Bozkırkurdu topluma yabancılaşma, kimlik çatışması, kimlik arayışı, intihar gibi oldukça geniş kapsamlı konuları işler. Felsefi yönü oldukça ağırdır. Kitapta sembolizm çokça kullanılmış ve psikolojik olarak derin analizler içerir. Kitap oldukça derince incelenebilecek bir kitaptır. Ben incelememde normal bir okuyucu gözünden inceleyeceğim.
Kitabın baş karakteri Harry Haller 3 farklı bakış açısından anlatılır girişte. Komşusuna göre sakin birisidir ve sorun çıkarmaz. Oldukça uyumludur ancak varlığıyla bir karamsarlık yayar ve çevresine huzursuzluk verir. Harry Haller kendi gözünden yaşadıklarını ve düşündüklerini anlatır. Son olarak da Bozkırkurdu üzerine bir akademik denebilecek bir inceleme verilir. Harry Haller'a göre bozkırkurdu onun vahşi yönünü temsil eder ve ikisi arasında sürekli bir savaş olduğunu varsayar. Kitapta ise dendiği gibi insanın bir ruhu değil, binlerce ruhu vardır. Bununla kastedilen insan sadece iki kavramın zıtlığından değil birçok kavramın zıtlığından oluştuğudur. İyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı, us olduğu gibi duygusal tarafı da vardır. Harry ise sadece Bozkırkurdu olduğunu ve onunla çekişme içinde olduğunu düşünür. Burada bozkırkurdu mesajın rahat anlaşılması için yapılan mitolojik bir indirgemedir.
Bozkırkurdu, Harry'nin mantık ve acımasızlığın baskın olduğu tarafıdır. Harry dünyaya karşı eleştireldir, en çok da kendine. Çok ciddidir ve Harry'nin eğlenip hayatı yaşamasına izin vermez. Parlak bir fikri olsa hemen hata bulur mesela, hevesini söndürür. Aralarındaki bu çatışma kendisinin her hareketini sorgulamasına ve kaygılı olmasına sebep olur.
Harry Haller 50'li yaşlarda, orta boylu, boşanmış, bakımlı, nazik ve içten birisidir. Toplumdan uzaklaşmış, günlerini yalnız geçirir. Kendisini burjuva dünyasının dışında, aile yaşamı ve toplumsal
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
Selamlar 1k okurları.
ben yine Ahmet Ümit okumaya karar verdim. Neden diye soracak olursanız, bu Ahmet Ümit'in 4. Romanı okumuş olduğum. Kırlangıç Çığlığı, Elveda Güzel Vatanım, ve Yırtıcı Kuşlar Zamanı eserleri okumuştum daha önce ve öteki kitaplarını çok sevmiştim, ama en son okuduğum "yırtıcı kuşlar zamanı" bende tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Belki de ben beklentimi yüksek tuttum, tam olarak bilmiyorum o kadarını. Ama Bir Ses Böler Geceyi kitabını çok sevdim.
Kısa bir kitap ama dolu dolu olduğu aşikar
Hem toplum, hem siyasi, hemde din konuları işlenmiş kitapta. Kahramanlarımız Süha ve İsmail; biri devrimci bir kışlık, öteki ise maneviyat arayışında. İsmail'in iç savaşı o kadar derin işlenmiş ki, okuduğum kısacık sayfalar bile beni çok başka yerlere götürdü.
Dolunayın ışığında Bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarlarını çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi. Konuğunu yitirmiş bir mezar! Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü!.
Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden bir yaşamın arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış! Mistik bir gerilim romanı...
Klâsik vedam geçelim:)
"Bilgi, Hakk'ın bize sunduğu bu dünyayı, canları korumak içindir. Eğer bunların tersine iş görürse yıkıcı olur."
Kitaplarla ve sağlıkla kalın.
Zweig diyeceğim. Şöyle bir şey; bu okuma bana, sıcak yaz günlerinde tozlu bir yerde çalışırken insanın vücudunda böyle küçük iğne batması gibi bir sıcak acısı olur, yer yer vücudundan sıcak sıcak pıt pıt bir şey atar öyle hissettiridi işte. Bu kitap değil de bu hikâye.
"Kadın birdenbire, "yaşantım onun yanında da şekillenmiş olabilirdi" diye düşündü ve aniden aklına gelen bu fikir zihninde renkli hayallere dönüştü... sonra hayalperest dudaklarındaki düşünce yavaş, çok yavaş, neredeyse fark edilmeden söndü..."
Hiçbir şey yazmak istemiyorum konuşmak istemiyorum bilmek istemiyorum görmek istemiyorum duymak istemiyorum. Allah'ım bu insanlar nasıl tahammül ediyor kendileri ile yaşamaya diye diye ben de bu hayatı tamamlarım bir gün. Tek bir gün yok ki hayret etmeyeyim. Gerçekten Allahım razıyım ben. Ben bu halimden iyi kötü razıyım. Sen de benden razıysan ben başka bir şey istemiyorum. Kim ne yapıyorsa yapsın artık kimse adına utanmak istemiyorum kimseden de sorumlu falan değilim. İnsanların yaptıklarından da sana sığınıyorum. Ve hatta ki varlıklarından.
Milli okurlar tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir roman , yani gazetede bilmem kaç sayı olarak böyle bir romanın yayınlanmasına inanamıyorum , o dönem yaşamış olsam her sayısını heyecanla beklerdim . Her hafta Vildan hanımın düşler alemine girer, acebalarla dolu düşüncelere dalardım. Server Bedi büyük yazarsın , her kitabında bunu kanıtlamandan ayrıca bıktım.
Melayê Cizîrî, 16. yüzyıl Kürt edebiyatının önde gelen Kürt şairlerindendir. Cizre Botan Emirliği'nin hükümdar ailesinden gelen bu şair, Kürt edebiyatı tarihinde güçlü ve öncü bir yere sahiptir. Bir divan şairidir. Şiirlerinde aşk ve özlem aracılığıyla insan ruhunun en derin duygularını, hassasiyetini, inancını, gençliğini ve dertlerini işlemiştir. Mela'nın eserleri, Kürt şiir estetiğinin zirvesini temsil eder.
Şebçirax, biyografik bir romandır ve kendi içinde tarihî bir anlatı niteliği taşır. Okuyucuyu hayaller ve düşler aracılığıyla eski Cizre Botan'a götürür. Dicle ve Fırat kıyılarını, Kürdistan'ın dönemin önemli medreselerini ve şehirlerini gözler önüne serer. İstifadeniz bol olsun.
Dönüşümün başlangıcı: "Gregor Samsa; bir sabah içini sıkan bunaltıcı düşler gördüğü uykusundan uyandığında, kendini devasa bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
DönüşümFranz Kafka · Bordo Siyah Yayınları · 2018268,1bin okunma