Öncelikle şunu söylemeden geçmek istemiyorum, Amok Koşucusu'nun ne demek olduğunu bilmeden başladım bu kitaba ve kitap ile birlikte öğrendim. Bir nevi çıldırmak gibi, sinir halinde durmadan etrafına zarar vererek koşmak demekmiş. Yani aslında kişinin gözünün kararması, etrafına zarar vermesi ve hatta en sonunda kendine zarar verecek duruma gelene kadar durmaması durumu.
Bizi neler etkisi altına alır, gözlerimiz gördükçe, yüreğimiz acı hissine kapıldıkça, ruhumuz yaşadığını hissettikçe, ellerimiz ve bedenimiz üşüdükçe sanırım hayat bizi etkisi altında barındırır, bu durumlar ortadan kalkınca ve hissizleştikçe insan ölür.
Yaşamımızda ve yaptığımız işimizde davranışlarımız hayata bakış açımız çok önemlidir. Toplumsal statümüz ne ise ona göre hareket ederiz genellikle, toplumun bizi kabul gördüğü konumdan hayata karşı bakışlarımızda süzülmekteyiz. Kitabımız Hollanda Doğu Hint Adaları'nda doktorluk görevini yapan bir insanın, mesleki hayatında yaşadığı pişmanlık ve bu pişmanlık duygusuyla yaptıklarını anlatmakta. "Yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak" sözünü bu kitabı okurken anımsadım. Sanırım pişmanlık duygusu her insanın kaderine yazılmış bir nevi yaşanılacak mağduriyetin öncüsü. Güzel kitap, tavsiye ederim.
Stefan ZweigAmok Koşucusuelfsbookself