Puan vermedi·112 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:10
İstasyon... Kelime anlamı olarak state yani beklemekten geliyor. Farsça îstgâh...îstâden mastarından... beklemek...Durak...durmaktan... Durmak, beklemek...pasif bir hal insan için. Kendilik sınırlarını yoklamaya çıkan insan hangi duraktan yola çıkıyor? Otobüs, tren, tramvay, metro bekliyoruz duraklarda. Vapurları beklemek yeri ise iskeleler... Her nerede beklersek bekleyelim yolculuğun gölgeleri içimize düşüyor. Ve beklemek kaderimizde en çok payımıza düşen şey. Bir halden bir hale geçiş için vize hükmünde beklemek eylemi. Başkentler başkenti... Mırıldanıyorum Sezai Karakoç'tan..."Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine"... Deniz...bir özel isim ve yarı örtülü bir özne olarak denizler ortasında bir adaya gelir sürgün olarak... beklemek için. Bir halden bir hale geçmek için...bir başkentte...bir başkente bağlı bir adada...akıl almıyor değil mi? Başkenti ikiye bölen bir ada! Ancak hayal ülkelerin başkentinde ada olur...belki Kasım İstanbul'da... Hikaye kısmına hiç girmiyorum...çünkü beni heyecanlandıran...bir özel isim olarak değil, cins isim olarak denizdi...denizler ortasında bir başkent gettosu bir adaydı...ne yaşanırdı be....ne yazılırdı be....
İstasyonBirgül Oğuz · Metis Yayınları · 2020321 okunma
Karada Yaşayamayanların Otobiyografisi
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Açlık’ı okumak benim için sadece bir "kitap bitirme" eylemi değildi; resmen kendi gizli otobiyografimle yüzleşmek gibiydi. Kitaptaki o isimsiz karakterin sokaklarda açlıktan nefesi kokarken, cebindeki son kuruşu gururundan dolayı başkasına vermesi ya da bir lokma ekmek için eğilmek yerine kral gibi davranmaya çalışması... İşte o "kibir" meselesi, benim yıllarca ördüğüm o kalkanın ta kendisi. İnsan en sefil hissettiği anlarda, o "kusurluluk" duygusuyla baş edemediği için zihninde narsisistik büyüklenmelere sığınıyor. Adamın midesi aç ama ruhu o kadar gururlu ki, gerçeklikle bağını sırf bu yüzden koparıyor. Tıpkı benim uzun zamandır o "kuluçka" dediğim güvenli hapishanemde yaptığım gibi. Karakterin kendi hayatını sürekli imkansızlaştırması, önündeki açık kapıları görmezden gelip çıkmaz sokaklara sapması bana o meşhur "başarı sabotajımı" hatırlattı. Hayat aslında o kadar karmaşık değil; onu yaşanmaz hale getiren yine bizim o durmak bilmeyen analiz motorumuz ve "ya hep ya hiç" diyen katı standartlarımız. Tam bu noktada, o isimsiz adama Adamlar’ın "Rüyalarda Buruşmuşum" şarkısını fırlatmak istiyorum. Şarkıdaki "Başımdan büyük dertlere yar oldum / Biraz bildim az da uydurdum" hali, karakterin sefil gerçekliği zihnindeki büyüklenmeci masallarla yamamaya çalışmasının tam karşılığı. Tıpkı o karakter gibi; rüyasının peşine taksi tutup cüzdanını unutan, "yüzünü gözünü, iki çift sözünü kirli sepeti dibi gibi bastırıp gizleyen" bir adam o. "Sola diye sağa, düzümü tersime" giderek kendi hayatını sabote edişi, tam da başucuna kurduğu o saatli bombaların ortasında rüyalarda buruşup kalması... Kitabın sonunda karakterin karada yaşamayı beceremeyip bir gemiyle belirsizliğe, denize açılması aslında bir vazgeçiş değil, eski benliğin ölümüydü. O gemiye binip gitmek; artık o rüyalarda
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hız çağında unutulan şey: tefekkür”
10/10
·104 syf.·
2026 24. kitabı
10/10 Tefekkür Yaşamı üzerine konuşalım—bu kitap kısa ama düşündürdüğü alan çok geniş. Byung-Chul Han burada aslında modern insanın en büyük kaybını işaret ediyor: düşünme ve durma yetisini. Ona göre biz artık “yaşayan” değil, sürekli üreten ve tüketen varlıklar haline geldik. Bu yüzden de “tefekkür” yani derin düşünme, içe dönme, anlam arama hali neredeyse yok oluyor. Kitabın temel fikrini şöyle özetleyebiliriz: İnsan sadece eylemle değil, eylemsizlikle de var olur. Ama burada “eylemsizlik” tembellik değil. Han’ın kastettiği şey: * Durabilmek * Sessizlikte kalabilmek * Kendinle baş başa kalabilmek * Bir şeyi hemen tüketmeden, üzerinde düşünebilmek Bugünün dünyasında ise tam tersi var: * Sürekli meşguliyet * Sürekli dikkat dağınıklığı * Sürekli bir şey yapma baskısı Han buna “performans toplumu” diyor. Yani kimse seni zorlamasa bile sen kendini zorluyorsun. ⸻ Kitabın felsefi damarı Han, Hannah Arendt’in “vita activa” (eylem yaşamı) kavramına karşı, “vita contemplativa”yı (tefekkür yaşamı) yeniden hatırlatıyor.
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma
Edebiyat projemdi bu yazı aslında
Puan vermedi·112 syf.··
2026 50. kitabı
Spoiler Bu kitabı okurken ve analiz ederken dikkatimi çeken çok fazla kavram oldu. Yoksulluk, cesaret ve merhamet, dostluk… Bugün tek tek bu kavramları incelemek ve Stainbeck’in bu 111 sayfalık kitabına sığdırdığı kavramların büyüklüğünü daha iyi hissetmemizi sağlamak istiyorum. Hayaller ve dostluk bizim iki ana karakterimizin diğerlerinden ayıran, en göze çarpan özellikleridir. Kısaca anlatmak gerekirse bu roman zeki ama ufak bir adam olan George Milton ve onun birkaç tahtası eksik ama fiziksel kuvveti haylı hayli yerinde olan arkadaşı Lennie Small’ın öyküsünü anlatıyor. Hikayenin en başında bu ikilinin sahip olduğu tek şey ,gerçek anlamda tek şey, dostlukları ve dostluklarının sebep olduğu hayalleridir. Bu hayallerini gerçekleştirmek için George ve Lennie ırgatlık yapmak için çiftlikte işe girerler. Amaçlarınise bu işte para biriktirip kendilerine ait bit bir çiftliğin patronu olmaktır. Kitabın en başından anladığımız kadarıyla ikilimiz bu hayale canı gönülden inanırlar. Bu hayal ne kadar yürek ısıtıcı olsa dahi karakterlerin hayat şartlarına baktığımız zaman , kendilerinden bir hayli uzaktadır. Hatta herhangi bir insan bile bunun imkansız olduğunu anlayabilir. Çünkü 1930larda geçer bu kitap. Hem de Amerika Birleşik Devletlerinde. Tam o dönemde ise tüm dünyayı kasıp kavuran, milyonlarca insanın işsiz kalmasına sebep olan Büyük Buhran yaşanmaktadır. Anlayacağınız Lennie ve George sadece fakir değil aynı zamanda ekonomik krizi sarsılarak yaşayan bir ülkenin vatandaşıdırlar. Bu durum ise hayallerinin gerçekleşmesini imkansız kılar. Bu hayal dostluklarının büyük bir parçasıymış gibi hissettim. Kitap boyunca George ve Lennie’den farklı olarak korkunç derecede yalnız olan karakterleri okuduk. Mesela Candy var, çalışanların en yaşlısı olduğu için onlara asla uyum
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,8bin okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 00:00
"MOLA" "Her şey gelir geçer ve siz kendinizle kalmaya devam edersiniz. Yani yanınıza kalansınızdır her zaman. Kendinizden kurtuluş yok. Bu nedenle kendinize daha çok şefkat ve merhamet gösterin. Affedici olun." Bir kaçış, bir mola, bir soluk... Her neyse adı, işte ona ihtiyacım vardı. Bu cümlelerle başladı her şey. Otuzlarının başında, gözlerinin içi gülen ama iç dünyası yangın yerine dönmüş bir kadının hikâyesiydi bu. Şafak, tıpkı çoğumuz gibi hayatın içinde kaybolmuş bir kadın. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahipti: gençlik, güzellik, zekâ... Ama kimse bilmiyordu geceyle birlikte gelen kâbusları, sabahları yataktan kalkmak için harcadığı devasa çabayı, nefes almanın bile işkenceye dönüştüğü panik anlarını. Hayatını anlatırken kullandığı kelimeler ağırdı: "karanlık bir tünel", "çıkmaz bir sokak", "cehennemin dibi". Depresyon sadece üzüntü değildi onun için; hissedememenin, donukluğun, renklerin solduğu bir dünyada yaşamanın adıydı. Kaygı ise peşini bırakmayan bir gölge gibiydi; nereye gitse, ne yapsa onu buluyordu. Psikiyatristinin önerisiyle hayata bir "mola" vermeye karar verdiğinde, aslında sorunun işi olmadığını henüz bilmiyor. Başlangıçta sadece bir kaçış gibi görünüyordu. Şehirden, stresten, tetikleyicilerden uzaklaşmak... Ama evren eylemi severdi ve o da harekete geçti. Şafak'ı hasta eden, masasındaki dosyalar ya da yetişmesi gereken projeler değil; yıllar önce yarım kalan bir aşk, tamamlanamayan bir vedalaşma. Can'ın kim olduğunu öğrendiğimizde, Şafak'ın neden "yarım" hissettiğini anlıyoruz. Kanserle savaşan ama bir kaza sonucu hayatını kaybeden büyük aşk... İnsanın içini sızlatan bir trajedi bu. Çünkü bazı kayıplar vardır, üzerinden yıllar geçse de kapanmaz. Bazı kapıların önünde ömür boyu beklemek zorunda kalırsın. Şafak da tam olarak bunu yapmış:
Edebiyat
MolaGüldem Şahan · Eksik Parça Yayınları · 202620 okunma
2026 yılının ilk kitabı - İradeyi Eğitmek
Puan vermedi·96 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 11:11
Güçlü bir irade, yaşamın birçok alanında başarı ve iyi oluş için temel bir mesele olarak karşımıza çıkar. İradesi güçlü insanların hem psikolojik hem de fiziksel sağlıklarının daha iyi düzeyde olması, iradenin yalnızca “kendini tutabilme” becerisi olmadığını; hayatın tamamına yayılan bir düzen kurma kapasitesi olduğunu göstermektedir. İradeyi Eğitmek, tam da bu noktada iradeyi soyut bir kavram olmaktan çıkararak gündelik hayatın merkezine yerleştiren bir eser olarak öne çıkmaktadır. Mehmet Dinç ve Saadet Öztürk, iradeyi sabit bir kişilik özelliği olarak değil; öğrenilebilen, geliştirilebilen ve doğru koşullar altında güçlendirilebilen bir süreç olarak ele alır. Dayanma gücü modeli üzerinden iradenin bir kas gibi çalıştığını vurgulamaları, kitabın temel çerçevesini oluşturur. Nasıl ki kullanılmayan kaslar zayıflıyorsa, günlük hayatta bilinçli şekilde kullanılmayan irade de zayıflamakta; buna karşılık iradenin düzenli ve doğru alanlarda kullanılması, hem o alanda hem de başka alanlarda daha güçlü bir irade kapasitesi kazandırmaktadır. Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri, iradeyi sürekli bir mücadele alanı olarak sunmamasıdır. Aksine yazarlar, iradeyi gereksiz yere yormanın uzun vadede başarısızlığa yol açtığını vurgular. Günlük kararları rutinleştirmek, uyku, beslenme ve hareket gibi temel alanları düzenlemek, dürtüleri tetikleyen ortamlardan uzak durmak gibi öneriler; iradeyi kriz anlarında devreye sokmak yerine, hayatın genel akışını iradeyi destekleyecek şekilde düzenlemeyi hedefler. Bu yaklaşım, iradeyi “her şeye rağmen direnmek” olarak değil, “doğru şartları kurmak” olarak konumlandırması bakımından önemlidir. Dürtülerle baş etme konusu kitapta özel bir yer tutuyor. Dürtülerin kalıcı olmadığı, iniş çıkışlar yaşadığı ve zaman tanındığında etkilerinin zayıfladığı
2026 Okuma Raporları
İradeyi EğitmekMehmet Dinç · Muhit Kitap · 2024189 okunma