Puan vermedi·695 syf.··
2026 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 21:00
Geçrekle kurgu karışık bu kitap. Yazarın Tudor serisi zaten böyle ama kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Hiçbir kitabı Boleyn Kızı kadar akıcı ve heyecanlı olmasa da tekrar okuyacağım muhakkak. Gerçekten bu da etkileyici bir kitap. Kitap Hannah'nın gözünden anlatılıyor ve Kraliçe I. Mary ile kız kardeşi Elizabeth'in hikayesini anlatıyor. Özellikle Mary'nin saltanatı üzerinde duruyor 5 senelik kısa dönemini, Fransa'ya karşı nasıl kaybettiğini, yalancı hamileliklerini, kötü giden evliliğini ve her şeye rağmen tahtı Boleyn Kızı'nın kızı Elizabeth'e bıraktığını anlatıyor. Boleyn Kızı kitabında iki kız kardeşi okurken burada da iki kız kardeşi okuyoruz.
Kraliçenin SoytarısıPhilippa Gregory · Artemis Yayıncılık · 20162,584 okunma
Üstü örtülen şeylerin açığa çıkışı
10/10
·200 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:12
Dışarıdan mükemmel görünen, birbirlerine ne kadar bağlı, ne güzel diye düşündüğümüz ailelerin, evliliklerin arkasında gizlenen başka hayatlar, sırlar ve yalanlar olduğunu nereden bilebilirsiniz ki işte bu kitap tüm bu bağların sırlarını ilmek ilmek çözüyor. Bizlere görünenlerin aksine göremediklerimizi gösteriyor. Yazar bunu yaparken her bir karaktere ayrı ayrı konuşma hakkı veriyor ve sırlar teker teker açığa çıkıyor. Aslında her ailenin ya da her bir insanın farklı bir hikayesi vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu arada bu kitabın adı Samime Sanay'ın "Söyleme Bilmesinler" isimli şarkısından esinlenerek verilmiş. Acaba bazı şeyler söylenerek mi yoksa söylenmeyerek mi kalmalı? Ben bunun kararını hala veremiyorum. Verebilen beri gelsin :)) Kitabı karakterlerden yola çıkarak inceledim ve işte kitaptaki karakterlerimiz; KAZIM BABA, MÜRÜVVET ANNE, Oğullar: EMİN, ETHEM, EKREM Gelinler: HÜLYA, NURTEN, SEVGİ Ek karakter: Emin'in mektuplaştığı kadın ÇİĞDEM EMİN, (HÜLYA İLE EVLİ) oğulların en büyüğü, emekli öğretmen, emekli olduktan sonra emlakçı dükkanı açmış, Mürüvvet annenin en sevdiği oğlu, gençliğinde Çiğdem adında bir kadını sevmiş, annesi kadının ne mal olduğunu öğrenmiş ve onu Hülya ile evlendirmiş. Yalnız Emin'in annesinin ona yaptığı bu iyilikten haberi yok. Çiğdem'in nasıl bir kadın olduğundan da bu yüzden yıllarca Çiğdem'le mektuplaştı, karısıyla babasının evinde yaşıyor. Kazım babaya Emin ve Hülya bakıyorlar. ETHEM, (NURTEN İLE EVLİ) ortanca oğul, ticaretle uğraşıyor. Mürüvvet annenin ona uygun gördüğü karısını çok seviyor yalnız ona yeterince sevgi gösteremiyor. Yazar kitabın başında bu kitabı Ethem'e ithaf ediyor. Ethem'i yazarken onun sıkıntısını, yalnızlığını derinden hissettiğini belirtmiş. Ben de kitapta en çok Ethem karakterini sevdim. Onun
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Reklam
Êşbêjî
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:42
Pirtûkeke kurt, şêst rûpelî, çawa dikare hemû êş, elem û kovaniya miletekî raxîne ber çavan? Ya ku edebiyatê watedar û bihêz dike ev e gelo? Nizanim. Yekane tişta dizanim ew e ku gotin sotin e. Welhasil. Segwer (Reyîn), romana Mihemed Mukrî, di sala 2015an da ji weşanxaneya Avestayê derçûye. Pirtûk bi zaravayê Soranî hatiye nivîsandin, Besam Mistefa ew ji bo kurmancîyê wergerandiye. Nivîskarê berhemê, Mihemed Mukrî ji Kerkûkê ye û wextekî pêşmergetî kiriye. Ev berhema wî jî meriv dikare bibêje xwe dispêre jiyana wî ya şoreşgerîyê û belkî jiyana hemû şoreşgeran.. Mihemed Mukrî di heman demê da dostê Mueyed Teyib e û vê berhema xwe pêşkêşî cenabê wî kiriye. Segwer (Reyîn), me dibe nav atmosfereke tarî, nava çar dîwarên zindanê, nava hucreyeke bi qasî quncikekî, li cem şervanekî dîlgirtî, di destên wî da zincîr, hikmê daliqandina wî hatiye danîn, li benda dawîya xwe ye. Demeke dirêj e min pirtûkeke hewqas bi tesîr negirtiye, nexwendiye. Pirr êşiyam. Heyfa canên çûyî. Mehkûmek, reyînek, wê were daliqandin, di wê kêliyê da her carê diçe rojên berê, rojên serî çiyê, rojên li cem hevalan, rojên bi malbatê ra... Şahidiya wan kêliyan ewqas zehmet be gelo jiyîna wê ra çi wêrekî divê? Nivîskarê gewre ew e ku hest û giyanê mirov serobino biket.. Vê pirtûka kurt û kûr rasterast berhema Victor Hugo Bir İdam Mahkûmunun Son Günü anî bîra min. Ew teswîra mekanê, vegotina kêliyan, tevger û fikirînên mehkûmî û biryara îdamê ku ji bo herdu karakteran hatiye dayîn. Ji gelek aliyan va dişibin hevdu. Lê berhema M. Mukrî serkeftîtir bû bi min, axir êşa meriv li ku der bibe, meriv xwe dispêre wir. Di pirtûkê da tişta ku meriv diêşand yek jî têgeha dayikê bû. Dayika wî mehkûmî, dayika hevalên wî, hevdîtinên di zindanan da, girîn û qêrînên wan.. Dayik şahidên
SegwerMihemed Mukrî · Avesta Yayınları · 20156 okunma
10/10
·416 syf.··
2026 95. kitabı
#artemisaşkına Canım kankim geceye1kitap_ okuyunca dayanamadım, dedim Muzo reyiz bu kitabı sevdiyse ben de severim. Çünkü zevklerimiz aynı ve kankama güveniyorum, çoğunun aksine asla sallamaz. Kovboy hikayesi ilk kez okudum ve çok beğendim. Aslında 90ların çocuklarından biri olarak klasik pazarları babasının zoruyla kovboy filmleri izleyen tayfada ben de varım. Ama ben o filmleri gerçekten severdim. Benim için bir nevi nostalji oldu. Çünkü 22 senedir zorlayan o kişi yok. Esas kıza sanırım bu yüzden bir yakınlık hissettim. Fazla anlam yüklediğimi düşünmeniz umrumda değil. Bir hikayeyi okumak başka bir şey, hikayedeki küçük benzerlikler yaşayıp başka bir açıdan okumak ayrı bir şey çünkü. Neyse... Kızımız küçükken anne babası ayrılıyor ve annesiyle şehre dönüyor. Babayla araları hiç düzelmiyor. Özlemden kaynaklı Kırgınlığı, gençlik zamanımdan kalma pişmanlığı var. Ah o keşkeler... Hiçbir şeye adım atamadan baba ölüyor. Ve kıza büyük bir miras kalıyor. Ancak bu mirasa sahip olabilmek için de 1 yıl boyunca o yıllardır gitmediği çiftlikte yaşamak, orayı yönetmek zorunda. Bu kolay bir şey değil. Detay vermicim. Burada asıl sorun, seksi ustabaşı kovboy ile miras yüzünden arasındaki düşmanlık. Ağzımdan kesinlikle laf alamazsınız Cash'e başta sinir oldum ama satorikitap 'ın dediği gibi sevdim keratayı. Romantik kitap olmasına rağmen hüzünlendim, gözyaşım pıt pıt oldu Bi ara küçük detaylar yüzünden. Duygular gerçekçi hissettirdi belki de nostalji duygusındandı, bilmiyorum... Sevdim ikinci kitaba haftaya başlayacağım çünkü eğlenceli bitti umarım serinin diğer kitapları hemencecik çevrilir. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Not: azcık YETİŞKİN İÇERİKLİDİR
CashJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202650 okunma
Puan vermedi·%80 (402/501 syf.)··
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,680 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 227. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 07:56
VARLIK: Doğrudan, mektup, mektuplaşma üzerine kitaplarınız var. Yazınsal hayatınızda nereye kadar eşlik etti mektup? Bilge Bey'den önce de mektuplaştığınız yazarlar, entelektüeller kimlerdi? Bu kitapla birlikte, Bilge Karasu'nun mektupları da okurla buluşmuş olacak. Okurla buluşmayı bekleyen başka mektup dosyaları var mı? BATUR: Karasu'dan önce İlhan Berk'in, Ece Ayhan'ın bana yazdığı mektupları kitaplaştırdığımı biliyorsunuz. Bunlar buzdağının görünen kısmı! 800'ü aşkın yazar-sanatçı-düşünce insanı mektubunu Bursa Nilüfer Kütüphanesi'ne teslim ettim birkaç yıl önce, orada araştırmacılara açık biçimde korunuyorlar. Ama bir mektup seçkisini “Gönderilen: EB” olarak kitaplaştırılacak bir biçimde ayırdım: Abidin Dino'dan Mustafa Irgat'a, Leyla Erbil'den Edip Cansever'e, İlhan Usmanbaş'tan Metin And'a pek değerli parçalar. İkinci bir seçki dosyasında ise “yabancıların mektuplarını topladım: Lévi-Strauss'dan Manguel'e, Ashbery' den Bonnefoy'ya örnekler. Belki de son “postaneyim ben!
Hayata Dair
Enis Batur’a MektuplarBilge Karasu · Metis Yayınları · 202439 okunma
Reklam
Reklam