Velayet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini; Sünnet-i Seniyeye ittiba'dır.
Yani: A'mal ve harekâtında Sünnet-i Seniyeyi düşünüp ona tâbi' olmak ve taklid etmek ve muamelât ve ef'alinde ahkâm-ı şer'iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir.
Ey arkadaş! İnsan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir. Ancak onun da bütün harekât ve ef'ali yazılıyor, tesbit ediliyor ve a'malinin neticeleri hıfzediliyor ki, muhasebe-i kübrada ona göre derece alsın.
Mesnevi-i Nuriye - 44
Nedir bu ellerle ayak
Nedir bu dillerle dudak
Aç gözün ibret ile bak
Alem temâşa-gah imiş
Cümle merâtibden geçip
Tevhid-i zâta vâsıl ol
Ko Zeyd ü Amre bakmağı
Ef'âl-i kül! Allah imiş
Arının dimağını, mikrobun gözünü tanzim eden zat, senin ef'al ve a'malini mühmel, başıboş, hesapsız, kitapsız bırakmayarak "İmam-ı Mübin"de yazar. Ona göre muhaseben olacaktır.
Batı'da halk ozanlarıyla, kibar (saray) aşka ve Dante'nin Aşkın Sâdıkları ile ortaya çıkan hâliyle aşkın bütün zarafet ve inceliklerinin, yüceltilişinin ve aşka duyulan derin saygının İslâm âleminden alındığını da unutmamak gerekir. İşte bu aşk, (aşkı, namus olarak gören Yemenli ef sanevî kabile Udriler'in) udri* aşkı, 12. yüzyılda İran'da yaşamış Ruzbihân-ı Şîrazî'nin Kitab-ı Abher'ul-Aşıkin/Aşık. ların Yasemini Kitabı'ndaki aşk ve 10. yüzyılda halifelik döneminde Kurtuba'da yaşamış İbn Hazm'ın Tavkʼal-Hamâma/Güvercin Gerdanlığı'ndaki aşktır.