Psikoloji 101
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:05
Günübirlik Hayatlar Irvin Yalom’un psikoterapi seanslarından esinlenerek yazılmış içinde kurgusal anlamda eklenmiş bölümleri bulunan 10 adet öyküden oluşan kitabı . Açıkcası Irvin Yalom’u -özellikle psikolojiye ilgi duyanları için -akıcı dili , sıkmayan üslubu ve kendimize ayna tutan ve düşündüren söylemleriyle tanımayanımız yoktur diye düşünüyorum . Günübirlik Hayatlar kitabının öykü türünde yazılması , hikayelerin bizden ve gayet yaşanabilir hikayelerden oluşması ve belki de en önemlisi Irvin Yalom’un yorumlarıyla katkıda bulunması sizi hasta ve doktor seansını izleyen bir üçüncü isim olarak odada bulunma hissiyatını verdiğini söyleyebilirim . Bir diğer sevdiğim nokta yazarın seans içindeki iç konuşmalarını yazıya dökmesi zaman zaman kendini eleştirmesi , kendi korkularını da dile getirmesi kitaba ayrı bir gerçeklik kattığından da bahsedebilirim . Benim de başucu kitaplarımdan biri olan Marcus Aureluis ‘un kaleme aldığı Kendime Düşünceler kitabından da hastalarına tavsiye etmesi oradan alıntılar yapması da beğendiğim diğer detaylardan . Özellikle psikoloji dünyasında hasta tanımlamalarının da gereksiz olduğunu belirli kalıplara sığdırmanın ilaç sektörünün bir dayatması olduğu gerçeğini de bu alanın üstatlarından birinden duymak da beni epey mutlu ettiğini söyleyebilirim . Kitap gerçekten okunmaya değer harcadığınız zaman ve paranın karşılığını fazlasıyla alabilirsiniz Günübirlik Hayatlar Irvin D. Yalom
1000Kitap
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Momo dan geriye kalan...
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:45
Bazı kitaplar vardır, okurken güzel vakit geçirirsiniz; bazı kitaplar ise bittiğinde sizi uzun süre bırakmaz. Momo benim için ikinci türden bir kitap oldu. İlk bakışta bir çocuk kitabı gibi görünse de satırlarının arasında insanın zamanı, hayatı ve kendisiyle olan ilişkisine dair çok derin düşünceler barındırıyor. Hikâye boyunca insanın en değerli hazinesinin ne olduğu sorusu farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Kitabı bitirdiğimde ise geriye sadece bir hikâye değil, uzun uzun düşünmek istediğim sorular kaldı. Okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanların zamanla değişmesiydi. Her şeyin daha hızlı, daha düzenli ve daha verimli olması gerektiğine inandıkça aslında hayatın en değerli taraflarından uzaklaşmaya başlamaları beni derinden etkiledi. Çünkü bu durum bana yalnızca kitabı değil, içinde yaşadığımız dünyayı da hatırlattı. Bugün etrafımıza baktığımızda her şeyin hız üzerine kurulduğunu görüyoruz. Daha hızlı çalışmak, daha hızlı öğrenmek, daha hızlı tüketmek, daha hızlı yaşamak... Sanki durmak, düşünmek ya da sadece bir anın içinde kalmak gereksizmiş gibi. İnsanlar sürekli zamandan tasarruf etmeye çalışıyor ama nedense hiç kimsenin zamanı yok. Günlerimiz dolu geçiyor fakat çoğu zaman içimiz aynı doluluğu hissetmiyor. Belki de bu yüzden Momo beni bu kadar etkiledi. Çünkü kitap boyunca hissettiğim şey yalnızca bir karakterin hikâyesi değildi; modern insanın hikâyesiydi. Sürekli meşgul olan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, fakat bütün bu koşuşturmanın içinde kendisinden yavaş yavaş uzaklaşan insanın hikâyesi... Ben hayal kurmayı seven biriyim. Bir kitabın sayfalarında kaybolmayı, bir hikâyenin üzerine uzun uzun düşünmeyi, bazen de yalnızca zihnimde yeni dünyalar kurmayı seviyorum. Bu yüzden insanların hayal kurmayı küçümsemesine ya da gereksiz görmesine hep
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Kızıl Veba
9/10
·72 syf.··
2021 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 10:31
Jack London denince aklıma her zaman insanın doğayla, hayatla ve kendi içindeki karanlıkla verdiği mücadele gelir. Kızıl Veba da bu yönüyle beni etkileyen kitaplardan biri oldu. Üstelik kısa olmasına rağmen düşündürdükleri sayfalarının çok ötesine taşan eserlerden. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, yazıldığı dönemi düşündüğümde ne kadar ileri görüşlü olmasıydı. Jack London, henüz dünyanın büyük salgınlarla bugünkü anlamda yüzleşmediği bir dönemde, insanlığın büyük bir felaket sonrası nasıl bir hâle gelebileceğini oldukça çarpıcı bir şekilde anlatmış. Kitabın sayfalarını çevirdikçe aslında medeniyet dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan olduğunu fark ediyoruz. Bir gün içinde yok olmayacak gibi görünen şehirler, kurumlar, bilgiler ve alışkanlıklar, bir salgının ardından adeta tarihe karışıyor. Romanın en etkileyici karakteri kuşkusuz yaşlı Profesör James Howard Smith. O, geçmiş dünyanın son tanıklarından biri. Torunlarına eski dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya çalışırken sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda kaybolan bilginin, kültürün ve insanlığın yasını tutuyor. Onun çaresizliği beni derinden etkiledi. Çünkü anlattıkları şeyler doğru olmasına rağmen karşısındaki insanlar bunları anlamıyor, hatta çoğu zaman inanmakta zorlanıyor. Bu durum bana bilginin korunmadığında ne kadar hızlı yok olabileceğini düşündürdü. Kitapta diğer karakterler çok derin işlenmese de aslında hepsi birer sembol gibi duruyor. Yeni nesil insanlar geçmişi bilmeyen, sadece hayatta kalmaya çalışan bireyler hâline gelmiş. Bu karşıtlık sayesinde Jack London okuyucuya şu soruyu sorduruyor: İnsanlığı insan yapan şey yalnızca yaşamak mı, yoksa bilgi, sanat, kültür ve hatıralar da bunun bir parçası mı? Kızıl Veba boyunca hissedilen o karamsar atmosfer beni zaman zaman ürpertti. Ancak kitabın gücü de
Roman
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Cidden Şimdi Buradaydı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:37
Irmak Zileli - Şimdi Buradaydı Roman, Psikiyatrist olan Birkan danışanı Yankı'nın bir cinayet işleyebileceğinden şüpheleniyor ve son seanslarında ona bunu nasıl söyleyeceğini düşünerek başlıyor. Sonrasında hem hikayenin hem karakterlerin geçmişlerine kesikli bir yolculuk yapıyoruz. İki karakterin geçmişlerine, çocukluk travmalarına, ilişkilerine, kayıplarına ve eksikliklerine tanıklık ediyoruz. Kitaba başladığımda beni ilk etkileyen şey hikâyenin kendisinden çok anlatılma biçimi oldu. Roman daha ilk sayfalardan itibaren okuru güvenli bir zeminde yürütmüyor. Hikâye doğrusal ilerlemiyor; anılar, düşünceler, geçmiş ve şimdi sürekli iç içe. Konuşma tırnakları yok, noktalı virgül yok, paragraflar arasında boşluk yok. Yankı'nın bir cümlesinden hemen sonra Birkan'ın annesinin cümlesini okuyabiliyorsunuz mesela çünkü o ses Birkan'ın zihninde yankılanıyor. Diyalog ile anı, dış ses ile iç ses arasındaki sınır bu şekilde sürekli eriyor. İlk başlarda bu durum beni zaman zaman zorladı. Kimin konuştuğunu, hangi zaman diliminde olduğumu anlamak için bazı bölümleri tekrar okumam gerekti. Ama sonradan anlıyoruz ki bu anlatım tarzı okuru metinde tutmak için çok gerekli. Dikkatinizi sürekli diri tutuyor, odaklanmanızı sağlıyor. Başka bir şeyle ilgilenme şansınız yok çünkü bir cümleyi kaçırırsanız konunun gidişatını kaybediyorsunuz. Okur olarak size hazır cevaplar sunulmuyor, boşluklar doldurulmuyor, ne düşüneceğiniz söylenmiyor. Bu nedenle romanın içine çok erken bir noktada giriyorsunuz. Roman boyunca en baskın başlıklardan biri kayıp duygusu. Kitapta neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibiydi. Bir baba yok, bir kardeş yok, cevaplar yok, tamamlanmış hikâyeler yok. Karakterlerin hayatlarında olduğu gibi anlatının kendisinde de eksiklikler ve boşluklar var. Bunlar nerede diye
Edebiyat
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,386 okunma
10/10
·124 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:46
Âlemlerin Efendisi(sav)’in “ Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim. ” İlkesini kendine şiar edinen ve bunu insanlara açıklamaya çalışırken her türlü yöntemi kullanan Büyük Âlim’in, İmam- Gazâli’nin ‘İhya’ kitabının kısa bir bölümünü antalan ‘Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme’ kitabı, ahlâk ve ahlâkla ilgili aklınıza gelebilecek her türlü soruya ustalıkla cevap veriyor. Kitap, birçok ayet ve hadisten alıntılar yaparak ahlâkın tanımından nasıl güzelleştirilebileceğine, doğru ahlâkın nasıl olmasına kadar anlatıyor. Verilen örneklerle geçmişteki âlimlerin ya da bazı insanların özellikle nefisleriyle nasıl mücadele ettiklerini görünce dönüp kendinizi sorguluyor, onlar müslümansa bizim yaşadığımız nedir diye düşünmede edemiyorsunuz. Sadece dini anlamda değil, güzel insan olmanın, kabul gören evrensel insani değerleri taşımanın da ahlâkın en güzel yanlarını olduğunu, bunu insanın kendi ruh sağlığı için inanılmaz derecede önemli olduğunu anlıyorsunuz. Kalbin hastalıklarının ruha ne derecede etki ettiğini, yerine göre bedeni nasıl hasta düşürdüğünü derin düşünceler eşliğinde okuyorsunuz. İmam-ı Gazali’ye verdiği eserlerden ve insanlara doğru yolu bulma konusunda yardımcı olduğu için Allah kendisine rahmet, merhamet ve güzelliklerle muamele etsin. Elimden gelmiş olsaydı bu kitabı bütün insanlığa okutmak isterdim. Mutlaka herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm nadir eserlerdendir. Lütfen okuyunuz, okutunuz…
Düşünce
Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirmeİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20214,622 okunma