El Kızı
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:31
Kalemiyle ilk kez tanıştığım yazar Orhan Kemal yıllarca unutamayacağım bir kitabını içim ezile ezile, yer yer gözyaşımı ve hıçkırıklarımı tutamayarak, geçmişte yaşadığım acı hatıralarımı bana bir bir hatırlatarak, kitaba resmen içimi dökercesine okudum diyebilirim. Nazan'ın acı hikâyesi okurken, nice kadınlarımızın gül yüzlerinin solduruluşuna, hayatlarının altüst edilişlerine, hayallerinin yıkılışına bir kez daha şahit oldum. Nice hayallerle çıktığımız evlilik yolunda, birkaç ahlâksız ve vicdansız insanların yüzüne iyi niyetlerimizin suistimal edildiği, verdiğimiz emeklerin ve zamanın ziyan olduğu, kaybettiğimiz yılların geride bıraktığı enkazlara baktıkça bir kadının yine bir kadın yüzünden mahvolmasına sebep oluşu içler acısı ne yazık ki... Nazan'ın kaynanası Hacer kadın ve avukat eşi Mazhar Bey'in vicdansızlığı, insafsızlığı, ahlâksızlığı, vefasızlığı, iffetsizliğiyle ve bir evladın anneden koparılışına şahit oldum gözlerim dolarcasına okuyarak. Yıllardır eşinin ve oğlu Haldun'un bir yadigarı olarak sakladığı Elmas yüzüğün peşinde pervane gibi koşuşturan ahlâksız insanlarla yüzleştim tek tek. Hele biri vardı ki elime verseler bir kaşık suda boğacağım komşuları olan Naciye'nin ortalık karıştırması, gevezeliği, büyü muska işiyle uğraşıp kaynana ve gelini birbirine düşman edişi, yıllardır bu ailenin servetlerine göz dikişini gördükçe benim gibi kaşlarınız çatık olarak ve kitabın içine girip resmen müdahale etmek isteyerek okuyacağınızdan eminim. Nazan'ın kaynanasına gelince bütün bu acıların yaşanmasına sebep olduğu için iki cihanda da gün yüzü görmememesini dilediğim, yaşattığını yaşamadan ölmediğine sevindiğim. Bir edene bir eden bulunurmuş diyerek, Mazhar'ın bir "bar kızı" na tutulup eve nikahlı eşi olarak getirdiği Neriman'dan ettiklerini çekişine içimin yağları
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Kelimelerin Efendisi, Sessizliğin Sırdaşı
9/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Özdemir Asaf ve Lavinia Üzerine... Kreatif Kültür Sanat Topluluğu olarak bu ay, Türk şiirinin "yalnızlık paylaşılmaz" diyen en zarif kalemine, Özdemir Asaf’a konuk olduk. Üyelerimizin her bir dizeye bıraktığı izler, kitabın sadece bir şiir toplamı değil, bir ruh röntgeni olduğunu kanıtladı. Zıtlıkların Aynasında Bir Sırdaş MüGe , Asaf’ı bir şairden öte, "sessiz ve samimi bir sırdaş" olarak görüyor. Kelimelerin zıtlıkları arasındaki gel-gitlerin bizi giderken nasıl kalmaya zorladığını keşfediyor. Bir yağmur damlasında dünyayı temizleme umudu bulan Asaf’ın, sıradan olanı nasıl efsunlu bir hikayeye dönüştürdüğüne parmak basıyor. MüGe 'nin İncelemesi: #298015638 "Benim Ben... Baştan Başa Sen" Matematiksel bir aşkın formülünü çıkarıyor Züleyha G. : "2=1". Asaf’ın dizelerindeki o muazzam aynalık etkisini, sevgilinin içinde kendini bulma halini en duru haliyle selamlıyor: "İyi ki sen, iyi ki Lavinia." Züleyha G. 'nın İncelemesi: #295369283 Kelimelerin Mühendisliği ve İroni ✿Ebru✿ ise kitabın teknik ve duygusal yapısına farklı bir yerden yaklaşıyor. Sesli harflere yapılan müdahaleleri, Asaf’ın o kendine has üslubunu sorguluyor: Bu bir samimiyet arayışı mı, yoksa acıyı hafifletmek için kullanılan bir ironi mi? Bu soru, Asaf’ın şiirinin derinliğindeki o gizli dehanın altını bir kez daha çiziyor. Kavuşamamanın Şahitliği 。Ruby。 , Asaf’ın sevgisini dizelerin ötesine, bir "sevgi hatıratına" taşıdığını vurguluyor. O’na göre bu dizeler, kavuşamamanın kelimelerle vücut bulmuş hali... Hatta Züleyha G. ’nın yüzdüğü "Lavinia Denizi"nin güzelliğine katılarak, bu imkansız aşkın hepimizi birer "canlı şahit" kıldığını ifade ediyor. Ölüm gibi bir şey olan ama kimsenin ölmediği o boşlukta, Ruby bizi Asaf’ın son sözüyle baş başa
Kreatif Şiir
LaviniaÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202229,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mai ve Siyah
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 20:33
Kalemiyle ilk kez tanıştığım Servet-i Fünun döneminin ve Türk Edebiyatı tarihinin en büyük yazarlarından biri olan Halid Ziya Uşaklıgil kaleme aldığı Mai ve Siyah döneminin en iyi romanlarından bir tanesini okudum. Kitap mı beni bitirdi, ben mi kitabı bitirdim bilmiyorum. Çoğu satırlarını gözlerim dola dola okudum. Beni de Ahmed gibi hayal kırıklığına uğratan bir eser oldu ne yazık ki. Kitabın dili ağır olduğu için ilk bölümlerde pek adapte olamadım ama Ahmed Cemil'in babasını kaybetmesiyle hareketlenmeye başlayan romanın yazarı Halid Ziya Uşaklıgil betimlemeleri, şiirsel anlatımı, psikolojik tahlilleri, fikir çatışmasını ustalıkla kullandığını gördüğüm ve halen günümüzde de kurulan Mai hayallerin, Siyah gerçekleriyle yüzleştiğimizi gösteren örneklerden bir tanesiydi. Yani tam bir hayal kırıklığı romanıydı. Lise yıllarından beri sadık arkadaşı olan Hüseyin Nazmi ile Ahmed Cemil'in edebi eserlere olan tutkularını muhabbetlerini, dostluklarını gördüm. Bunun yanı sıra babasının ölümünün ardından hayatın yükünü omzuna alan Ahmed'in varlık içinde yüzen arkadaşı Hüseyin'e hep gıpta edişi, tam bir hayalperestlikle edebiyat camiasında ün edinmek için gece gündüz tercümanlık yapmaya başlayarak, kendi eseri olan şiir kitabını da bir yandan tamamlamaya çalışması, arkadaşının vesilesiyle bir matbaa'da işe başlayarak hayallerini gerçekleştirmeye başlamasıyla kitabın heyecanına sürüklenircesine kapıldım. Kalem arkadaşlarından beni en sinir edenlerden biri olan Raci'nin Ahmed'i kıskanması, içten içe haset ederek eserim diyerek ilan ettiği şiir kitabına kötü ithamda bulunmasıyla sinirlerim yavaş yavaş gerilemeye başladı. Diğer yandan matbaa sahibinin oğluyla, Ahmed'in kız kardeşi İkbal'le evlenen Vehbi'nin Ahmed'i dolandırışı, karısını aldatışı ve karnında bebeğini taşıyan İkbal'in düşük yapmasına ve ölümüne
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 201934,8bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2025 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 12:51
Okuma grubumuz olan Edebiyat Yolcuları isimli grubun @EBruhaLa ile birlikte çıktığımız okuma yolculuğunda 2025 yılında 54, Nisan ayında ise 9.uncu kitabımı bitirmiş bulunmaktayım. Kahin görebilen tek gözüyle aynaya baktı ve uzun boylu, çekik gözlü o adamı gördü. Bunu görmek, kendisi gibi diğerlerinin de içinde yaşadıkları o dünyadaki asıl hakikati görmek demekti. Gözün görevinin görmek değil, hakikati görmek olduğunu söyleyen alim aklına geldi. Hakikati gören gözün başka hiçbir şey görmesine gerek yoktu. Yedikule Kahini'nin yegane gözüne de bu şekilde perde indi. Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegane şey, o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, kahin sustu. Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu." Bu paragrafla son bulan bir kitabı yazarak anlatmaya çalışmak oldukça zor. Yine de dilim döndüğünce size biraz bahsedeyim. İhsan Oktay Anar zihnimde yine derin bir kuyu açtı. O kuyuda eser yazdı ve olanları sessizce izlettirdi. Elime alıp başlayıp bitirmem, harici elimde okuduğum dört kitap olmasına rağmen, kısa sürdü. Hikaye oldukça akıcıydı ve aşırı merak uyandırdı. İçimdekileri anlatmaya kelime haznem pek yeterli değil, başka bir dil kullanılmalı, kalp dili, susarak anlatılan...Kalbim genişlemek ve patlamak istiyor. Ardı arkası kesilmeyen tevafuklar bana bir şeyler öğretmek niyetinde, biliyorum. Kitabı okurken aynı zamanda Mesnevi eserini ve Mizaç İlmi ile Varlığın Tahlili Kitabı aklıma geliyor. Bu üç eser aynı zaman diliminde hem de bazı mekansal ziyaretlerden sonra karşıma çıkması asla tesadüf değil, bu süreç öğretici ve aynı zamanda üretici bir süreç. "Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür." Gerek ' Mesnevi den sözlerle, gerek kurgulanan hikayelerle bize çok değerli dersler veren kitap aynı zamanda gündemimizde olan
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
10/10
·108 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 05:47
Herkese selamlar, Bugün Necip Fazıl Kısakürek'in Kanlı Sarık adlı tiyatro eseri ile karşınızdayım. 3 perdeden oluşan bu tiyatro eseri Moskova'nın Kars'a 113 yıllık zulmünü konu ele almaktadır.Eserde bir "Yetim Hoca" var ki; yüreğimizi dağlıyor.Tek duası babası gibi yetim kalıp şehit olmak ve ondan gelen soyun aynı kaderi yaşaması... Ellerini semaya her açtığında Rabbine bunun için yalvar yakar dua ediyor ve duası kabul oluyor. Memlekette diğer hocalar gibi onunda sarığına kan değiyor ve ona da şehitlik mertebesi nasip oluyor. Yetim Hoca'nın oğlu Mazlum Hoca'ya erkek evlat nasip olmuyor ama kız evladına da kendisine de şehitlik makamı nasip oluyor. Sayılamayacak kadar şehit verilse de Kars hatta isminin değişip "Kanlı Sarık" olmasını hak etse de Ebülhasan-ı Hırkaanî gibi evliyaların, dervişlerin yüzü suyu hürmetine esaretten kurtuluyor. Necip Fazıl üstadımız yine şaşırtmadı. Her eserinde olduğu gibi bu eserinde de önce mesajlara yer vermiştir.Mutlaka okumalısınız.
Kanlı SarıkNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 2007700 okunma
7/10
·385 syf.··
2024 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2024 22:32
İlk kez kitabı Bodrum kütüphanesinde gördüm. İsmi çok garip geldi, ''Selahaddin ve Haşhaşiler''. Allah Allah, ne alaka dedim kendi kendime. Kütüphaneden ödünç almaya karar verdim kitabı. Okumaya başladım, ilk sayfaları çok ilgi çekici. Gerek Selahaddin ve babası arasındaki söhbetler, gerek Mısırdaki Fatimiler ile olan dalgalı ilişkisi. (Spoiler vermek istemiyorum fazla) Fakat şunu not etmek isterim ki 228 sayfaya kadar kitap Selahaddin ve Fatimiler arasında geçiyor, ve yahut Selahaddin ile Ebulhasan arasında geçiyor. Arada bir haşhaşilerden söz ediliyor ama çok az. O yüzden kitabın adı ''Selahaddin Eyyubi ve Fatimiler'' veya ''Selahaddin Eyyubi ve Ebulhasan'' olabilirdi. Haşhaşilerden hiç mi söz edilmiyor derseniz söz ediliyor fakat kitabın sonlarına doğru daha çok haklarında yazılmaya başlanıyor. Genel olarak kitabın sonu beni çok ama çok hayal kırıklığına uğrattı. Daha etkili kurgulanamaz mıydı diye düşünmüyor değilim...
Selahaddin Eyyubi ve HaşhaşilerCorci Zeydan · Kapı Yayınları · 2014398 okunma