Bir zamanlar birini sevmiştim. Gözlerini bende bırakıp gitti. Bırakacak başka kimsesi olmadığı için. Sevmek... Yüreğin döküp saçtıklarını, bunca karanlığı eşeleye eşeleye bulduğum bir sözcük. Kimse bana "Herkes sevdiğini öldürür" dememişti ki!
Ilk başta,ne olduğunu anlamadım ,boğuk,zapt edilmiş bir haykırış işittim.Çabucak kesildi.Yeniden başladığında,sözcüklerin az çok ayırt edilebileceği bir feryada dönüşmüştü.Sonra keskin,aralıksız bir çığlığa...Yükseldikçe yükselen,uğuldayan,çınlayan,her yerde,her şeyde yankılanan ...Beni duvarlara dek,karanlığın en diplerine dek getiren bir çığlık.Her an daha yakın,daha yabancı,daha benzer,daha içimde...
İnsan şehirde kalabalık içinde yalnız olabilirdi ve şehri şehir yapan şey de zaten kalabalık içinde insanın kafasındaki tuhaflığı saklayabilme imkânıydı.
Babası fısıldadı:
- Asıl ölüm unutulmaktır.
Amcası ilâve etti:
- Unutmak da ölmektir.
İsa Beğ devam etti:
- Hayat birkaç hatıradır.
Balâ Hatun bitirdi:
- Hayat ölümün başlangıcıdır.