O halde aşktan söz edelim... açıkça konuşalım, duygusal aşktan... hani o olmadığı halde bize güneşi varmış gibi gösteren, bizi ağlatan, canımızı yakan, ölme isteğimizi artıran...
Uyandığında mutsuz oldu elbette. Ne aptallık, karanlıkta artık inanmaktan vazgeçtiği Allah'ının onu görmediğini düşünüyordu. Eh gözüne görünmezse, başına başka kötülükler de sarmazdı hani. Ama bir iyilik de düşünmezdi onun için.
"En büyük faşist Allah'tır!" diye bağırası geldi.
-O kız sana yaramaz. Bizimki gidip görmüş. Elin yabanına ben varmam, demiş. Bizim köylerin kızları tuhaftır. Yabancıdan ürkerler. Eh, ne olacak. Doğmuşlar, büyümüşler, köyden dışarı hiçbir şey görmemişler. Hepsi cahil, hepsi cahil...
İnsandan ne olsa isteyebilirsiniz. Ona servet sahibi olmasını, sevmesini, gaddarlaşmasını, cinayet işlemesini kendini feda etmesini söyleyebilirsiniz. Ama özsaygıya sahip olmasını istemeyin ondan. Hemen sizden nefret etmeye başlar. Eh, en iyisini onlar bilir. Herhalde kendilerine göre nedenleri vardır. Tabii sizden nefret ettiklerini söylemezler. Sizin onlardan nefret ettiğinizi söylerler.