Erkekler bütün gün oklarıyla meşguldürler ve az zaman da sürü- leriyle ilgilenmektedirler. Geri kalan vakitte de ava çıkar ve okçu- luk talimi yaparlar. Hem erkekler hem de kadınlar uzun bir süre at üstünde kalabilir. Evle ilgili bütün işler kadınların omuzlarındadır. Onlar kürk. kumaş, ayakkabı, çizme ve deriden yapılabilecek her şe- yi yaparlar. Aynı zamanda araba sürer ve tamir ederler, develere yük bindirirler. Kadınların eli çabuktur ve çalışkandırlar. Bütün kadınlar pantolon giyer ve bazıları ise erkekler kadar isabetli ok atarlar.
Sayfa 52 - Kronik kitap·Kitabı okudu
İçimden kopan her yaprak beynime aylar sonra düşüyor; gecikmişliğin bayat kokusundan anlıyorum bunu. Bazan, yaşlılık diyorum, kendimizden oluşan bir coğrafyada silahsız ava çıkmaktan başa bir şey değil.Kendine yorgun ve eli boş dönüyor insan. Yoklar Fısıltısı
Sayfa 381 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Seydayê Tîrêj - Ey Welat
Ey welat im can bi gorî gazina te j` min nebî Tu dizanî bi şev û rojan ez xemxwarê teme Rêz û neqşê xameya min navê tey şêrîn û xweş Her wekî bilbil dinalim ez pesindarê teme Ger hemû kes aşiqê malê dinê çavên reşin Ez evîndarê çiya û deşt û zinarê teme Qebqeba dengê ribatim ku li ser şax û çiya Totiyê kohê Metînim bazê Hekarê tema şîrşîra teyr û tilûra me di nêv bax û rezan Her wekî şalûr di nêv dehl û gulîzarê teme Ez sura bayê siba me xumxuma av û çema Ez dîrokê ser devê milet û komarê teme Ez delalê dengê qîza me li qirş û qurmika Dengê qotîna şivan horhora cotkarê teme Himhima şêr û piling im dengê kovî û şepal Qêrîna qaz û qulingên deşt û rûbarê teme Perdê tenbûra şivanim her yek hawakî didî Rengê bilûra Memê j` koka sipîndarê teme Xeml û xêza keç û qîza me li govend û sema şapik û şalim li bejna canfîdakarê teme Dengê lîlandin û ew kofya serê bûka me ez Dengê sazê cejnê Newrozim di avdarê teme Her wekî rewşa gula me kesk û sor û gewr û zer Rengê ala ku li banê şah û xunkarê teme Vîngeha gelyê Elî beg xakî nav perda me ez Bax û mêrg û dehlê şeqlawe û Berwarê teme Berfa Sîpanê xelatim şîp û ava kaniyan Madena zîvê sipî û cok û cobarê teme Penc û tîrêjim di nîva çerxê gerdûnê teda şeb çiraxê çol û gund û şehr û bajarê teme
Şiir
Doğanın en ünlü bankası vampir yarasalarınındır. Mağaralarda binlerce üyesiyle toplu halde yaşayan bu yarasalar, her gece uçarak ava çıkarlar. Uyuyan bir kuş ya da dikkatsiz bir memeli bulduklarında, derisine ince yaralar açıp hayvanın kanını emerler. Ancak tüm vampir yarasalar her akşam bir kurban bulamaz. Hayatın belirsizliğiyle baş edebilmek adına, vampirler birbirlerine borç kan verirler. Yuvaya eli boş dönen bir vampir, daha talihli olan dostundan bir parça çalıntı kan kusmasını rica eder. Kimin kimden borç aldığını gayet iyi hatırlayan vampir, bir zaman sonra yuvaya aç döndüğünde eski dostuna gider ve yaptığı iyiliğin karşılığını tahsil eder. Ancak insan bankacıların aksine vampirler asla faiz işletmez. A vampiri B vampirine on santilitre kan verdiyse on santilitre geri alacaktır. Vampirler kredilerini yeni işleri finanse etmek ya da kan pazarını büyütmek amacıyla kullanmaz. Çünkü öteki hayvanlar tarafından üretilen kan miktarını artırmalarının hiçbir yolu yoktur. Kan pazarının kendi içinde dalgalanmaları olsa da vampirlerin 2017'de bir önceki yıldan yüzde 3 daha fazla kan olacağını, 2018'deyse pazarın yüzde 3 daha büyüyeceğini öngörmesinin olanağı yoktur. Sonuç olarak vampirler büyümeye inanmaz.
" Doğanın en ünlü bankası vampir yarasalarındır. Mağaralarda binlerce üyesiyle toplu halde yaşayan bu yarasalar, her gece uçarak ava çıkarlar. Uyuyan bir kuş ya da dikkatsiz bir memeli bulduklarında, derisine ince yaralar açıp hayvanın kanını emerler. Ancak tüm vampir yarasalar her akşam bir kurban bulamaz. Hayatın belirsizliğiyle baş edebilmek adına, vampirler birbirlerine borç kan verirler. Yuvaya eli boş dönen bir vampir, daha talihli olan dostundan bir parça çalıntı kan kusmasını rica eder. Kimin kimden borç aldığını gayet iyi hatırlayan vampir, bir zaman sonra yuvaya aç döndüğünde eski dostuna gider ve yaptığı iyiliğin karşılığını tahsil eder. "
Sayfa 216 - Kolektif Kitap·Kitabı okuyor
İlyada'da İnsanlar Dünyası
Çoban Krallar: Akha kralları bizim dünyamızdaki krallara hiç benzemezler bir bakıma. Bu krallar saraylarda yan gelip oturmazlar, işleri güçleri de yalnız savaşmak değil. Dağa çıkıp sürülerine çobanlık ederler, atlarını ahırlarda tımar ederler, onlara yem vermek hem kendilerinin, hem karılarının işidir. Saban sürerler, yemek pişirirler, silahlarını kendileri bilerler. Yiğitler ve Yoldaşları: Savaşta kralları hep bir tanrı koruduğu için üzerlerine atılan kargılar çoğu zaman arabacılarının göğsüne saplanır. Arabacı ölür, kral kurtulur, ama kral çok sevdiği arabacısına üzülür. Sürgün ve Konuk: Yunanistanlılarla Anadolulular bir kadın için mi, mal mülk için mi, ne için çarpışırlarsa çarpışsınlar, aralarında konukluk bağları yoksa amansız düşmandırlar birbirlerine, ama bu bağlar varsa akan sular durur, düşmanlığın yerini dostluk alır. Yolculuk: Tanrı misafirliği o eski zamanlardan kalma olsa gerek bu çevrede. Bir eve konuk geldi mi, kılığına kıyafetine bakılmaz, adı sanı sorulmaz, hemen içeriye alınır, eli ayağı yıkanır, sırtına temiz rubalar giydirilir, ocak başına oturtulur ve yemek ikram edilir. Av, Denizcilik: Yiğitlerin hayatı hiç de tek yönlü değildir. Yurtlarında sürüleriyle, topraklarıyla uğraşmasalar, ava giderler. Homeros denizciliği, gemiciliği en usta bir denizci gibi bilir. Ozanın bu alandaki bilgisine şaşmamak elden gelmez. Gerçi ozanın her alanda teknik terimleri yerinde ve yanılmaz bir dakiklikle kullanması öteden beri okurlarını şaşırtmıştır, ama denizcilik bilgisi kendisine özgü değil de, zamanın ve çevresinin bir özelliği olsa gerek. Savaş: Yiğitler savaşırken hep konuşurlar, karşı karşıya gelince birbirlerine meydan okurlar, kendi yiğitliklerini överler, bir sürü anılar anarlar, tehditler savururlar, tanrılara yalvarırlar ve
s.lvii /İlyada'da İnsanlar Dünyası / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Eski Yunanca Aslından Çevirenler: Azra Erhat - A. Kadir·Kitabı okudu