Tutunamayanlar
Evet! Diyorum ki; meselelerimizi çözmek için edebî değil teknik bir üslûp seçersek, kendimize verdiğimiz serbestliği iyi kullanmış oluruz ve demokrasi gibi bunu da kendimize benzetmeyiz. Teknik bir üslûp seçmeliyiz; çünkü bizler teknisyeniz. Duygularını ifade edebilmek için bakkal, bakkal gibi; bahçıvan da bahçıvan gibi düşünebilseler; kendilerine yakışacak bir ifade coşkunluğuna kavuşacak zamanı bulabilirlerdi bütün şehir, gereksiz edebiyattan temizlenmiş olurdu. Yazık ki her zaman birinci sınıf bir bakkal, dördüncü sınıf bir edebiyatçının üslûbuna özendiği için, onu kullanmak zorunda kaldığı için, edebiyatçılar tarafından edebî bakımdan hor görülmektedir. Biz, yani bu dünyanın iki sahibi sen ve ben, bu oyuna gelmeyecek kadar yeterliyiz. Birinci sınıf matematikçi olmak yolunda bulunan bu iki müstesna genç, lisede matematikten belge almış bir edebiyatçının hakimiyetine boyun eğemez. Napolyon gibi gururla söyleyebiliriz: ‘Bizim asaletimiz, bizimle başlar.’ Anlaşılmamak korkusuna gelince: bir edebiyatçının meseleleri de -günlük yaşantının nakledilmesi dışında- halk için, bir matematikçinin denklemleri kadar, belki de daha soyut kalır.
Nefret Örneği!
The Oxford İngilizce - Türkçe lügatini hazırlayan İngiliz filolog H. C. Hony diyor ki: "Türkçe ahenkli ve güzel bir lisandır. Başka lisanlardan kelime alırken sert ve çirkin sesleri yumuşatıp değiştirerek kulağa hoş gelir bir hale sokmuştur. Halbuki yeni bulunan, diriltilen veya uydurulan kelimeler hemen daima tam mânâsıyla bir nefret örneğidir. İlk mekteb, dahiliye, hariciye, hâkim, celse, tabiiyet...' gibi kelimeler için kabul edilen 'ilk okul, iç işleri, dış işleri, yargıç, oturum, uyrukluk...' kelimelerini, kulaklarım tırmalanmadan ve tüylerim ürpermeden dinlemek ve kullanmak benim için imkânsızdır. Edebî zevk sahibi Türklerin bu hususta ne düşündüklerini öğrenmek isterdim!...
Sayfa 132·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Edebi eserler okumak, düşünce açısından olasılıkların ufkunu açar. İnsanların yaşamlarını sürdürme biçimlerinin ne kadar farklı olabileceğini görmemizi sağlar.” -Peter Bieri
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Örtü... Yaratılışın kadına giydirdiği elbise. Kadının siperi, kalesi. Kadın ruhuna konulmuş İlahî sırrı koruyan kabuk. Özündeki kader programının filiz verdiği toprak. Nesillerin anası ile dünyevilik arasına gerilmiş perde. Manevî kış soğuklarından koruyan libas. Kadının edebi, ahlakı, iffeti. Kadının maddesinin ötesindeki manevî güzelliği...
Sayfa 9·Kitabı okudu
Üslup sahibi yazarları okuyarak edebi bir niteliğe ulaşılamaz: Bu, sözgelimi, ister ikna edicilik, hayal gücü zenginliği, mukayeseler yapma yeteneği, isterse cüretkârlık yahut keskinlik, özgürlük yahut incelik, ifade kolaylığı veya nüktedanlık, isterse çarpıcı tezatlar, veciz veya naif bir musluk ve benzeri olsun fark etmez. Fakat bu nitelikler bizde zaten varsa, demem o ki potentia (bilkuuve) olarak mevcut ise, bunları ortaya çıkarırız ve farkına varırız
Sayfa 63 - Say Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Sık sık kucaklanan çocuklar, diğerlerine oranla duygusal açıdan daha iyi gelişirler. Çocuklarınızı gözlemleyin. Sevgilerini nasıl ifade ettiklerini keşfedin. Bu, onların baskın sevgi dilini işaret edebi-lir. Sizden neleri rica ettiklerine bakın. Ricaları çoğunlukla kendi sevgi dillerini işaret eder. En çok neleri takdir ettiklerine bakın. Bunlar da muhtemelen baskın sevgi dillerine işaret eder.
Sayfa 207·Kitabı okudu