Düşünce Okullaşmadan Siyasal Güç Elde Edilemez
Düşünce Okullaşmadan Siyasal Güç Elde Edilemez Müslümanlar, bugün Ayrı yapıları içerisinde faaliyet göstermektedir ve bir türlü 'Vahdet'e ulaşamamaktadır. Bunun Asli nedeni de yine düşüncenin okullaşamamasıdır. Zira her grup ve cemaat, kendi dışındaki grup veya cemaatlerde (haklı olarak) eksiklik bulduğu için birlik bir türlü sağlanamamaktadır. Bu birligi ise ancak otorite düzeyindeki alimler sağlar. Çünkü çekişen gruplar arasındaki tartışmaları bitiren şey, yüksek düzeyli ilimdir. Itaatin temelinde de bu yatar. Insanlar, kalpleri mutmain olmadıkça, bir dava ugrunda bütün varlıklarını orta ya koyamazlar. Belki başka nedenlerle bağlılıkları devam eder. Ancak bu sahici bir bağlılık değildir. "inananlar üstündür" Ayetini de aynı çerçevede Anlamak gerekir. Müminlerin bütün potansiyellerini ortaya çıkaracak şey, kesinlikle, ilm ve hakikat temeline dayalı imandır. Insan, ancak "hak yolda" malım ve canını feda eder. Batil dinler ve ideolojilerde de durum bun dan farklı değildir. Onların bağlıları da kendi dinlerinin veya ideolojilerinin 'hak' olduğuna inandıkları için, o davaların 'ta nıklığını yapar ve o yolda hayatlarını feda ederler. Dolayısıyla kalbin mutmain olması, her başarının ilk şartıdır. Vahdetin asli şartı da yine budur. Düşünce okullaştığında, vahdet ve itaat sorunu çözülmüş olacaktır.
İnsan kendini bir homo consumens'e (tüketen insan) dönüştürdü. O, doymak bilmez ve pasiftir, içsel boşluğunu sürekli ve giderek artan tüketimle gidermeye çalışır; sigara, içki, seks, film ve seyahatin yanı sıra eğitim, kitap, ders ve sanat da tüketir.
Sayfa 145 - Say Yayınları 1.Baskı 2024·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam
Musa Anter...
* Dedim ya; nerede doğduğumu biliyorum da, eh bir mağara çocu­ğunun hayatı ne olacak ve kimi alakadar eder diye düşünüyo­rum. Bu düşünceyle, çok teklife rağmen hayat hikayemi yazmayı aklıma bile getirmiyordum. Fakat insanlar yaşlandıkça, belki de hatıraların birikiminden, şimdi böyle bir isteğim oldu. Meşhur Kürt şairi ve büyüğü E hm ede Xanî, Nûbara Biçûka adlı Kürtçe- Arapça manzum sözlüğünün önsözünde der ki: “Ne ji bo sahîb rewacan Belkîji bo biçûket Kurmancan” (Ben bu kitabı şöhret ve bilginler için değil Kürt çocukları için yazdım.) Ben de bu büyük adamdan ilhamla hatıralarımı çocuklarıma yazıyorum. Benim gibi birçok mağara çocuğunun hayat yoluna ışık tutar ümidiyle...
Sayfa 23 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Humeynî - İran - Şia
Son olarak Humeynî ve bugünkü İran hakkında kısa ve umûmî bir değerlendirme ile bahse son verelim: Hiç şüphesiz, Humeynî Hareketi'nin ve bugünkü İran idarecilerinin icraatlarında takdir edilecek cihetler vardır. Bunlar, tesettüre riâyet olunmasını sağlamaları, İslâm'ın haram kıldığı davranışları fiilen ve kanunen yasaklamaları gibi şeylerdir. Ancak onların yanlışları yanında, bunlar, devede kulak kalmaktadır. Bu yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Propagandalarında her vesîle ile: "-Mezhepçilik yapmıyoruz. Mezhep önemli değil, önemli olan İslâm'dır!" derler. Derler, amma mezhepçiliği, Humeynî Hareketi'nden sonra kabul ettikleri anayasalarına koymuşlardır. Sünnîlerin İran'ı idâre hakkı olmadığını, anayasa ile tescil etmişlerdir. İran'dan başka hangi ülke anayasasında mezhebe yer vermiştir?! Hem anayasa ile mezhepçilik tescil edilecek, hem de mezhepçilik yapmıyoruz diye propaganda yapılacak!.. Bu, bir tezat değil mi?! 2-Humeynî ve bugünkü İran idarecilerine göre, Kur'ân değiştirilmiştir. "Asıl Kur'ân, "Mushaf-ı Fatımadır ki, şimdi mevcud olan Kur'ân'ın üç misli idi." derler. "Cebrail'in Hz. Peygamber'e getirdiği on yedi bin âyetti. " iddiasında bulunurlar, "Bakara Sûresi'nin 23. âyetinde "Hz. Ali"nin adı vardı." diyorlar. "Asıl Kur'ân'da Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerinin mevcud olduğunu, bunların Hz. Osman tarafından çıkarıldığını" söylerler. Şöyle diyen olabilir: "-el-Kâfi'de böyle yazılı olabilir. Ama Humeynî, böylesi sapık iddiaları kabul etmemiştir. Gerçek böyle değildir!.. Bütün şiîler, Buhârî, Müslim gibi sahih hadis kitaplarını kabul etmezler, ama en kuvvetli mercîlerden biri olarak "el-Kâfi"yi görürler. Humeynî de bu kitabı bizzat kaynak olarak göstermektedir. 3-İmamlarını, peygamberlerden ve mukarreb meleklerden üstün
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Din
“Ama ona aşıktı biraz. Aşkın birazı olur mu? Belki bir ayar meselesiydi, düğmeyi sonuna kadar çevirebilirdi! Ama çevirmemişti.”
“Umudumuz var diyemeyiz-sadece ona kucak açıyoruz.”
Reklam
Reklam