İzmir'e Güzelleme, İzmir'e Mersiye
8/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Yüksek dozda sürpriz bozan içerir. "İzmir... Yoğuran, kendine benzeten İzmir... Bin yıllık kaypak bir tarihin içinde suyla, denizle, ateşle, alın teriyle... Kanla, tuzla, yakamozla... Alevle, zelzeleyle, ihanetle... Her şeye rağmen içine alan ve yeniden doğuran İzmir..." Bol diyalog, bol monolog, çokça başarılı gözlem, çokça sağlam hayat ayrıntısı, kent tarihine dair göz ardı edilen bir dizi çarpık durum, türlü dertlerden muzdarip yazarın oraya buraya çekincesiz, cesaretle serpiştirdiği bir dizi hiciv. İzmir, plansız ve yanlış yürütülen kentsel dönüşüm, göç, aidiyet, sınıfsal ayrım, yoksulluk, şehrin gettolarındaki geçim kaynakları, definecilik, midyecilik ve aile travmaları temaları etrafında şekillenen; soluk soluğa sürükleyen, sindirilmesi zaman isteyen güçlü bir metin. İsim seçimi öyle nokta atışı ki içerikle uyumu göz önüne alınınca hayran olmamak elde değil. "Oysa tek kurtuluşu bu gömüler olan Kuşçu ailesinin genç oğlanları, kazdıkları yerlere köklerini dikerek tutunacaklardı. Şehrin bu deviniminde kök salmanın başka yolu yoktu." "Kazarak hayatta kalmak yazgılarıydı ama denizin altını kazımakla toprağın altını kazmak aynı şey değildi. Toprağın altı aynı zamanda çürümüş insan demekti." "Kolay kolay bir yerde huzur bulamazdı, o yüzden sürekli ev değiştirirdi. Yerini beğenmeyen çiçekler gibi hızla solardı." Başlarda tekinsiz, tedirgin edici bir atmosferin ortasında kalakalıyoruz; kadının evinin akıbeti ne, anlatılagelen anekdot tadındaki hikâyeler metne nasıl hizmet ediyor, neden her bölüm sonunda birinin dili kesiliyor sora sora bir hal oluyoruz. İlk üç-dört bölümde hop dedim duvara tosladık galiba, ne okuma zevki veriyor ne içine alıyor, bir olmamışlık var burada. Baktım ki çözülecek gibi değil, yazarın meselesini tespit etme yoluna gideyim dedim. Yani,
KöksüzlerBarış İnce · İnkılâp Kitabevi · 2022187 okunma
10/10
·328 syf.··
2025 83. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 13:26
1. Nazım Hikmet Aziz Nesin'den sonra dünyada en çok tanınan Türk yazarı olan Nazım Hikmet, yalnızca bir şair değil, aynı zamanda Türk solunun ve edebiyatının temel direklerinden biridir. Onun etkisi kuşaklar boyunca sürmüş, mirası sadece dizelerinde değil, dokunduğu yaşamların dokusunda da var olmuştur. Fikirleri yüzünden ömrünün önemli bir bölümünü hapishanelerde geçirmesi, onun ve takipçisi olan sol aydınların ortak kaderi olmuştur. Ancak zindanlar, onun için bir son değil, bir okul olmuştur. Nazım'ın mirası, Orhan Kemal'in Bursa Cezaevi'ndeki üniversitesinden mezun olup romancı kimliğini bulmasında, sayısız aydının onun eserleri ve sarsılmaz duruşuyla kendi yolunu çizmesinde yaşar. Onun mirası, yalnızca ölümsüz şiirleri değil, aynı zamanda aydınlar üzerindeki dönüştürücü gücü ve onlara aşıladığı direniş ruhudur. Nazım Hikmet'in açtığı yolda yürüyen bir başka dev, mizahı ve aklıyla topluma ayna tutan Aziz Nesin'di. 2. Aziz Nesin Aziz Nesin, sadece keskin mizahıyla değil, aynı zamanda bir düşünür, eğitimci ve devrimci kimliğiyle Türkiye'nin aydınlanma tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır. Onun yaşamı ve mücadelesi, üç temel nitelik etrafında şekillenir: Ahlaki Duruşu ve Tutumluluğu: İsrafa, vasatlığa ve banalliğe karşı ahlaki bir öfke duyardı. Bu duruşu, gündelik hayatının en küçük detaylarına bile yansırdı. Soner Yalçın'ın aktardığı bir anı, onun bu karakterini özetler niteliktedir: Entelektüel Cesareti: Zindanlara, sürgünlere, işsizliğe ve ölüm tehditlerine rağmen mücadelesinden asla taviz vermeyen, güç dönemlerin cesur devrimcisi idi. Tutarlılık ve kararlılıkla sürdürdüğü yaşamı, aydın sorumluluğunun canlı bir anıtı olmuştur. Hümanist Eğitimciliği: Eserlerinden kazandığı her şeyi, öğrenim olanağından yoksun çocuklar için kurduğu
Siyaset
SolcularSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202571 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kerbela Olayını Anlamak İçin
8/10
·809 syf.··
2025 59. kitabı
1.0 Giriş: Kerbela'yı Anlamanın Önemi Kerbela hadisesi, yaşandığı günden beri her yıl ve her mekânda Müslüman toplumlar tarafından anılmış, gönüllerdeki yerini korumuş ve asırlar boyunca unutulmamasını sağlayan eserlere, törenlere konu olmuştur. Çünkü Hz. Hüseyin'in Kerbela'daki onurlu duruşu, bizlere mazlumluğuyla zulme karşı durmayı, izzet-i nefsiyle izzet-i nefsimizi korumayı öğretmiş; şerefli vefatıyla şehadet şerbeti içmesi, şerefle yaşamanın bir hak ve görev olduğunu göstermiştir. Bu derin ve üzücü hadiseyi layıkıyla kavrayabilmek, onun manevi mirasını anlayabilmek için bazı temel kavramları bilmek gerekir. Bu inceleme, Kerbela olayının merkezinde yer alan Ehl-i Beyt, olayın anıldığı ve mateminin tutulduğu Aşure geleneği ve bu acıyı nesilden nesile aktaran Mersiye edebiyatı gibi temel kavramları açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Gelin, bu kavramların ilki olan Ehl-i Beyt'i tanıyarak başlayalım. 2.0 Ehl-i Beyt: Hz. Peygamber'in "Ev Halkı" Ehl-i Beyt, İslam kültür ve inancında Hz. Peygamber'in ailesini ve soyunu ifade eden merkezi bir kavramdır. Bu sevgi, İslam tasavvufundan Türk edebiyatına kadar geniş bir coğrafyada asırlardır en derin şekilde işlenmiştir. 2.1 Ehl-i Beyt'in Tanımı ve Kapsamı "Ev halkı" anlamına gelen Ehl-i Beyt, İslam öncesi Cahiliye devrinde bir kabilenin yönetici ailesini ifade ederken, İslami dönemle birlikte sadece Hz. Peygamber'in ailesi ve soyu için kullanılan özel bir terim hâline gelmiştir. Bu kavramın manevi merkezini ve en dar kapsamdaki tanımını, İslam kültüründe derin bir sevgiyle anılan "Pençe-i Âl-i Abâ" (Aba Altındakilerin Beşi) oluşturur. Bu isimlendirme, bir rivayete göre Hz. Peygamber'in abası altına aldığı şu beş mübarek ismi ifade eder: Hz. Muhammed Hz. Ali **Hz.
Din
Kerbelâ MersiyeleriMehtap Erdoğan · Grafiker Yayınları · 20091 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
Keşke Toprak Olsaydım "Keşke Toprak Olsaydım" Şair Yazar Mehmet Kurtoğlu'nun, Mart 2022'de Çıra Edebiyat aracılığıyla okurla buluşturduğu şiir kitabı. Kitapta yetmiş altı şiir yer almakta ve yüz otuz beş sayfa hacmindedir. 1990'lar ile 2020 tarihleri aralığında yazılan şiirler, otuz yıllık geniş bir zaman dilimine şahitlik etmektedir. Daha çok yazarlık yönüyle tanıdığımız Mehmet Kurtoğlu Bey'in biyografisinde hatırı sayılır sayıda şiir kitaplarının olduğunu da görmekteyiz. Kitap ismi olan, "Keşke Toprak Olsaydım" ayrıca kitapta yer alan ilk şiirin ismidir de. Nebe Suresinin 40. Ayetinden esinlenerek ve atfen, kitaba verilen bir isim olduğunu düşünüyorum. Nebe Suresinin 40. Ayetinin meali şu şekildedir; Esteizübillah "Kuşkusuz biz insanın önceden yapıp ettiklerini karşısında göreceği ve inkârcının, "Keşke toprak olsaydım" diyerek dövüneceği gün gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı sizi uyardık" Ayetinden esinlenerek bir mütevazılık örneğiyle hayatın(ın) muhasebesini yapmaktadır adeta. Şiirin bir bölümü şu şekildedir. "...Güzelliği güzelliğin belirler/ ne yapsam oturmaz kişiliğim/ içimde çan çalar ezan işitilir/ ruhumda derin bir boşluk dans eder/ aman vermez haramlar/ sunarım düşkünlüğümü bir bir..." (sayfa 7) Şair bu mısralarla özrünü beyan edip nefis muhasebesini yapar adeta. Yazım tarihiyle sıralanan şiirlerde, şiirin yazılma tarihi ilerledikçe, şairin şiirinin değişimlere uğradığını ve şiirlerdeki sesin yükseldiğini görmekteyiz. Konu olarak toplumsal içerikli ve felsefi tarzda şiirlerin çoğunlukta olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte sade-yalın bir anlatım şiirin geneline hâkim olduğunu görmekteyiz. Şairin birçok şiirinde mistik ve tasavvufi bakış açısını gözlemliyoruz. Şöyle ki; Asaf Halet Çelebi'nin Uzak Doğu mistisizmini ele aldığı kimi şiirlerini
Keşke Toprak OlsaydımMehmet Kurtoğlu · Çıra Yayınları · 20223 okunma
Güneş Topla Benim İçin
6/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2022 252. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2022 00:13
Yıllarca Sevgili Zülfü Livaneli'den dinlediğimiz Güneş Topla Benim İçin türküsünün sözlerini araştırma gereği duymamıştım. Bu kitapla birlikte öğrenmiş oldum, oysa ki, sanata edebiyata özelliklede edebiyatın şiir dalı özel ilgi alanım olmasına rağmen. Bu da benim bir eksikliğim. Güneş Topla Benim İçin Seheryeli çık dağlara Güneş topla benim için Haber ilet dört diyara Güneş topla benim için Umutların arasından Kirpiklerin karasından Döşte bıçak yarasından Güneş topla benim için Yazdan kıştan ilkbahardan Mahpuslarda dört duvardan Doludizgin sevdalardan Güneş topla benim için Seheryeli yar gözünden Havadaki kuş izinden Geceleyin gökyüzünden Güneş topla benim için ÜLKÜ TAMER KİMDİR? Ülkü Tamer, 20 Şubat 1937 tarihinde Gaziantep'de doğan şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen. 1950'li yıllarda ortaya çıkan İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden biri olan Ülkü Tamer, yetmişin üstünde kitap çevirmiş, şiir antolojileri hazırlamıştır. 1937'de Gaziantep'te dünyaya geldi; çocukluğu ve ilköğrenim yılları bu kentte geçti. Ortaöğrenimine İstanbul'da devam etti. Robert Kolej'den 1958 yılında mezun oldu. Lise yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başladı. İlk şiiri 1954 yılında Avni Dökmeci'nin yönetimindeki Kaynak dergisinde yayınlandı: "Dünyanın Bir Köşesinden Lucia". Ülkü Tamer, öğrenimine bir süre Gazetecilik Enstitüsü'nde devam etti. 1964-1968 yıllarında oyunculuk yaptı. Milliyet Yayınları'nda danışman-editör olarak çalıştı. Yayıncılık ve çevirmenlik yaptı; Milliyet, Karacan Yayınları'nı yönetti. Milliyet Çocuk ve Sanat Olayı dergilerini çıkardı.
Şiir
Güneş Topla Benim İçinÜlkü Tamer · Islık Yayınları · 2020309 okunma
Seni anlatabilmek seni
Puan vermedi·184 syf.·
2020 107. kitabı
Hasretinden prangalar eskittik... "Yazmak seni yazmak seni ak kâğıda bir dağı yazmak, bir boranı seni ustam ustalarım nasib olmadı bize hayrülhalef mertebesi yani granite yazmak yazmak seni..." diyor ya Yılmaz Gruda. Şimdi nasıl yazalım seni, nasıl anlatalım öksüz kalemimizle? Anlatamam seni ben ama anlatırlar en güzel şekilde, en samimi sevgiyle Hançepek sokaklarında okuma-yazma bilmeyen yaşlı amca ve teyzeler anlatır bize, anlattılar. Eline hiç kitap almamış insanların şiirlerini yüreğine mıhh gibi yerleştirip, büyütüp bir miras edasıyla okurken ezbere, anlatırlar seni bize. Keşke bu şiir kitabını evimizin iki mahalle ötesindeki sokakta, hançepeğin o sevdana aşık sokaklarda okuyabilseydim, ama okuyamam artık çünkü o sokaklar artık bir moloz yığını, bir betonlaşma cinayeti, bir yıkılış içimizde.Ama terk etmedi sevdan bizi "Terk etmedi sevdan bizi Aç kaldık, susuz kaldık Sokaklarda paramparça canlar Duvarlarda vahşetin izleri Evlere ölüm korkusu sinmişken SUR'a üflerken kıyametten önce Terk etmedi sevdan bizi." Umutsuzluk sardı dört bir tarafımızı, gözlerde vahşetin acı hali, sözcüklerde korkunun mırıltıları.Hani bir Halk apar topar çıkarılırken evlerinden, yokken gidecekleri bir yerleri, adresleri, bir dört duvarları.Hani çocuklar artık oyunlar oynadıkları o Kûçe'lerden bir daha hiç gelemeyeceklerini anlamış ve ağlamışlardı ya Hani umutsuzluğu zorla giydirmiştiler ya insanların üzerlerine.İşte o vakit sen seslendin sessizlikler katında UMUTSUZLUK YASAK "Umutsuzluğa düşmek" ise bir devrimciye yasaktır. Cellat elinde işken­cede ölüme bir soluk kalmışken bile. Yalnız yasak değil ayıptır da. Çün­kü devrimcinin kendisi, insanlığın yarını ve umududur. Bir kural, bir il­kedir bu. Namussuzluğun, alçaklığın egemen olmadığı, soylu, güzel ve onurlu bir dünya, bu temel ilke
1000Kitap
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma