9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 05:57
Kitabı okumak düşler arasında seyahat etmek gibiydi. On öyküden oluşan kitapta hangi masal nerede başlayıp gerçekliğe bağlanıyor, özellikle de birkaç öyküyü okuduktan sonra benim için iç içe geçmiş bir hal aldı. Kitapta yazarın da Öykülere Girerken başlıklı önsözünde ifade ettiği gibi, masalların yersiz ve adsız kişilerinin takip ettikleri düşsel amaçların yeryüzüne inmiş yaşamlardaki avuntularla örülü gerçekliklere dönüşünün öykülerini okuyoruz. Tomris Uyar'ın atmosfer kuran bir yazar olduğunu daha evvel bir kitap yorumumda ifade etmiştim. Bu kitabındaki öykülerinde de yazar bir atmosferin içinden biz okurlarına seslenerek öykülerini başlatıyor. Bu bakımdan özellikle de öykülerin giriş paragraflarına doyamadığımı ve her öyküyü bitirdikten sonra bu ilk paragrafa mutlaka geri döndüğümü söylemeliyim. Bu girişler, bir düşün beklenti dolu belirsizliğini içerisinde barındırdığı gibi, bir sonun tekdüze yanıtını da basitçe ifade ediyordu. Sen buradasın, diyordu karaktere, gezdiğin uçsuz bucaksız anılar, hayaller ve avuntular denizinin kıyısında bir düşü düşlüyorsun. Sen, yaşamın kıyısından yaşamın içindeki bir haline bakıyorsun. Bazı öyküler gerçekçi bir olay örgüsüne yakınken, bazıları mekan zamanın belirsizliğiyle soyutlaşmış bir akışa sahipti. Bu bakımdan bu öykülerin anlatımında büyülü gerçekçilikten yararlanıldığını söylemek mümkün. Ben kitabın en çok da bu sınırları belli ancak bu sınırların içindeki yer yer gerçek dışılığa kayan imgesel dünyanın yayılmacı izleğini takip etmeyi sevdim. Bu bakımdan en sevdiğim öykü şuydu demek bana bir yapının tek bir parçasını çekip o yapıyı görebildiğimi ifade etmek kadar tutarlı geliyor. Yine de olayları merkeze alarak olmasa da, dil anlatım bakımından en içimde yer tutan ve atmosferiyle okuma anımdaki gerçekliğimi kaplayan öyküler
Edebiyat
Gecegezen KızlarTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2018804 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 439. kitabı
Genliğim mi? Oysa zaman güneşli bir tarladır. Öyle olmalıydı. Nereden bakarsan bak, her şeyi görebilirsin; uzaktır biraz belki, işte hepsi o kadar ama. Selçuk Baran Yorulunca ya şiir okuyorum yada kısa hikayelerin içine sığınıyorum ruhen rahatliyorum,bu aksamima bu kitap eşlik etti.. kısa,derin dolu içi düşündüren insan hikayeleri Bizi yedi toplam öykü karşılıyor Yelkovan Yokuşu bireyin yalnızlığı, yabancılaşması, sevgisizlik, umutsuzluk ve toplum baskısı gibi varoluşsal sorunları derin psikolojik çözümlemelerle ele alır. Karakterlerin iç dünyaları, pişmanlıkları ve ifade edilemeyen sırlar yalın ama sarsıcı bir dille işlenir. üniversitede aşık olduğu hocasıyla evlenen bir kadının zamanla sönen aşkı ve Mardin'de yaşadığı sarsıcı, cevapsız kalan sırlar üzerine kurulu ilişkisi kitabın dikkat çeken anlatılarındandır. Selçuk Baran şiirli ve düşsel anlatımıyla insan ruhunun karanlıkta kalan dehlizlerini aydınlatan bu Yelkovan Yokuşu 'ni okuduk Hikaye severler buyurun Yelkovan Yokuşu
Hikaye (Öykü) Edebiyat
Yelkovan YokuşuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020367 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·120 syf.··
2026 32. kitabı
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım, bugün sizlere Sait Faik'in kaleminden Alemdağ'da Var Bir Yılan kitabını anlatacağım. 17 öyküden oluşan bu kitap Sait Faik'in hayattayken yayımlanan son öykü kitabıdır. Kitap tek bir olay örgüsüne değil, birbirini tamamlayan öyküler aracılığıyla insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve sevme arzusuna odaklanır. Özellikle yazarın hastalık döneminde kaleme aldığı bu öykülerde gerçek ile düş, bilinç ile bilinçaltı sık sık iç içe geçer. Kitabın özeti: Kitap, kalabalık bir şehirde yaşayan ama kendini derin bir yalnızlığın içinde bulan insanların hikâyelerini anlatır. İstanbul'un sokakları, kahveleri, kıyıları ve unutulmuş köşeleri arasında dolaşırken sevginin, dostluğun ve insan olmanın anlamı sorgulanır. Karakterler çoğu zaman hayata yabancılaşmış, kendilerine sığınacak bir yer arayan insanlardır. ️ Kitaba adını veren "Alemdağ'da Var Bir Yılan" öyküsünde ise şehir tarafından yutulmuş insanların yalnızlığı ve çaresizliği ön plana çıkar. Sait Faik, sevmenin her şeyin başlangıcı olduğunu söylerken aynı zamanda insanların birbirinden uzaklaşmasını ve sevgisizliğin yarattığı boşluğu da gösterir. Kitap hakkındaki düşüncelerim:Öykülerde sık sık karşımıza çıkan Panço karakteri, bazen bir dost, bazen bir hayal, bazen de yazarın kendisinden bir parça gibi görünüyor. Bu nedenle kitapta gerçeklik ile düşsellik arasındaki sınırlar belirsizleşmiştir. Düşsel anlatımın yoğunlaşması beni biraz sıktı ben daha çok gerçekçi kurguları seviyormuşum onu anladım. Genel anlamda insanın iç dünyasını betimleyen düşündürücü öyküler yer alıyor. The Kitap Yayınları
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202513,4bin okunma
Yüzyıllık Yalnızlık Eser İncelemesi
Puan vermedi
Yüzyıllık yalnızlık sadece bir hikaye değil, insanlık durumunu ve toplumsal hafızamızı yansıtan ilginç bir yapıttır. Yazar, kendi çocukluk anılarından esinlenerek hayali bir kasaba kurgulamıştır. Hiçbir yere çıkmayan, hayali yolculuğumuzda bile kasabadan, başka yere doğru yürüdükçe gerçek dünyadan uzaklaştığımız, kaybolduğumuz düşsel bir mekan yaratılmış. Yazar mekanı öyle kurgulamış ki, okuru özgür bırakmak yerine sadece onun istediği yerlere gidilmesine olanak tanımış, onun yaratmadığı yerlerde ise boşluğa düşüyoruz, hayali coğrafyayı kendi fiziksel coğrafya imgelemimizle devam ettiremiyoruz. Jose Arcadio Buendia ve karısı Ursula böyle bir coğrafyaya gelip yeni bir hayat kurmak amacıyla Macondo kasabasını inşa ederler. Her şey saf, doğal, temiz ve el değmemiştir. Zamanla kasaba genişliyor, ailenin çocukları oluyor ve kasabaya farklı yerlerden çingeneler geliyorlar, yanlarında daha önce görmedikleri eşyalar, araç gereçler, gösteriler, ritüeller ile birlikte. Ve tabiki Melquiades. Bu yenilikler Arcadio'nun ilgisini çekiyor ve merak duygusunu tetikleyerek atölyesinde günlerce, haftalarca sadece onunla ilgilendiği icatlar, keşifler üzerinde çalışmaya başlıyor. Bu hikâyenin o kadar büyüleyici, o kadar acayip bir akışı var ki; zaman bu kitapta bildiğimiz gibi düz bir çizgi hâlinde ilerlemiyor. Adeta kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi sürekli bir sarmal çizip duruyor. İsimler bile hep aynı: José Arcadio'lar, Aureliano'lar, Amaranta'lar nesilden nesile aktarılıyor. Sanki her yeni doğan çocuk, bir önceki kuşağın kaderini, hatalarını, suçluluk duygusunu ve en önemlisi de yalnızlığını miras alıyor. Mesela ikinci kuşağın en çarpıcı karakteri Albay Aureliano Buendía'yı düşün. Adam tam yirmi yedi kere isyan bayrağı çekip iç savaşa katılıyor ama hiçbirini kazanamıyor. Çünkü
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
10/10
·651 syf.··
2026 66. kitabı
Haruki Murakami’nin 2002 yılında yayımlanan romanı Sahilde Kafka, yazarın en çok konuşulan ve en çok yorumlanan eserlerinden biridir. Gerçekçilik ile düşsel öğeleri, bilinçaltı ile gündelik hayatı ve kader ile özgür iradeyi iç içe geçirir. Roman iki ana hikâyeyi paralel olarak anlatır: * 15 yaşındaki Kafka Tamura, babasının uğursuz bir kehanetinden kaçmak için evden ayrılır. * Yaşlı ve sıra dışı bir adam olan Nakata ise çocukluğunda yaşadığı gizemli bir olaydan sonra normal insanların sahip olmadığı bazı yetenekler kazanmıştır. Metafor Olarak Dünya Kitaptaki en meşhur alıntılardan birinde dendiği gibi: "Dünyadaki her şey bir metafordur." Komura Kütüphanesi sadece kitapların durduğu bir yer değil; hafızanın, geçmişin ve kayıp ruhların sığınağıdır. Karakterlerin girdiği orman, insan zihninin en karanlık, ilkel ve bilinçaltı bölgelerini temsil eder. Kaderden Kaçış ve Trajedi Kafka Tamura’nın hikayesi, doğrudan Yunan mitolojisindeki Oedipus trajedisine dayanır. Babasının kehanetinden kaçmaya çalıştıkça, attığı her adım onu o kehanetin tam kalbine götürür. Murakami burada şu soruyu sorar: Kaderimizden kaçabilir miyiz, yoksa kaçış çabamız kaderimizin ta kendisi midir? Sahilde Kafka, içinden geçtikten sonra aynı insan olarak çıkamayacağınız o meşhur "kum fırtınası" gibidir. Gerçekliğin sınırlarını esnetmek, sembollerle dolu felsefi bir rüyanın içinde kaybolmak isteyen her okurun mutlaka deneyimlemesi gereken modern bir klasiktir.
Modern Klasikler
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 212. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:28
Bizim için umut var mı? Umut etmeli miyiz, yoksa umutsuzluğa mı kapılmalıyız? Umut ederek acaba kendimizi mi aldatıyoruz? Strasbourg Üniversitesi'nde okuyan üç yabancı öğrenci bu konu çevresinde tartışır: Anlatıcı, Altuğ, mühendislik öğrenimi gören bir Türktür; Doğu Avrupa'dan gelen Xeno, felsefede doktora yapar; ailesi Fransa'ya göç etmiş bir Brezilyalı olan Rapazinho ise sokaklarda resim yapan bir güzel sanatlar öğrencisidir. Bu üçlü, aslında tümüyle düşsel ve egzotik bir kafe olan Café Esperanza'da buluşup umut, varoluş, sanat ve yazın hakkında konuşurlar. Anlatı ilerledikçe, okuyucu, gözlerinin önünde gelişmekte olan metnin aslında Altuğ, Xeno ve Rapazinho'nun yazdıkları kitaplar olduğunu anlar.
Hayata Dair
Café EsperanzaAli Teoman · Yapı Kredi Yayınları · 2020140 okunma