“Nasıl da uçup gitti bütün o yoğun hisler, O kuşku dolu düşünceler, vakitsiz duyulan üzüntüler, Yeşil gözlü kıskançlık ve o tir titreten kaygı. Ah aşk, toparla kendini! Dizginle çılgınlığını! Sevincini ölçülü bir şekilde dök ortaya, aşırıya kaçma! Tanrım, fazla geliyor verdiğin mutluluk bana; Biraz azaltmazsan, tıkanıp kalacağım.”
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Herhangi birinin senin hakkında ne düşündüğünü umursama, uzun ya da kısa hayatının geri kalanını kendi doğanın istediği gibi yaşamak yetsin sana.
Reklam
Hisler, düşünceler, eylemler... yazıya dökülmezse, zamanın asidinde eriyip yiterler.
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Mahpus
Sekiz yılı aşkındır buradayım," dedi saçı sakalı ağarmış, gözlerine yarınsızlık çökmüş adam. Bu dört duvar, bir kapı, bir pencere arasında. Yalnızlıkmış en büyük ceza. Öyle düşünmüş insanoğlu ezelden beridir ki mahpusluğu icat etmiş. Kapatıp bir odaya tek başına, bir de hedeften gün koymuşlar ki daha çok ısırap çeksin diye. Yanılmışlar oysa. En zorudur, ilk zamanlar. Öfken bir yandan, çaresizlik bir yandan çullanır üstüne. Öcümü aldım demek de hafifletmez ruhunu. Paşa paşa yatarım, diye düşünmek de hikâye. Kapanınca demir kapı üzerine, yatarsın kuzu gibi, ağlarsın kendine. Bu delikte geçecek ömrüne. Artık göremeyeceğin sevdiklerine... Ne de olsa alışmış insan, istediği zaman istediği yere gitmeye. Tıkılınca birden bir deliğe, delirmemek için tutarsın kendini. Bir de düşününce burda geçecek günlerini, heba edeceğin ömrünü. Yolarsın saçını başını. Haykırırsın: "Çıkarın beni!" diye.... Kimse duymaz oysa. Duysa da güler geçerler. "Adam gibi çek cezanı." derler, ağlama çocuk gibi. Erkeklikten ödün verilir mi? Susarsın elbet. Hem de öyle bir susarsın ki, gün olur, kulakların bile yabancılar sesini. Yatarsın boylu boyunca, başlarsın ezberlemeye tavandaki çatlakları, duvarlardaki eski kiracıların bıraktığı izleri, kapıdaki sürekli başka hayvanlara benzettiğin pas öbeklerini. Onlar büyür, sen küçülürsün zamanla. Kanatarak da olsa geçer günler. Ama ahh o geceler! Onlar geçmek bilmez işte! Karanlıktan ürker saatler. Gündüzleri uyursun da geceleri diken dolu olur döşekler. Düşünceler, özlemler sarar her bir yanını. Gözyaşları geceleri bekler. Utanırlar gözden düşmekten, kimse görmesin diye karanlığı özler.
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Mutsuzluğun bizden kaynaklandığını ve hiçbir seyin mutluluğumuzu bozamayacağını gerçekten kabul ettiğimizde dışarıdaki zararlı durumlara kapımızı kapatmış olur ve olayları, onlara negatif düşünceler eklemeden sadece gözlemlemekle yetiniriz."
Sayfa 488
Alıntı
Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam