İsmail Duman

İsmail Duman
@dumandagli7
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun!
Edebiyat Öğretmeni
Yüksek Lisans(Lisansüstü)
105 kütüphaneci puanı
333 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
8/10
·136 syf.·
2024 47. kitabı
Kitabı, yıllarca önce okuduğum ve İbrahim Sadri'nin de sesinden dinlediğim ve şairin ayrı bir kitabının ismi de olup aynı zamanda bu kitapta da yer alan bir şiirle beğeninize bıraktım. Siyah Gözlerine Beni de Götür Daha dokunmadan kurudu irem Çöllere bir türlü yağamıyorum Yeni bir koşunun başlangıcında Biraz deprem sonrası Biraz şehir hülyası Bir kalp yangınından geriye kalan Siyah gözlerine beni de götür Artık bir bu yerlere sığamıyorum Pembe uçurtmalar yolladığından beri Sarardı tiryaki menekşeleri Sonbaharın tozlu kafeslerinde Sevgi turnaları yakalıyorum Turnalar gidiyor; ben kalıyorum Avareyim, asudeyim, yorgunum Bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında, banklar üstünde Uyku tutmuyor karanlıkları Yitik düşlerimi kovalıyorum Gölgeler gidiyor; ben kalıyorum Binbir türlü kokuyorsa yaylalar Siyah gözlerine beni de götür Baharın koynundan koparıp sana İpek bir mendille sardığım yüreğimle Şehzade gülleri gönderiyorum Umutlar kalıyor; ben gidiyorum
Şiir
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247bin okunma
Reklam
Puan vermedi·96 syf.·
2024 40. kitabı
Bin Aşık Yılı Uzakta Sayfa 42-43 civarlarına geldiğimde önceki sayfalarda okuduğum şiirler dolayısıyla dedim, ya oldu olacak bir de James Joyce'un Ulysses romanındaki gibi Odysseia metnindeki unsurlara -Joyce gibi- Yılmaz Erdoğan da -şiir kitabının kalan sayfalarında- gönderme yaparsa ve yine onlara da bilmece-bulmaca koyup hakeza kelime oyunlarına bu döngüsellikle devam ederse tam da J.Joyce mantığını model almış diyecem, inanın iki üç sayfa sonra sayfa 45’e geldiğimde Homeros 'un ünlü eseri ‘Odysseia’daki unsurlara atıfta bulunuyor şair ve sanki düşünceme sağlam bir dayanak kazandırıyor. Nerede o, ‘Yaşayabilme İhtimali’, ‘Anladım’, ‘Ankara’, ‘Yeni Bir Sayfada Bakmak'taki o güzelim büyülü üslup, elle dokunur gibi içe işleyen: "belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla" dizelerin yerine daha çok dilbilgisi kıtlığı varmış gibi genel anlamda ‘fiil'leri iyiden iyiye devre dışı bırakıp fiilimsilerle, farklı sözcüklerle şiirleri açmazlara sürükleyen, şiirleri yoran; II.Yeniciler şairleri gibi sürrealist bir düşünceden dolayı ne geldiyse kalemlerine rastgele-çalakalem yazan bir anlayışı mı benimsemiş Yılmaz Erdoğan diyecem, ama mesela, II.Yeni şairleri ‘üvercinka, gözistan, cehennette vs.’ lügatte/sözlükte olmayan kelimeler türetirken Yılmaz Erdoğan bu kitabında lügatte olan kelimeleri kullanmış tabi ki ama rastgele-çalakalem yazdığıyla ilgili net bir şey diyemeyeceğim; ama galiba ben anladım, yukarıda paylaştığım dizelerin sahibi istese aynı tutarlı dizelerle insanın içine nakşeden, sanki kaleminden dökülenler somut ve bir o kadar gerçekçi birer varlıklarmış gibi, o
Şiir
Bin Aşık Yılı UzaktaYılmaz Erdoğan · İnkılap Kitabevi Yayınları · 2020448 okunma
Puan vermedi·59 syf.·
2024 39. kitabı
Kısa fabl tadında bir hikâye. Yüzeysel bakıldığında çocuk edebiyatı gibi görünebilir; ama yazarın intak yaptığı 'bir şeftali' üzerinden panoramik gelişme evrelerini bir yana bırakırsak, bir ölçüde sevginin ve kıymetin canlılar nezdinde öneminden bahsedilmesiyle yetişkinlere seslenildiğinden söz edebiliriz. Hasan Ali Toptaş'ın bu esere benzer olan Ben Bir Gürgen Dalıyım adlı eserinde sembolik olarak konuşturulan Gürgen dalı/ağacı insanoğlunun acımasızlığı, merhametsizliği ve sevgisizliğine değinirken, burada ise alıntı yaptığım şu diyalog ve ifadelerden, … Polat: «Sahip Ali, diye söze başladı. «Ne var? «Ya bahçıvan olacak o itoğlu it ağacımızı bulursa? «Ne olmuş? Bulursa bulsun! Polat sustu, Sahip Ali sürdürdü: «Hiçbir halt edemez! Ağacı eken biz, büyüten biz, meyvesi de bizim olacak. Polat kara kara düşünüyordu. «Toprak bizim değil ki ... dedi neden sonra. «Olsun, yine bir halt edemez. Toprak, üstünde çalışanındır. Bu toprak parçasını biz ektik; ürünü de bizim olacak. … Sanırım Polat'la Sahip Ali sopalarını bana vermemiş olsalardı o geceki fırtınadan sağ çıkmazdım. Korkunç bir fırtına dalları ağaçları birbirine kattı. Sabahleyin badem ağacının birkaç dalının kırılmış olduğunu gördüm. … Sahip Ali ve Polat bana öylesine bağlanmışlardı ki, bahçedeki öteki ağaçlar hiç mi hiç umurlarında değildi. Geçen yıllarda olduğu gibi anamın şeftalilerinin peşinde değillerdi artık. Ben kendimi onların malı olarak görüyordum. Olgunlaşacak olan meyvemi yalnız onların koparıp yemeye hakları vardı. Bir zamanlar beni yedikleri gibi sevinçle yine yesinler istiyordum. (Akyüz Yayınları/ sf.49-51) hareketle ‘emeğe saygı'nın ve bunlarla beraber bir de öykünün karakterlerinden olan Sahip Ali’nin akıbetine üzülen -sembolik- şeftali fidanının/ağacının bir ölçüde merhameti-acımayı ve sevginin gücünü diri tutması, bu
Çocuk Edebiyatı
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Can Çocuk Yayınları · 200810,4bin okunma
Puan vermedi·268 syf.·
2024 1. kitabı
Eser bilinç akışı tekniğiyle -içindeki tarihlere bakılmaksızın -kısmen- okundukça çözümlenen, kim kimdir, ne oluyor kardeşim, aslında bi şey olduğu yok!, farklı karakterlerin bilinç akışı tekniği içinde geriye dönüp ileri zamanlara sıçranmış yolculuklara çıkarıveren, bölüm bölüm ele alacak olursak; birinci bölüm diyalog tarzıyla okuyucuyu bir bakıma romana ısındırma ve zaman açısından çok gel-gitli, ancak ikinci bölümün kasvetli üslubu metnin orijinalitesinden gelme noktalama işaretlerini kullanılmayışı, üçüncü bölümde birazcık da olsa taşların yavaş yavaş oturtulmaya çalışıldığı yine de bu üçüncü bölümün ‘karakterlerin tam olarak birbiriyle ne alışverişleri var'a cevap veremediği ve üç bölümün 1. ağızdan anlatılışı, dördüncü bölümün ise 3. ağızdan (yazar (kısmen de olsa Dilsey)) anlatımı; kısaca çoklu anlatım teknikleri yani 4 anlatıcı ve buna bağlı 4 bakış açısı karşımıza çıkıyor. - Kitap tabiri caizse denizin derinliklerine gidildikçe, yüzüldükçe altındaki varlıkların neler olup belirmeye başladığı, yani, okunup ilerledikçe bir şeylerin, karakterlerin belirdiği, anlam kazanmaya başladığını söyleyebiliriz. Tam olarak 4 bölüm buna cevap veriyor mu? Aslında (kısmen) Hayır! Ek bölümde yazar imdadımıza yetişip anlatımınca bize bazı karakterlerin kimi karakteristik özelliklerini tanıtmazsa eğer… Sıkıcı ve sıkıntılı anlatıma rağmen sayfa numarasından şaşmadan ilerlemeye çalıştım. Ama tüyo vermek gerekirse, bu kitapta kronolojik bir zaman ya da olay örgüsü yok, yani olayın kendisini de beklemek abes. Onun için kitap içinde isterseniz sondan başa da okuyabilirsiniz ya da ‘İçindekiler’ başlığında belirtilen tarih sırasına uygun bir sırada da okuyabilirsiniz, ama dediğim gibi bu modern ve özellikle postmodern romanların özelliği ki, kronolojik bir tarih ya ya da kronolojik
Roman
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,112 okunma
8/10
·98 syf.·
2021 3. kitabı
... Gürgen mi? Burada konuşan bir ağaç; neler söylemiyor ki... insanın ısrarla kulak ardı ettiği her şeyi. Güzelliği ya da güzel bir dünya mimarisini her yönüyle -ormanıyla, çevresiyle, barışıyla, kardeşliğiyle...- insanoğlunun inşa edemeyeceğini fısıldadı da bize, yine de hırs ve heves yanlısı bu varlık söylendiği gibi dur durak bilemedi, bilmemeye de devam ediyor. Nifak tohumlarını ekiyor insanoğlu bütün benliğiyle şu yeryüzüne. Tabiri caizse durum böyle. Bir de şu yeryüzünün insan dışındaki diğer bütün varlıkları gerçekten bi konuşabilse...! Ah bi konuşabilse!..
Roman
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20157,5bin okunma
Reklam