Hayat bu. Ne olacağını bilemezsin...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:56
Yine kendisini ve kalemini, kitaplarını çok beğendiğim bir yazar... Mustafa Kutlu Öyle hayatın içinden, öyle perdesiz gerçekleri anlatıyor ki, 'Sanki bunu ben yaşadım.' diyebiliyorsunuz. Anlatımı gayet içten, samimi, dupduru. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Bunun için bile okumaya değer. Efendime söyleyeyim kitap sondan başlayıp başa gidiyor. Bu tekniği severim. Benim için merak çürüten bir yanı yok. Kimisi olayın sonunu okuyarak kitaba başlayınca sıkılır. Ben onlardan değilim sanırım... Bir cenaze için cami avlusunda toplanan kişilerle başlıyoruz. Bu satırlar okunurken aslında toplumda ki cenaze algısına da ucundan eleştiri yapmıyor değil. Ölümü doğal, olağan ve kesin son olarak anlatması çok yerinde ve güzeldi. Evet ölümü anlatan bir kitaptaki satırlarda pekâlâ güzel olabilir. "Ne çırpınıyorsun kardeşim sen de sonunda imamın kayığına bineceksin..." (s.7) Kitap paşazade Arif Bedir Bey'in hikayesini bizlere aktarıyor. Çocukluğundan ölümüne kadar hayatının inişli çıkışlı her dönemine tanıklık ediyoruz. Oldukça keyifli bir çocukluk dönemi geçirmiş. Bu satırlarda mahalle olgusu, arkadaşlık olgusu üzerine harika tespitler ve çıkarımlar vardı. Herkesten farklı bir çocukluk geçiren Bedir'e yer yer hak veriyoruz bazen de üzülüyoruz. Babası varlıklı ama sorumsuz. Anası varlıklı ama pek iş bilmez bir hatun. Mahallede çok da arkadaşı yok, zira pek de arkadaş olunacak bir yapısı yok zat-ı muhteremin... Neyse efendim tahsili iyi, eğitimi doyurucu... Bu sıralarda gönlüne düşen ilk sevda tanesine de tanık oluyoruz ama sonuca varmıyor elbet. Yurt dışlarına gidip gelen Bedir arkadaşlarıyla iş kuruyor ticarete atılıyor... Başından türlü türlü işler geçiyor. Hem zirveye çıkıyor, hem dibi görüyor. Bazı bölümlerde cenaze için cami avlusuna gelen arkadaşlarına(tabut içinden) söylediği sözler
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
8/10
·432 syf.··
2026 31. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 08:50
Yalın, dupduru bir anlatım. Basit görülen bir çiftlik, köy hayatı. Zorluklarla geçen rutin günler. Cahillik ve eğitimsizlik üstüne bir de adaletsizlik yüzüne yüzüne vuruyor. Yer yer ufak aksiyonlar yaşanıyor biraz heyecan katıyor kitaba ama onun dışında çok dingin geçiyor diyebilirim. Dinginliği dinlendiriyor, verilen mesajlar düşündürüyor. Hem köleler hem efendiler.. Ben severek okudum
1000Kitap
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020965 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·248 syf.··
2026 2. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 09:04
Yine su gibi akıp giden bir Şermin Yaşar romanı. Yazarın dili yine sade, süslemelerden uzak, apaçık dupduru. Konu hayatın bizzat ta kendisi. İçine anında çekti. Çocuklarından istediği ilgiyi sevgiyi görememiş, eşini kaybettikten sonra yapayalnız kalıp uzakta bir köye yerleşen Selime teyze ve çocukken anne babası tarafından terk edilmiş, babaannesi ve dedesiyle yaşamaya başlayıp onların ölümüyle yapayalnız kalmış Meltem… “Tesadüf” bu ya iki karakterimiz buluşuyor ve dertleri bir masal gibi ortaya dökülüyor. Kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş.) Okurken çok üzülüp ağladım. Kendime ağladım, bir gün anne babamı kaybedecek olmama ağladım. Sevdiklerim teker teker göçecek ya buna ağladım
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 19:32
Kitabın adı:Yitikler Arasında Zaman Yazarın adı:Nadir Gezer Sayfa sayısı:160 Kitabımızı okurken iki zaman arasında koşturuyoruz. Biri Yitik zaman, diğeri yaşanan zaman. İki zaman arasında yaşanan bunalımlar. Kitabımız yaşanılası dupduru yaşamın şiirsel yanıyla, içe dönük sıkıntıları bir arada sunuyor. Okuyalım okutturalım.
Yitikler Arasında ZamanNadir Gezer · Güldikeni Yayıncılık · 20001 okunma
Öyle işte
9/10
·77 syf.··
2026 7. kitabı
"bu kitap okuyanının huzurunu kaçırsın diyedir onlaradır" Seneler önce defalarca okuduğum şiir kitabı. Şiir, gençliğimin azımsanmayacak bir zaman diliminde hüznümün ekmeği suyuydu. Hem yara bandım hem yaram dediği gibi Teoman'ın, garip bir ilişkimiz vardı kendisiyle. Eşimle tanıştıktan sonra zaman içinde şiirle ilişkim değişti; artık kendi kendime okuyup hüzünlendiğim değil, ona durlanmış kelimeler götürdüğüm, kendi adıma safi hüzün içermeyen, sahiden de dupduru kelimeler oldu benim için ilmek ilmek. Hüznümü beslemek için okuduğum bir şeyden ziyade hem kendime hem ona okuduğum, onunla paylaşmak istediğim bir türe dönüştü. Benim doğam bir şekilde yine hüzünlü, ama artık şiir kitaplarını okurken, kitap şiir dünyasının vakkosu olsa dahi o eski hüzünle aynı saflıkta bir hüzün hissettirmiyor. Yaşlanmak veya yaş almak böyle bir şey sanırım. Bu kitaptaki şiirleri hiçbir zaman unutmadım. Unutacağımı da pek zannetmiyorum. İnsan yutkunamadığı ne kadar şiir varsa hepsini içinde bir yerlerde taşımaya devam ediyor. Kalıp ona baktım, kalıp ona bakmak oldu dünya Seyyidhan abi, sen demiştin... gençliğim için şaşılası ama evet, diyebileceğin en güzel anlamda. :')
Şiir
Dünya LekesiSeyyidhan Kömürcü · Everest Yayınları · 20212,197 okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 18:05
Herkese merhaba! Kopenhag Üçlemesinin ilk kitabı Çocukluk. Üçlemeyi bitirip aslında tek bir yorum yapmayı düşünüyordum; ama sonradan fikrimi değiştirdim. Her bir kitap hakkında ayrı ayrı yorum yapmaya değer çünkü. Şiirsel bir dili var Ditlevsen'in ama bunu size toz pembe bulutlar resmetmek, pamuk şeker tadında anılar aktarmak için kullanmıyor. Tam aksine çocukluğun karanlık köşelerine sizi itinayla yavaş yavaş çekiveriyor ve orada bir anda kendinizi kendi anılarınızla yüzleşirken buluyorsunuz. Sahi bu anılarınız nasıl? Veya dostum dediklerinizin? Yanınızdan geçen birinin örneğin? Ya da her gün yüz yüze baktığınız iş arkadaşlarınızın? Sizleri bugünkü siz yapmakta hiç mi etkili olmadılar? Emin misiniz? İçinde büyüdüğünüz aile, çevre, toplum nasıldı? Her birinin sizin bugünkü siz olmanıza etki etmediğine emin misiniz sahiden? Üçlemenin sonuna geldiğinizde aslında her şeyin temelinin ve öğrenilmiş çaresizliğimizin yuvasının çocukluk ve çocukluğun o uçsuz bucaksız evreni olduğunu anlıyoruz. O evren ki aile tarafından sınırları çizilen ve inşa edilen... O evren ki sizin yetişkinliğinizi de biçimlendiren ve bugün belki de tam olarak hatırlayamadığımız birçok çocukluk anında gizli... Bu kitabı okumak için hala ikna olamadıysanız, arka kapaktaki metne hızlıca bir göz atmanızı tavsiye ederim. Ki bu metne bakıp etkilenmeyen biri var mıdır bilemiyorum. Bir başka sebepse çeviri. Leyla Tamer'in çevirisi mükemmel! Dupduru ve akıcı! Kesinlikle tavsiyemdir. Kitaplarla kalın!
Edebiyat
ÇocuklukTove Ditlevsen · Monokl Yayınları · 20241,556 okunma