• Ebu'd-Derdâ'nın dilinden düşürmediği bir duası var, o öyle bir dua ki bizim de o duayı yapmaya çok ihtiyacımız var. Ne diyor biliyor musunuz?
    "Allah'ım. Kalbimin dağınıklığından sana sığınırım!"

    Talebeleri merak ediyor ve soruyorlar: "Ey Ebu'd-Derdâ! Kalbin dağınıklığı ne demektir?"

    Diyor ki: "Her vadide malım olsun düşüncesidir, her işte parmağım olsun arzusudur."
    Muhammed Emin Yıldırım
    Sayfa 439 - İbn Asâkîr, Tarihu Medineti Dımeşk, XLVII, 156
  • Hasen el Basri (rahimehullah) dedi ki:

    Ebu'd-Derda (radiyallahu anhu) şöyle buyurdu:

    "Ya alim ol ya da ilim öğrenen. Ya seven ol ya da tabi olan. Sakın beşinci olma, yoksa helak olursun."


    Dedi ki: Ben Hasen'e: "Beşinci nedir?" diye sordum: şöye buyurdu:

    "O da bid'atçıdır."

    Beyhaki, el Medhal: 381; İbni Abdilberr, Camiu Beyanil İlim Ve Fadlihi: 94.
  • Peygamber'in ashabından Ebu-d Derda, halktan bir grup arasında, Abdullah b. Revaha'nın ayrılığına ağlayıp şöyle diyordu:
    Hiçbir günüm yok ki Abdullahi hatirlamayayim... Abdullah'sız bir günüm olmasından Allaha sığınırım... O benimle karşılaştığında şöyle derdi: "Ey umeyr, otur da biraz imanımızı tazeleyip pekiştirelim. " Allahın dilediği kadar otururduk sonra O şöyle derdi: " Ey Umeyr! Işte gerçek iman , işte hakiki insan budur..."
  • Mescitleri evi bildi. Çünkü, " Mescitler takva sahiplerinin evleridir," dediğini duymuştu O'nun.
  • ✨Ebu'd- Derda derdi ki :

    Çokça dua edin ! Zira kapıyı çokça çalan kişiye kapının açılması pek yakın olur.

    [ İbn Ebi Şeybe, el-Musannaf 11/235 ]
  • Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır."

    Kaynak : Tirmizi, Birr 49, (1980)

    Açıklama :
    1- Bu hadiste Resulullah, sıla-i rahm için neseb yani akrabaları öğrenmeyi emretmektedir. Alimler bu hadise dayanarak sıla yapılması gerekenlerin valideyn'den ibaret olmayıp, bütün zevi'l-erhama (babalar, dedeler, amcalar, dayılar vs.) şâyi olduğunu söylemişlerdir. Akrabalara karşı gösterilecek sıla-i rahm, onlara yakınlaşma, şefkat ve ihsandan ibarettir.



    2- Sıla-i rahm’in ömürde uzamaya sebep olması meselesi, ecelin değişmeyeceğini beyan eden ayetle tearuz eder. Buna cevap sadedinde: “Amelde bereket ve tevfîk hâsıl olması, ömrün boşa gitmemesidir, bu durumlar sanki ömrün artması gibidir" denmiştir. Ayrıca: "Sıla-i rahim, öldükten sonra hayırla yâdedilmeye sebeptir" veya "sâlih evlatların varlığına sebeptir" de denmiştir. Şurası muhakkak ki, mâdem ki Resulullah, Hak namına konuşarak, sıla-i rahmin ömrün uzamasına sebep olduğunu bildirmiştir. Şu halde bu, mahiyetini anlamakta zorluk çeksek de âlemde mevcut diğer eceli geciktiren sebeplerden biri olmalıdır. Allah kimin ömrünün uzun olmasını dilerse onu sıla-i rahim yapmada muvaffak kılar. Esasen bir mü'min için bu meselenin iman mantığınca anlaşılmasında zorluk mevcut değildir. Çünkü, Resulünün müjdesine inanarak, vaadedilen mükâfata ermek niyetiyle yapacağı ameller, (sıla-i rahimler) boşa gitmeyecek, "Kul, Allah hakkında nasıl zanda bulunursa, Allah kula öyle muamele eder.." fehvasınca, ömrünün uzatılacağı inancıyla sıla-i rahm yapanlara Cenab-ı Hak, daha uzun ömür verebileceği gibi, bu maksadla harcadığı ömür dilimlerini, başka maksatlarla harcadığı ömür dilimlerine nazaran en az on katı olmak üzere kat kat sevaplara mazhar ederek, daha uzun bir ömür yaşamış olma sevabını verebilecektir.



    Bu meselede İbnu Hacer üç ayrı Açıklama kaydeder:



    Birincisi şöyle: "Bu artma, taâte yardım sebebiyle ömürde bereketten ve âhirette faydası olacak bir şeyle vaktini mamur kılarak, boş geçmesinden böylece korumuş olmaktan kinayedir. Buna benzer bir başka rivayet ümmet-i Muhammed'in ömrüyle ilgilidir. Aleyhissalatu vesselam ümmetinin ömrünü, diğer ümmetlerin ömrüne nisbetle çok kısa olmakla birlikte, leyle-i Kadr'i vererek telafi ettiğini belirtmiştir. Hülasa, sıla-i rahm, taatın bereketlenmesine ve masiyetten korunmaya bir sebeptir, böylece kendisinden sonra hayırlı yâd devam eder ve sanki ölmemiş gibi (sevabı devam eder). Kişiye yardım sağlayan şeyler arasında, kendisinden sonra istifade edilecek ilim, sadaka-i câriye ve sâlih evlad da vardır."



    Alimler, meseleyi bir başka açıdan ele alarak şöyle izah ederler: "Ömrün artması kinaye olmayıp, hakikattir. Bu artış, Allah'ın ilmine nisbede değil, ömürle ilgili müvekkel meleğin ilmine nisbetledir. Âyetin değişmez diye bildirdiği ömür Allah'ın ilmine göredir. Sözgelimi, müvekkel meleğe: "Falanın ömrü, sıla-i rahim yaparsa yüz yıldır, yapmazsa altmış yıldır" dendiğini farzedelim. Allah'ın ilminde bu kimsenin sıla-i rahim yapıp yapmayacağı önceden bellidir. Ama meleğin ilminde ise, artıp eksilme mümkündür. İşte bu duruma "Allah dilediğini siler, dilediğini sâbit bırakır. Ana kitap onun katındadır" (Ra'd 39). Âyette temas edilen mahv ve isbat (yani silme ve sabit bırakma) meleğin ilminde bulunana nispetledir. Ana Kitapta (Ümmü'l-Kitap) olan ise Allah'ın ilminde olandır ve elbette bunda silme mevzubahis değildir. İşte buna kaza-i mübrem, öncekine ise kaza-i muallak denir." Bu inanç sebebiyle Hazreti Ömer'in: "Ya Rab! Beni şakî yazdınsa sil!" diye dua ettiği belirtilir. "Senin ilminde şakî isem değiştir" demezmiş. Zira Allah'ın olacak bir şey hakkındaki bilgisi asla değişmez, O'nun bildiği şekilde olur.



    Alimler bu iki izah şeklinden öncekinin, sadedinde olduğumuz hadise daha uygun düştüğünü söylerler.



    Tîbî'den kaydedildiğine göre şöyle demiştir: "Önceki vecih daha muvafıktır. Buna, Fâik'in müellifi (Zemahşerî)'nin sözü işaret eder. Der ki: "Mânanın böyle olması caizdir: "Allah, rahim'in eser ve aslını dünyada uzun müddet devam ettirir, bunu sıla-i rahmi yapmayanın eserini hemen yok ettiği gibi çabucak yok etmez."



    Üçüncü bir Açıklama Taberâni'nin Mûcemu's-Sağîr'inde gelmiştir: Ebu'd-Derda anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında "Kim sıla-i rahimde bulunursa eceli uzatılır" diye zikredilmişti, Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Ömürde ziyade olmaz. Allah Teâla Hazretleri: "Ecelleri geldiği zaman bir saat ne ileri alınır ne de geriye..." (A'raf 34) buyurmaktadır. Ancak kişinin, kendisine vefatından sonra dua edecek hayırlı zürriyyet olur."



    Yine Taberânî'nin Mûcemu'l Kebir'inde gelen merfu bir hadisde: "Allah, eceli gelen kimsenin ömrünü uzatmaz, ömrün ziyâdeleşmesi sâlih zürriyet demektir" buyurmuştur.



    İbnu Fûrek, ömrün artmasından maksadın sıla-i rahim yapan kimsenin anlayış ve aklından âfâtın nefyedilmesi olduğunda cezmetmiştir.



    3- Hadis, neseb öğrenmenin mendub olduğunu ifade etmektedir.
  • Kesir b. Kays anlatıyor:
    Dimaşk mescidinde oturan Ebu'd- Derdâ'nın yanına geldim ve:
    -"Ey Ebu'd-Derda! Bana bildirildiğine göre Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) naklen bir hadis rivayet ediyormuşsun. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) şehrinden (Medine'den) sırf bu hadisi senden öğrenmek için geldim" dedim. Ebu'd-Derdà:
    -"Sadece bu hadisi öğrenmek için mi geldin? Yani bir iş veya ticaret için gelmedin mi?" diye sorunca:
    -"Hayır, sadece öğrenmek için geldim" karşıliğını verdim.
    Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ şoyle dedi: -"Resûlullah'in (sav) şöyle buyurduğunu işittim:
    "ilim öğrenmek için yol tutan kişiyi Yüce Allah cennet yollarından brine yönlendirir. Melekler, ilim öğrenmek için evinden çıkan kişiden razı olup ona kanat gerer. Alimin, âbide üstünlüğü mehtaplı gecedeki Ay’ın diğer gezegenlere üstünlüğü gibidir. Alim olana gökte ve yerde olanlar, hatta sudaki balıklar bile bağışlanma dilerler. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler geriye ne bir dinar, ne de bir dirhem brakmışlardur. Geriye (miras olarak) bıraktıkları sadece ilimdir. Bundan dolayı her kim ilim elde ederse (bu mirastan) yeteri miktarda bir hisse elde etmiş olur."

    Şuabu’l İman 2.c