İG edebiokul Edebiyat, siyaset, tarih, ve uluslar arası ilişkiler konusunda kafa yoran, genel hatları ile mesleğinde her gün kendini geliştirmeye çalışan bir garip derviş.
Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir gün sana bütün gücümle ve bütün ümitlerimle "Gel," diyeceğim. Bu üç harflik kelime sevgilerimi, özlemlerimi anlatacak sana. Benim için nasıl vazgeçilmez olduğunu söyleyecek. Sesimi belki bir gece uykunun arasında duyup ansızın uyanacaksın. O zaman ne kadar uzaklarda olursan ol, geleceksin biliyorum. Uyandığın zaman bu bir gecenin değil, boşa giden bir ömrün uykusundan uyanış olacak.
Türk medyasında tam 40 yıl çalışmış hemde Ankara'da temsilci olarak muhabir olarak mutlaka okumak gerekir bir zamanlar Türkiyesi.. dönemin anlı şanlı gazetecilerin ve patronların akçalı işlerini ayak oyunlarını birinci derece yakından şahit olmuş bir gözle okuyacaksınız.
~~~
Kitapta kah eski günlere gidecek, kah eski Türkiye manzaralarına tanık olacaksınız. Yazarımız 40 yıllık gazeteci olduğu için 70'li yıllardan bu yana Türkiye'de ki değişimi gelişimi tüm çıplaklığı ile ortaya seriyor.
~~~
Anlı şanlı siyasetçilerin nasıl kukla olduklarını medya patronlarının hırs ve tutkularının ülke menfaati üstünde tuttuklarına tanık olacaksınız. Kendi rakiplerini yok edip nasıl tekel olunur kendinden başka kimseye yaşama şansı tanımayan elit ve beyaz Türklere tanık olacaksınız.
~~~
İncelememi sonlandırırken kitaptan her hangi bir spoiler vermek istemedim. Bir çırpıda okunacak 40 yıllık bir emeğin özeti aslında. Eski Türkiye meraklılarına..
” Sevgili Dost,
Şu günlerde, “İyi misin?” sorusunu herkes aynı şekilde yanıtlıyor. “Bu ortamda ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim.” İç karartıcı haberler birbiri üstüne bir felaket kolajı gibi yapışıyor. Yapışıyor da çantasını çaldırmamak için trenle peron arasına sıkışıp parçalanan kadın, akşam yemeğimizi iştahla yememize mani olamıyor. Ormanlara atılan mazlum cesetler, izleyeceğimiz bir futbol maçının keyfine gölge düşürmüyor. Sevdiğimiz insanlara karşı yapılan büyük haksızlıklar karşısında bile, dudaklarımızdan ancak birkaç zayıf cümle dökülebiliyor. Üzüntü kalbe inemiyor, kalp buğzedemiyor.
Sevgili Dost,
Bir bedenin organları gibi olduğumuz söylenmişti bize ve biz buna inanmıştık. Çünkü bu sözün sahibi Peygamberimizdi. Vücudumuzun bir parçasının geçirdiği rahatsızlık hani bütün vücudu ateşler içinde bırakacak, bütün vücut bu rahatsızlıktan elem duyacaktı? Kol kesilirken dudak gülüyor; ayak kesilirken kollar el çırpıyor, bir göz oyulurken diğer göz futbol maçı izliyor. Bir cinnet olmalı bu!