Gaflet, biz ile âhiret emelleri arasına bir perde misali girmiştir. Böylece kalplerimiz, Allah Teâlâ’nın tehdidi karşısında katılaşmış, günahların oluşturduğu pas ise gözlerimizi Allah’ın vadettiği sevaptan, azabından, emirlerinden ve hükümlerinden alıkoymuştur. Bunun sebebi şudur: Biz kalplerimizi âhireti düşünmekten uzak bıraktık. Böylece dünya düşüncesi kalplerimize hâkim oldu ve bizi meşgul etti. Sonunda kendimizi unuttuk çünkü kendimizi düşünmeyi ve gözetmeyi unuttuk. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara kendisini unutturdu.”
Askerliğini yaptığı Kütahya’da, diğer zihinsel sorunu olanlarla aynı koğuşta yatarken bile asker profiline uymuyordu. Çünkü rüyasında, ölene kadar orduda kaldığını görüyordu. Ölene kadar düşünmemek için. Çünkü düşünmekten öleceğini biliyordu. Ancak buna kimse engel olamayacaktı. Ordu bile. Çünkü terhis edildi.
“Biri, kültür ve uygarlığın ilk gömülen insanla başladığını söylemişti. Bu durumda mezarlık bir kültür müzesidir, hatta bir mozoledir. Evet, ama onun (organik) sonu da aynı şekilde yine orada bir yerde yatar. Kültür, toprağa yatırılan bedene artık bakamaz, burada görevi doğa devralır. Doğa o bedeni, o etin çözülüşünü himayesi altına alır. Doğa son patologdur, indirgemeci ve yapısökücüdür, hepsi bir arada. Aşağıda bedene ne olduğunu düşünmekten kaçınırız, aslında olanlar doğadışı bir şey değildir. Hafızayı koruyan şey o taş haç ve üzerindeki isimler ile tarihler değildir. Bize aşağıda yatanı hatırlatan, çekirdekten filizlenmiş bir kiraz ağacının organik formu, bir çalı, kır otları ya da etrafta cirit atan bir kertenkeledir.”