çalışıldığı yine de bu üçüncü bölümün ‘karakterlerin tam olarak birbiriyle ne alışverişleri var'a cevap veremediği ve üç bölümün 1. ağızdan anlatılışı, dördüncü bölümün ise 3. ağızdan (yazar (kısmen de olsa Dilsey)) anlatımı; kısaca çoklu anlatım teknikleri yani 4 anlatıcı ve buna bağlı 4 bakış açısı karşımıza çıkıyor.
- Kitap tabiri caizse denizin derinliklerine gidildikçe, yüzüldükçe altındaki varlıkların neler olup belirmeye başladığı, yani, okunup ilerledikçe bir şeylerin, karakterlerin belirdiği, anlam kazanmaya başladığını söyleyebiliriz. Tam olarak 4 bölüm buna cevap veriyor mu? Aslında (kısmen) Hayır! Ek bölümde yazar imdadımıza yetişip anlatımınca bize bazı karakterlerin kimi karakteristik özelliklerini tanıtmazsa eğer…
Sıkıcı ve sıkıntılı anlatıma rağmen sayfa numarasından şaşmadan ilerlemeye çalıştım. Ama tüyo vermek gerekirse, bu kitapta kronolojik bir zaman ya da olay örgüsü yok, yani olayın kendisini de beklemek abes. Onun için kitap içinde isterseniz sondan başa da okuyabilirsiniz ya da ‘İçindekiler’ başlığında belirtilen tarih sırasına uygun bir sırada da okuyabilirsiniz, ama dediğim gibi bu modern ve özellikle postmodern romanların özelliği ki, kronolojik bir tarih ya ya da kronolojik