Michael Walzer'e göre İsrail soykırım amacı taşımıyor çünkü öldürdüğü 30 bin kişiden 10 bini HAMAS militanı ise bu soykırım amacı taşımadığına dair yeterli bir oran. Yani demek istiyor ki asıl hedef HAMAS, ölen 20 bin sivil ise savaşın talihsiz ama kaçınılmaz bir sonucu. Walzer hastane, okul, ibadethane hatta ekmek fırını vuran İsrail'in tek hedefinin HAMAS olduğuna gerçekten inanıyor olamaz. Buna inansa dahi 20 bin sıvilin katledilmesini mazur görmek "haklı savaş" kuramının tam olarak neresine tekabül ediyor sormak lazım.
Sayfa 223 - İnsan / İbrahim Buldur·Kitabı okudu
Savaş tazminatı olarak kitap almak
Harun Reşid Ankara'yı zapt ettiği zaman ve halife Me'mun da Bizans imparatoru III. Michael'e karşı zafer kazandığında savaş tazminatı olarak para veya altın yerine eski el yazmaları kitapları talep etmişlerdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İslam toplumu, "ümmet" ve "ailesel alan" olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Ümmet, kamusal güç ve iktidarın varolduğu erkek alanıdır, aile ise, kadının ve cinselliğin alanı. Burada kamusal iktidar söz konusu olmamakla birlikte, cinsiyete dayalı katı bir ayırım ve hiyerarşi vardır. İslam toplumu, iki cins ve iki alan arasında iletişimi ve etkileşimi mümkün olduğunca engelleyecek kurumlar İçinde yapılandırılmıştır. Etkileşimin zorunlu olduğu üreme gibi bir alanda ise, gene iki cins arasında yakınlığı önlemeye yönelik bir dizi mekanizma (örneğin erkeğin çokeşliliği ve karısını boşama kolaylığı) getirilmiştir. Ayrıca cinselliğin ve aileye ilişkin düzenlemelerin Kuran'da yer almasının, İslam ailesinin hukuksal ve ideolojik tarihini ve cinsler arası ilişkileri belirlemiş ve onlara belli bir değişmezlik kazandırmış olması, gene İslamiyet'e özgü niteliklerden biridir. Bu aile yapısının hüküm sürdüğü toplumda, katı bir onur/namus kavramı vardır, bireysel onur (ki bu esas olarak erkeğin onurudur, çünkü ümmetin korunmasından ve sürdürülmesinden, iktidarla ilişkisi dolayısıyla, esas olarak o sorumludur) ile topluluğun onurunun ve normlarının korunması sıkı sıkıya birbirine bağlıdır. Müslüman erkek, İslami cemaatin düzenini ve ahlakını korumakla görevli bir bekçi konumundadır ve o da hudutları ve eşikleri korumakla görevlidir. Ahlak ise, bütün ataerkil toplumlarda gördüğümüz gibi, kadının ve onun bedeninin denetlenmesiyle korunur.
Kitap Simyacıları
ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
Kendimi Tanrı mı ilan etmeliyim, kendi yalnızlığım içinde, yalnızlığı kabullenebilmek için. Ben, kendini Tanrı eden ben'e boyun mu eğmeliyim, yoksa ona karşı mı çıkmalıyım? Boyun eğersem kendime, bir kitap yazmalıyım. Kitapsız Tanrı mı olur? Savaş açarsam kendime, kendimi Şeytan ilan etmeliyim. Kendi Şeytan'ıma karşı, yüz yirmi dört bin tane 'ben' yollamalıyım. Deliriyor muyum?
Sayfa 52 - Öteki Yayınevi·Kitabı okudu
Kral Arne ordusuna doğru yürürken Vadim' e döndü. "Neyine güveniyor bu adam?" "Savaşçılarının gücüne Kral'ım!" Arne atının önüne gelince bir anda durdu. "Savaşçı mı? Şu ardımdakilere bir bak Vadim! Freda ve Randall gibi en iyi iki savaşçı ordumun başında. Başka bir şeyden güç alıyor olmalı!" "Gökten Kral'ım." Hepsi atlarına bindiklerinde Kral, "Gökten mı?"dedi bu karşılığı saçma bularak. "Evet , gökten. Göğün, onların doğduğu yer olduğunu kabul ederler. Tengri, onların yanındadır ve kendilerini onun orduları olarak görürler. Gök, onlara yol gösteren ve haber verendir."
Sayfa 110 - Panama Yayınevi·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı