BULUNABİLİRLİK, DUYGU VE RİSK
• Felçler tüm kazaların toplamından neredeyse iki kat fazla ölüme neden oluyor; ama anketi yanıtlayanların %80'i kaza sonucu ölümü daha olası buldu.
• Kasırgalar astımdan daha sık ölüme neden oluyormuş gibi görüldü, oysa astım 20 kat daha fazla ölüme yol açıyor.
• Yıldırım çarpmasından ölüm, gıda zehirlenmesi nedeniyle ölümden daha az olası bulundu, oysa gerçekte 52 kat daha sık görülüyor.
• Hastalık nedeniyle ölüm olasılığı, kaza sonucu ölüme oranla 18 kat yüksektir, oysa iki nedene de eşit olasılık verildi.
• Kaza sonucu ölüm, diyabetten ölüme oranla 300 kat daha olası bulundu, oysa gerçek oran 1 :4'tür.
...
Ölüm nedenlerine dair tahminler, çağrışımsal belleğimizdeki fikirlerin etkinleştirilmesinin neredeyse doğrudan bir temsili ve iyi bir ikame örneğidir. Ancak Slovic ve çalışma arkadaşları daha derin bir içgörüye yönlendirildiler: değişik risklerle ilgili fikirlerin akla gelme rahatlığıyla bu risklere verilen duygusal tepkilerin girift bir şekilde birbirine bağlı olduğunu gördüler. Korkutucu düşünce ve imgeler aklımıza özellikle kolay gelir, akıcı ve canlı tehlike düşünceleriyse korkuyu büyütür.
...
Medya halkın ilgilendiği şeyleri biçimlendirmekle kalmayıp, onun tarafından biçimlendiriliyor da.
...
Kafamızdaki dünya, gerçekliğin bire bir kopyası değil; maruz kaldığımız mesajların yaygınlığı ve duygusal yoğunluğu, olayların sıklığıyla ilgili beklentilerimizi çarpıtıyor.
...
Slovic en sonunda duygulanım kısa yolu kavramını geliştirdi; buna göre insanlar, yargı ve kararlarını duygularına başvurarak oluştururlar: Bundan hoşlanıyor muyum? Bundan nefret mi ediyorum? Bu konudaki hislerim ne kadar güçlü ? Hayatın birçok alanında **insanlar, çoğu kez farkında olmadan, hislerini ve temeldeki yaklaşma ya da uzak durma
Dünya bir köpüktür.Evet,ama hakikat denizinin ve sonsuzluk ummanının üstünde. Onun dalgalarının çocuğu olan bir köpük. Deniz dalgalanmasa bu köpük olmayacaktır. ama dalgalanmadıkça deniz deniz olacak mıdır?
“Bazen darmadağınık oluruz. Aklımız bir şey söyler, kalbimiz başka şey. Hazırızdır serkeşliğe. Sığınacak bir yer ararız da teskin olacak bir yer bulamayız. Hüzünler üst üste gelir. Hiçbir şey bizi avutmaz. Aradığımızı bulsak da avunmayız. Dünya durulma yeri değil çünkü, Sadeleşme yeri hiç değil. Karmaşık, karmakarışık... Değişim devam ediyor. Şu olsun deriz, olur; bu olsun deriz, olur; bir de onu isteriz, o da olur. Sınır yok ki isteklere. Bizim sınırsız isteklerimiz ancak Allah'ı bulduğumuzda sona erer. O'nu bulmuşsak, başka şeyleri kaybetsek de olur.”
Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazırlar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir-puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer. Tüm dünya edebiyatı, Bulgar edebiyatı da istisna değil, anneyi yüceltir ve babaya acıklı, Kafkaesk mektuplar yazar.