İnsan zekası şu anda insan türüne karşı bir silaha döndü.biz bundan ancak bilinçle ki,ben buna vicdan diyorum.kim olduğunun farkına varmak kendini konumlandırmak ve büyük bir alçak gönüllülükle yerini ve haddini bilmek,beraber yaşama bilinci geliştirmek olarak tanımlıyorum, vicdanı ben.o zaman siz köpeklerin kedilerin kargaların sizden daha geri ve aşağıda olduğunu söyleyemezsiniz yaşam tüm canlılar için kutsaldır. Emin çapa
Sayfa 190·Kitabı okudu
O günde bilindik konuşmamız aktı, herkes birbirinin iyi halinden emin oldu,cümleler veda anına yaklaşırken içimden bir soru fırladı. Dünyaya doğru bir çapa. Günler süren gecenin içinde bir mum ışığı. Yeryüzünde sürüp giden yaşama bir çengel. Kıyısına vurduğum ıssız adada kumlara yazdığım "İmdat" yazısı. Bana bile duyar duymaz " İçimde var mıymış böyle bir şey sahiden?" dedirten bir hayat belirtisi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İlk anlaşma: Kullandığınız sözcükleri özenle seçin.
Aptal olduğunuza inanabilirsiniz ve buna kendinizi bildiğiniz günden beri inanabiliyor olabilirsiniz. Bu anlaşma çok sinsice olabilir ve öyle şeyleri size yaptırır ki, aptal olduğunuz konusunda iyice emin olursunuz. Yaptığınız her minik hatada bile "Keşke zeki olsaydım. Bunu yaptığıma göre gerçekten aptal olmalıyım" diye düşünürsünüz. Zihin aptal çapasının inancı doğrultusunda size aptal olduğunuza dair sayısız kanıt sunar. Bir gün, bir kimse, zihninize yine bir başka sözle bir başka çapa atar. Bu, aptal olmadığınıza dair bir çapadır. Bu insanın söylediğine inanırsanız, yeni bir anlaşma yaparsınız. Sonuç olarak, artık kendinizi aptal hissetmezsiniz ve aptalca davranamazsınız. Büyü bozulmuştur, sadece sözün gücüyle. Ama aptal olduğunuza inanıyorsanız, birisi daha zihninize aptal olduğunuza dair bir çapa atarsa ve "Evet, sen gerçekten tanıdığım en aptal insansın" derse anlaşma daha da kuvvetli ve güçlü hale gelecektir.
İran ve Irak'ta 2. yüzyıldan itibaren yayılmaya başlayan Hıristiyanlığın 7. yüzyılın ortalarına doğru Karadeniz sahillerine doğru ilerlediği anlaşılıyor. Süryani kaynaklarından, 644 yılında Karadeniz sahillerinde kalabalık bir Hristiyan Türk topluluğunun bulunduğunu öğreniyoruz. Hatta bu konuda bir de hikâye uyduruluyor. Bu hikâyeye göre; bir savaşa gitmekte olan Han, kar fırtınası sebebi ile yolunu kaybeder. Bu sırada o havaliyi ziyaretten dönen Piskopos Elizah ile karşılaşır. Piskopos bir haç işareti yaparak fırtınayı durdurur. Bu mucize üzerine ismi bildirilmeyen Han ve bütün maiyeti Elizah tarafından vaftiz edilir. Bu metin 680 yılında yazılmıştır. 781'de Nasturi Patriği Thymoth, "Türk Hanı'nın ülkesinin bütün ahalisi ile birlikte putperestliği terk ederek Hristiyan olduğundan" bahsediyor. Sonraki yıllarda Semerkant, Kaşgar ve Tankut'ta piskoposluk, bilahare de metropolitlikler kurulduğuna dair kayıtlara rastlıyoruz. Cengiz Han'dan sonra devlet adamları arasında Müslüman, Budist ve Şamanistlerle birlikte İseviler'in de bulunması Hristiyanlığın Türkistan'da bile yaygın dinler arasına girdiğini ve saygın konumda olduğunu göstermektedir. Hatırlatmak isteriz ki Hulagu Han'ın Türk asıllı karısı Tokuz Hatun da Hıristiyandır. Tokuz Hatun'un bizzat tertip edip Bağdat üzerine gönderdiği or-dunun komutanı Kıtboğa da Türktür ve Hıristiyandır. Müslüman Türkler'in Türkistan'da büyük bir medeniyet kurdukları asırlara rastlayan 1374 yılında bile Semerkant'ta Türkçe yazılmış Nasturi dua kitaplarının varlığından bahsedilir. O halde Balkanlar üzerinden veya Kafkas ötesinden Anadolu'ya gelenler gibi; Türkistan-Horasan veya Türkistan-Azerbaycan yoluyla Anadolu'ya geçen Türkler arasında Hıristiyan kitleler de vardır. Nitekim Cami Baykut, Türkler'in çoğunun Hıristiyan olduktan sonra
Sayfa 115 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Nizamların nizamı
BEKLENEN NİZAM​ · Yüz yıldanberi bir toplu iğne yapmaktan bile âciz yaşayan bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini, falanını ve filanını zorlayacak bir nizam… “İstersen bunları tenekeden yap; fakat kendin yap!” diyecek bir nizam… · Türk gümrüklerinden, hayat devlet ihtiyaçları müstesna, tek Garp âletinin geçmesine müsaade etmiyecek bir nizam… Tâ bu âletlerle rekabet edici Türk sanayi ve imâl kudreti doğuncaya kadar başka çıkar yol görmiyecek bir nizam… · Bütün Garp âlemini, Türkün ve onun ruhî idaresinde bütün Asyalıların gözüne tılsımlı bir umacı gibi görünmekten çıkaracak bir nizam… Garp âlemini, (Rönesans)dan beri sadece aklın fetih hakkını kullanmış ve eşyayı teshir etmiş bir müspet bilgiler hârikasından ibaret gösterecek ruh plânında taklide değer hiçbir kıymeti bulunmadığını meydana çıkaracak bir nizam… Ve mevcut Garp bilgilerini maharetle çalacak ve onları ehliyetle Türke mal edecek bir nizam… · Türkiye’de tek bir kahve köşesine bile izin vermeyecek ve saatte 35 milyon kilovat çapındaki millî enerjiyi tasarruf edecek bir nizam… · Sinemayı, tiyatroyu, edebiyatı, fikriyatı, hattâ ilmi bile mutlaka millî şekilde verimlendirecek bir nizam… Bunlar bir kere millîleştikten sonra da onları beynelmilel çapa ulaştıracak bir nizam… · Kârhane, meyhane, kumarhane ve bütün rezalethanelere “paydos!” diyecek bir nizam… · Ruhumuzu dayadığımız mukaddes ölçülerin hem düşmanlarına, hem de dost görünüp bu ölçüleri anlamayan ham yobaz bozuntularına hayat hakkı tanımayacak bir nizam… · Çoraptan serpuşa, harften binaya, muaşeret edebinden bütün ifade şekillerine kadar (plastik) plânda şahsiyetin ne demek olduğunu meydana çıkaracak bir nizam… · Adam öldüreni hemen öldürecek, hırsızlık edeni bir daha edemez hale getirecek; ve bütün ictimaî
O gün de bilindik konuşmamız aktı, herkes birbirinin iyi halinden emin oldu, cümleler veda anına yaklaşırken içimden bir soru fırladı. Dünyaya doğru bir çapa. Günler süren gecenin içinde bir mum ışığı. Yeryüzünde sürüp giden yaşama bir çengel. Kıyısına vurduğum ıssız adada kumlara yazdığım "İmdat" yazısı. Bana bile duyar duymaz "İçimde var mıymış böyle bir şey sahiden?" dedirten bir hayat belirtisi.
Sayfa 14·Kitabı okudu