Peki, insanı hayvanlardan ayıran nedir? diye sorduğumuz zaman Cenab-ı Hakkın o üçüncü boğumdan dolayı insanlara hasletmiş olduğu 4 tane temel özellik ortaya çıkıyor:
1) İnsan öyle bir mahlûktur ki, doğruyla yanlışı ayırabiliyor.
2) İnsan öyle bir mahlûktur ki, iyiyle kötüyü, güzel ile çirkini ayırabiliyor.
3) İnsan öyle bir mahlûktur ki, adalet ile zulmü ayırabiliyor.
4) İnsan öyle bir mahlûktur ki, faydalı ile zararlıyı ayırabiliyor.
İnsanı insan yapan, işte asıl Cenab-ı Hakkın vermiş olduğu bu üstün ve müstesna meziyetlerdir. Onun için insan mahlûkların en şereflisi, en ekremidir. Bundan dolayıdır ki, doğru ile yanlışı ayırma özelliği, insan toplumlarında ilim kurumlarını meydana getirmiştir
Demektir ki, 1,999...9'u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünya da aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası.
Rebah arkamdan seslendi. ‘Gel Ömer, artık sana izin verdi!’ İçeri girdim, Allah Resûlü’ne selâm verdim. Hasırdan örtülü bir yatak üzerinde idi. Hasır derisinin üzerinde izler bırakmış, çizgiler belli oluyordu. Etrafıma bakındım. Bir yanda bir avuç arpa, diğer yanda asılı bir post gördüm. Gözlerim yaşardı. Resûlullah (sas): ‘Niçin ağlıyorsun?’ diye sordu. ‘Yâ Resûlullah! Nasıl ağlamayayım ki? Kisrâlar, Kayserler dünyanın zevk-ü sefasını sürerken, siz Allah’ın en sevgili kulu olduğunuz halde bu basit şartlar içinde yaşıyorsunuz!’ dedim. Resûlullah (sas): ‘Ey Hattab’ın oğlu Ömer! Dünya nimeti onların, âhiret saâdeti de bizim olmasına râzı değil misin?’