Yine Bilge bahsinde belirttiğimiz gibi Oğuzların, karargâhı basmaları sırasında onun olağanüstü gayreti neticesinde düşmanın geri püskürtülmesine yol açmıştı. Neticede onun öksüz kır atına binip hücum etmesi, dokuz eri mızraklaması sayesinde karargâh kurtarılmış, annelerin, ablaların, prenseslerin diğer hayatta kalanların cariye olması önlenmişti. Bilge'ye göre eğer Kül Tegin olmasa onların hepsi ölecek idi.
Bütün bunlar bize Kül Tegin hakkında Çin kaynaklarının verdiği “olağanüstü asker, savaşmayı iyi bilir, böyle işlerde mükemmeldir” şeklindeki karakter tahliliyle tamamen uyuşmaktadır.
Son yıllardaki boy isyanlarından 1. Gök Türk Devleti'nde merkezi kontrolün tamamen ortadan kalktığı görülmektedir. Bütün ayaklanmaların bastırılmasında Bilge ve Kül Tegin kardeşler ön planda bulunuyorlardı. Her ikisi de cansiperane bir şekilde devletlerini savunmak için çaba göstermişlerdi.
Başlarından böyle sıkıntılı hadiseler geçen Bilge “Tanrı süç verdiği için orada mızrakladım, dağıttım. Tanrı buyurduğu için ben çalışıp kazandığım için Türk milleti de öyle kazanmış şüphesiz. Ben erkek kardeşimle beraber, bu kadar önderlik edip çalışmasa ve muvaffak olmasa idim, Türk halkı ölecek idi” demektedir. Bundan sonra Oğuzlar, a Tatarlarla beraber gelmelerine rağmen Ağu'da yapılan iki savaş neticesinde Bilge'ye yenildiler, devletleri zapt edildi.
701 yılında Kapgan Kağan, Ordos bölgesine büyük bir akına kalktığında Kül Tegin'le beraber Bilge de söz konusu sefere katılmıştır. T'ang hanedanı imparatorunun gönderdiği elli bin kişilik ordunun kumandanı Ong-Tutuk (Wei Yüan-chung) on altı yaşındaki Kül Tegin tarafından yakalanarak, Kapgan'a sunulmuştur. Bilge'nin, o orduyu orada yok ettiğini yazıtlar da bildirmektedir.