Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:22
Ölü Zaman Gezginleri ~ Hasan Ali Toptaş . Alıntılar; . Ben, soluğu üç beş yılda kesiliverecek bir açıklamayı kabullenmeye hazır değildim. Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım? Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. . En sıkı bağımız sessizlikti . Sevmiştim sokakları. İnsan onları gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. Hatta uzaktan uzağa da olsa, öteki insanların varlığına yaslanıp kendi varlığını, yalnızlığını ve tekdüzeliğini yeniden kavrıyordu. . Şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmış olsak da, belleğimizdeki hatıralardan -yani geleceği ele geçirmek adına geçmişe saçıp savurduğumuz kendimizden– henüz kurtulamamıştık. Oysa şehirler, hatıralarımızı süsleyen dostlarımızla birlikte kim bilir nerelerde kalmıştı şimdi, hâlâ var mıydılar, insanlar yiyip bitiriyorlar mıydı onları dalgın fareler gibi, çöpler ve kuşkular sevdiklerimizin üstüne doğru hızla çoğalıyor muydu gene? Bilmiyorduk. Artık, bilemezdik de; geçmişi küçük anlarda, geleceği de düşlerde arayıp bulmaktan başka seçeneğimiz yoktu. . Dağ bile dağlığını tek başına yaşıyor neredeyse, görüp işiteni yok; kendini kendi onaylamak zorunda. Biz de, sessizliğimizle gitgide ona benziyoruz sanki; şeyi şeyle tanımladığımız yıllardan kalan sözcükler dilimizin ucunda buruk birer tat şimdi. Belki de onlardan oluşmuş bir geçmişte yaşıyorduk biz; . Sen, olup biteni anlattığın yere kadar yeniden anlatsan, susarak. . Sigaranın birini söndürüp birini ateşleyişine bakarak, anlattığı için mi içiyor içtiği için mi anlatıyor diye düşünürken, onunla birlikte yıllar öncesine gidip gidip geliyordum. . Kitap Yorumu; . Hikayelerden oluşan bir kitap olup, çok zekice ve düşündürücü şekilde kaleme alınmış bir dolu hayat hikayelerini
Edebiyat
Ölü Zaman GezginleriHasan Ali Toptaş · Parantez Yayınarı · 20233,571 okunma
Puslu Kıtalar Atlası
Puan vermedi
Elinize bir atlas aldınız, inceliyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz bunun düşlerde oluşturulan bir atlas olduğunu. Öğrendiğinizde ne hissederdiniz? “Olur mu öyle şey? Düşlerde atlas mı oluşturulur?” deriz sanırım. Peki ya yaşadığımız hayat da bir insanın zihninde kurduğu, bizi oradan yönettiği, kontrol ettiği bir hayatsa? Varlığımız onun zihninde bir düş ise sadece. Bunu bir düşünelim. Düşünmek demişken, Descartes, “Düşünüyorum öyleyse varım.” der. Kitabımızın ana kahramanı Uzun İhsan Efendi ise. “Düşünüyorum, öyleyse düşündüklerim varlar.” der ve insanların, kendi zihninde düşündüğü için var olduklarını söyler. Uzun İhsan Efendi bizi düşlediği için bizler varız. Gerçeklik ile düşler arasındaki dünyadayız kitap boyunca. Düşler, gerçekler, masallar, büyülü gerçekler… Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin’in ana karakter olduğu kitapta birçok farklı karakter de çıkıyor karşımıza. Başta hepsi de birbirinden bağımsız gibi gözüken olaylar ve isimler, hiç beklemediğiniz bir anda birbirine bağlanıyor ve kurgu öyle güzel akıyor ki böyle derin bir konuyu böyle güzel bir akış ile yazmasına hayran kaldım yazar İhsan Oktay Anar’ın. Ayrıca bir çok tarihi ögeleri, felsefi konuları, fiziği, metafiziği de kusursuz işlemiş yazarımız. Sonsuz hızdan tutun da pi sayısına kadar birçok konuya akış içerisinde ustalıkla değinmiş. Daha önce bu tarzda bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum ama bana biraz Amak-ı Hayal kitabını anımsattı. İçerisindeki bazı alıntılar ise uzun uzun düşünmeye sevk etti beni.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Reklam
10/10
·680 syf.·
2026 65. kitabı
Eser bir adamın (B. Soares adıyla) kendi ruhunun kimsenin girmediği kuytu köşesine ektiği binlerce dürüst parçadır. Pessoa, dünyanın gürültülü vitrininden tamamen çekilip, sadece kendi içindeki yalın gerçekle baş başa kalmanın manifestosunu yazar. "Ben, kendimin en büyük yabancısıyım," diyerek; toplumun bize giydirdiği o her şeyi bilen "üst benlik" kostümünü bir kenara fırlatır. Ona göre gerçek hayat, dışarıdaki eylemlerde değil; sadece o sessiz çekirdektekteki düşlerde ve sahici sızılarda gizlidir. Bir ofis memuruyken evrenleri içinde taşıması, "elalem ne der" gürültüsüne verilmiş en büyük sessiz zaferdir. Anlatılamayanın, dile dökülemeyenin asaletini savunur. Ona göre kelimeler dünyayı kirletir, gerçek ise yalnızca maskesiz sessizlikte kendiliğinden var olur.
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Bir Düşler Ülkesi
Puan vermedi·238 syf.··
2026 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 01:33
Ba yıl dım ! Ba yıl dım! Allah'ım bayıldım ya Düşünüyorum öyleyse varım Ben de düşlüyorum öyleyse varsınız Mübarek idealar alemi Rüya içinde rüya resmen göndergeler resmi geçidi. Anar öyle muazzam kurgulamış ki o tüm bunları kurgularken bir köşede sessizce onu izlemeyi isterdim. Şükür ki bunu da düşünmüş kurgulamış romanın içinde öyle güzel dolaşıyor ki sanırsın orada değil ama yer mi kitap kurdu djdhshshshs yemez. Şu ana kadar okuduğum en komik kitap olur kendileri. Saygıyla eğiliyorum karşısında bir serhenk gibi djdjsjsj ulema ihtilafa düşse de velhasıl çok güzelsin yia İstanbul İstanbul olalı böyle düşler görmedi kaldı ki İstanbul o düşünüyorsa varsın yoksa yoksun hani djdjsjsjsjsjsjsj Rendekâr'ın Zagon Üzerine Öttürmelerine mi Alibaz'ın Efrasiyab olup mahalleyi birbirine katmasına mı Dertli'nin yıldırımla derdine mi hangisini söyleyeyim? Divan şiirinde geçen gezegenlere kadar bayıldım. Ama en çok bir zamanlar güçleriyle dünyaya hükmetmiş kim varsa onları parodileştirip yeniden yaratıp güçsüzleştirmesi çok farklıydı. Zülfiyar Divan şiirinde zülf sevgilinin saçıdır ve zülf sevgilinin saçı aşık için amberdir sümbüldür reyhandır kısaca güzel kokuların ülkesidir. Ama aşık o ülkeye ancak bakmakla yetinir. Çünkü sevgili aşığa zulmeder. Bir de sevgilinin saçı aşığı hapseden bir zincirdir. Oysa Anar onu bir casus yapıp "Büyük Efendi"sinden korkan bir köle konumuna getirmiştir. Ama Zülfiyar huyundan vazgeçer mi efendisi dışındaki herkese zulmetmeye devam eder. Bünyamin'in Müşteri adını taktığı maymun peki Müşteri divan şiirinde Jüpiter gezegenidir. Dostoyevski'nin Budala'sındaki Aglaya'ya değin metinlerarasılık bağlamda üzerine onlarca makale yazılmış zaten kitabı okurken acaba bu ne demek diye diye artık kendimi bir sözcük laboratuvarında buldum. Çok eğlendim çok.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Ayşegül Aldinç ve Malumatfuruş Kitabına Dair
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
Seksenli yılların ilk okul talebesi olarak, ailecek TRT Yılbaşı Özel Programını izlemekteydik. Genç ve alımlı bir hanım "Bir kız bir kız daha" diye devam eden şarkısını seslendirdi. Sesi de en az kendisi kadar güzeldi. Kendisine olan hayranlığım böyle bir yılbaşına rastlar. Sonra Barış Manço'nun sözleri ile beni çok uzaklara götürdü. Ve yıllar sonra tek kanallı günlerin güzel yüzünü bir dakika da olsa görmek nasip oldu Alimallah. Kitaba gelirsek değerli sanatçımızın sosyal medyada yazdığı haftalık yazılarını okudum ve hayranlığım bir kat daha arttı. Her ne kadar kitabının adı bilgiçlik taslayan anlamındaki Malumatfuruş olsa da kendisi son derece alçak gönüllü, naif ve mutevazı birisidir. Öyle ki kendi hatalarını dahi alaya almaktan geri durmaz. Bu kitap kırıp dökmeden, kimseyi üzmeden, ince bir zeka ve parlak bir kalemle hayatın bizzat kendisini anlatmak suretiyle bizlere keyifli mizansenler sunuyor. Ben kitabı elime aldım ve bitirince bıraktım. Yine sanatçımızın ve sizlerin hoşgörüsüne sığınarak kendisine ithafen yazmış olduğum küçük bir şiiri de buraya iliştirmek isterim. Akıllardan silinmez Aşkları anlatan Yüreklere dökülen Yüce bir çağlayan Şarkıları büsbütün Şanıyla okuyan ses Endamıyla büyüleyen Ebedi bir nefes Gülistan içinden Güllerin en güzeli Üzülürken yeşerir Ümitlerin taze filizi Lodos sıcaklığında Lütufkâr bir rüzgâr Aşka dair hislerin Arşın zirvesine çıkar Lal olup kalırsın Leyla misali düşlerde Delice bir rüzgâr Dönüşür sanki cennete İnce ruhlu kalemle İnce mizahlar yaptın Ne kadar anlatsam Nafile kalır adın Çınar köklerinden Çiçekler açan kadın Ne Yapay Ne Yatay Zekâ. Yaşasın Dikey Zekâ Akın KORKMAZ antoloji.com/aysegul-aldinc-...
1000Kitap
MalumatfuruşAyşegül Aldinç · İnkılap Kitabevi · 202428 okunma
8/10
·64 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 14:14
DÜŞLERDE FENER OLMAK Ben ölünce hiç değilse Bir fener olsam, kapında dursam, soluk donuk geceyi aydınlığa boğsam. Ya da limanda gemilerin uyuduğu zamanda gülüşürken kızlar uyumasam, dar kirli bir kanalda bir yalnıza göz kırpsam. Daracık bir sokağa assalar beni teneke, kırmızı bir fener bir meyhane önünde dalgın düşüncelerle tempo tutup şarkılara sallansam. Ya da şöyle bir fener gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı dışarda camlarda fırtınanın ıslığı kâbuslar, görüntüler, cinler.
Şiir
Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra YayımlananlarWolfgang Borchert · Can Yayınları · 2020451 okunma
Reklam
Reklam