Yaşamını bir bütün olarak düşünüp endişelenme. İleride başına gelmesi muhtemel acı olayların hepsini de düşünme ve her durumda kendine şu soruyu sor: “ Bunda katlanılmaz, dayanılmaz olan ne?” Verdiğin cevap yüzünü kızarttı. Öyleyse kendine canını sıkan şeyin gelecek ya da geçmiş değil, şimdiki zaman olduğunu hatırlat. Aklını böyle kısıtlayıp, buna katlanamayacağını düşündüğünde aklını azarlamak canını sıkan şeyi önemsiz kılar.
Sonunda terden sırılsıklam olmuş bir şekilde mücadeleyi bıraktı; kalbi hızla atıyordu. Eminim durmasının sebebi de buydu. Kanepenin kenarına oturup yüzünü ellerinin arasına aldı. Birkaç dakika sonra tek bir kelime etmeden giyinmeye başladı. Oradan çıkmadan önce sağduyuma güvendiğini söyledi. “Endişelenme,” dedim. “Başkaları sözünü tuttuğu sürece ben de sözümü tutarım her zaman. Adela kendine başka bir iş bulana dek fabrikada kalacak. Anlaştık mı?” Gözlerime bakmadan başını salladı...
“Neo’nun Kâhin ile ilk tanıştığı andan bahsediyorum. Kâhin, Neo’ya ‘Vazo için endişelenme’ der. Neo ‘Ne vazosu,’ diye etrafına bakınırken aynı anda yanında bulunan vazoya çarpar ve yere düşürür. Neo merak içinde Kâhin’e bunu nasıl bilebildiğini sorar. İşte orada Kâhin’in verdiği cevap durumu çok güzel özetler. Acaba ben ‘Vazo için endişelenme,’ demeseydim yine de vazoyu kırar mıydın?”