Başka türlü birşey benim istediğim Ne ağaca benzer ne de buluta Burası gibi değil gideceğim memleket Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava Nerede gördüklerim, nerede o beklediğim Rengi başka, tadı başka Bir başka yolculuk dalından düşmek yere Yaşadığımdan uzun Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere Ağacın yüksekliğince, dalın yüksekliğince rüzgarda Ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince
Müzik
İmkansız mümkün olduğunda. Bunu söylemeden önce birçok şüphe ve soru yaşıyoruz. Risk alma cesaretine sahip olmak, bizi ne beklediğini bilmeden ilerleme gücü olmak, güvensizliksiz atlamaya çalışmak. Farkında olmadan boşluğa atlamak ama yine de kendine, çekim yasasının gücüne güvenmek. Korku dolu ve ellerimizi açarak gelecek olana doğru zıplayacağız. Kaçımız erteleyip kendimize çok soru soruyor, karar vermeden önce ve cesaret etmeden önce kendimizi sınırlıyoruz? İmkansızı olasılıka nasıl dönüştürürsün? Hayatımız, bir bakıma güvenlik ve türbülans bölgeleri oluşturan birden fazla sınırla dolu. Bu, sınavlar, adımlar ve ulaşmamız gereken varış noktaları olan bir yolculuktur. Gerçekten de her durumda ve her şeyin karşısında güvenliği sağlayarak konfor alanında kalarak bunu yaşamaya karar verebiliriz. Ama çabucak fark ederiz ki, çok fazla şeyi kontrol edemeyiz ve yolculuğumuzdaki zorlukların kaçınılmaz olduğunu, çünkü sosyal, eğitimsel, duygusal çevremizle ve kişiliğimizle bağlantılı iç faktörler var; bu tekillik her birine özgeldir. Tüm bu parametreler sınırlarımızı, eylem olasılıklarımıza olan inançlarımızı, fırsatları yakalamamızı ve kendimizi aşmamızı sağlayacak risk alma dürtülerimizi oluşturur. Bu alanlar sürekli hareket halindedir ama düşmek ve kendimize zarar vermek istemiyoruz, bu yüzden çoğumuz rahat, güvenli ve geçilmez sınırları olan alanlarda kalıyoruz; bunları koruma alanları gibi inşa ediyoruz. Farkında olmadığımız şey, hayatın, evrenin bazen bize bu hapis bölgelerinden çıkmamızı sağlayan işaretler, olaylar göndermesi. Hepimiz buna farklı tepki veriyoruz. Nelly Delas,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben kıskanç bir kardeş, kıskanç bir arkadaşım gençler. Birisi abime, veya arkadaşlarıma yürürse. O yürüdüğü ayakları ona monte ederim. Bilmem anlatabildim mi. (: Kastettiğim kişiler hakkımda kısmımdakiler. Kulağıma gelirse kötü yaparım bilesiniz. Hani siz de metres durumuna düşmek istemezsiniz sanıyorum. Kendilerinin ilişkisi var da o yüzden 😇😇 Yoksa ben çok minnoş bir insanım. Beni dinderimandan çıkaramazsınız. 🤓🤓 🔪🔪☺️☺️ (Ayrıca abazanın sadece erkeği olmadığını da belirtmek isterim. Bazı kızlar var ki... Anlatmak bile istemiyorum. Aq bi dur sor sevgilin varmı. Varsa dünya ahiret bacımsın falan yani aw. Size de mesela onun Instagramından. Hani bunu diyorum çünkü. Sevgilisi olmasına rağmen tanışalım mı diyen var. Hani bide fark etmez diye cevap almasına karşı. Tanışalım diye kendi kendine cevap veren yüzsüzler var. Lütfen yani. Kendi hemcinsimi aşağılamak huyum değildir. Siz de yerinizi bilin. Saygılar dilerim efendim.)
Aynı kalsan şaşardım biricik TDK:|
Boy pos Çi börek Ünvan Doğubayazıt Pileli Hasır altı Hatasıyla savabıyla Yörük Küme düşmek Akçaarmut Marmaraereğlisi Horon tepmek Kayyım Yakantop Yeşil zeytin Yeşil biber
Birinin aklına ansızın düşmek kadar garip bir yakınlık yok.
Şükürlere Şifa
Uzun zamandır dinlemediğin o şarkıya denk gelmek, gökyüzüne konumlanmış yumuşak bir yastığa benzeyen o konforlu bulutun üzerine düşmek gibi. Hele bir de hafif rüzgar koyulmuşsa fona. Yanında çayın, solunda çiçeklerin, karşında astigmattan mı yoksa şenlikten mi uydurulmuş olduğu belli olmayan patlayan ışıklar. Şiirinin o bulunmayan son cümlesini bulmuş gibi hissettiriyor. Ya da sabah uyandığında o gün dünyanın en güzel günüymüş gibi hissettiren o his. Mutluluktan damlayan yaşlar, beli kırılmış kahkahalar, enine boyuna düşünülmüş korkak sevda sözcükleri, savrulan dualar. Bin tane hoşluk, yüz milyon tane mest anı. Demine bergamot katılmış saatleri güne bağlayan cümleler, aşık şairler, küskün şiirler. Yaşadığımı hissettiren her şey. Şükürlere şifa olmuş bakışlar, çocuksu sarılmalar.. Kalbine kilitlenmiş ayrılıklar. En güzel rafa koyulmuş hikayeler. Ne çok şey.. Uzaklaşınca daha çok parlayan anılar. Yakanıza çiçek olsun, mis gibi koksun bu giden aylar. Hatice Kübra Tay