Geçmişte kasık tüyleri -tabii eğer vücudun bu bölgesi açıkça gösteriliyorsa- bugünkü oyuncak bebekleri andırır şekilde yumuşak ve ne olduğunu belli etmeyen bir "v" biçiminde gizlenmiş olurdu. Erkek ya da kadın cinsel organlarının varlığını ima eden erken dönem Ortaçağ ve Rönesans resimlerinin birçoğuna daha sonra namus bekçileri tarafından havada duran, anlamsız incir yaprakları eklenmiştir
Alıntı
NOTRE DAME'IN KAMBURU'NDAN BİR MESAJ
Victor Hügo’nun ünlü romanı Notre Dame'ın Kamburu’nda bir parağraf çok dikkatimi çekti. Şöyle diyor Hügo: ➤ "Her uygarlık teokrasiyle başlayıp demokrasiye ulaşır. Teklik düşüncesini izleyen bu özgürlük yasası, mimarlıkta yazılıdır.” İlk cümlesi açıktı da ya ikincisi? Öyle ya, "Teklik yasası"nın ve Teokrasi’nin Demokrasi‘nin yani “Otorite”nin mimarlıkla ilgisi ne? 🔎 Uzun uzun düşündüm... Vardığım sonuç şu oldu: ➤ Hugo, her medeniyetin başlangıç noktasının teokrasi (dinî yönetim) olduğunu, son durağının ise demokrasi (halk yönetimi) ile sonlandığını, sonlanacağını savunuyor. (Siz buna Demokrasi değil başka bir isim de bulabilirsiniz fark etmez) Victor Hugo haklı! — Tarih bize göstermiştir ki Dini yönetimler, ilk başlarda olduğu gibi orijinalliğini koruyamıyor, bir zaman sonra mutlaka dejenere oluyorlar. (Bunun için pek çok peygamberler gönderildi) Peygamberler öncülüğünde Allah adına güzel işler yapılırken, hak, hukuk ve adaletle insanlar yönetilirken, Peygamberlerin ve Elçi'lerini izleyen asil yöneticilerin yokluğu-vefatları ile birlikte işler çığırından çıkıyor. Artık huzurlu günler geride kalmış "Tanrı adına" zulümler başlamıştır. Halk her geçen gün ezilir, fakirleşir yoksullaşır. Haliyle tahammül sınırları aşılınca da yönetime karşı isyanlar başlar. Teokrasi düzenini iktidardan indirip kendi yönetimini (Demokrasi) kurarlar... Tarih bunun örnekleriyle doludur. 🔎 Hugo'nun bahsettiği "Teklik düşüncesi" ne oluyor? Kastettiği Teklik, sözde Tanrı adına konuşan-buyuran kilise veya Tanrı’nın temsilcisi olduğunu iddia eden kral figürünü temsil ediyor. Bizde bunun karşılığı "Zillulahi fil alem" yani sultanlar "Yeryüzünde Allah’ın gölgesi"dir. Sakın yanlış anlamayın, Hugo'nun felsefesi, Tanrı’nın kendisine değil, kutsalın adını kullanarak gücü tekelleştiren kurumlara
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Perde arkasındaki güç: Hristiyan Siyonizmi Eski Ahit, sadece Hristiyan Kitabı’nın büyük bir bölümünü oluşturmakla kalmıyordu, aynı zamanda Yahudi tarihinin, efsanelerinin, yasalarının ve peygamberliklerinin ana kaynağıydı. Bu yüzden İsrail’in ilk Başbakanı David Ben-Gurion, İncil’in Yahudilerin Filistin’e dair kutsal tapu senedi olduğunu söyleyecekti. Peren Birsaygılı Mut - Yazar Yahudi olmayanlar tarafından savunulan Siyonizm çoğunlukla geri plana atılmıştır. Ve pek çok insan, Siyonizm’in başarı (!) öyküsünü yani İsrail Devleti’nin kurulmasını, Siyonist liderlerin siyasi ve diplomatik yeteneklerine bağlar. Örneğin Balfour Deklarasyonu’nun ilanı, Chaim Weizmann’ın kararlılığının bir zaferi olarak görülür. Ya da Amerikan siyasetindeki İsrail yanlısı tutumun nedeninin, Washington’daki güçlü Yahudi lobisiyle olduğu düşünülür. Oysa Chaim Weizmann’ın uluslararası diplomasideki becerileri ne kadar büyük olursa olsun, Siyonizm’in tohumları Hristiyanlar tarafından ekilip yeşertilmemiş olsaydı, Weizmann’ın uğraşları karşılık bulur muydu? Eğer Amerikan Siyonistleri’nin yanında Hristiyan dostları olmasaydı, sesleri bu kadar güçlü çıkabilir miydi? Elbette hayır. İSRAİL’İN TEMELİNİ ATAN MİTOLOJİK ARKA PLAN Yahudi olmayan Siyonist geleneğin, siyasi Siyonizmin ortaya çıkışından çok daha önceye dayanan bir tarihi var. Temelleri, 16. yüzyıldaki Protestan Reformu esnasında ortaya çıkan bir dizi mite dayanıyor. Ve bu mitler, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkan siyasi Siyonizm’in iç mantığını oluşturan inanç kalıplarıyla büyük ölçüde örtüşüyor: Seçilmiş halk miti, Ahit miti ve Mesih’in geri gelişi miti. Yani Hristiyan Siyonizmi, 16. yüzyılın başlarında, Rönesans ve Reform hareketlerinin modern Avrupa tarihinin temellerini attığı dönemde, yavaş yavaş belirgin bir form kazanmaya başlıyor.
1000Kitap
İbn Sina, 980 yılında Buhara yakınlarında doğmuş ve 1037 yılında Hemedan’da vefat etmiş büyük bir İslam filozofu, tıp bilgini ve bilim insanı. Küçük yaşlardan itibaren olağanüstü bir zekâya sahip olduğu fark edilmiş, erken yaşta Kur’an’ı ezberleyerek eğitimine başlamış. Ardından dil, edebiyat, akaid ve fıkıh öğrenimi görmüş. Babasının evinde yapılan felsefi tartışmalar sayesinde erken yaşta felsefeye merak sarmış. Bilim ve Tıp Alanındaki Çalışmaları İbn Sina, tıp alanında yaptığı çalışmalarla Batı ve İslam dünyasında büyük bir etki yaratmış. En ünlü eserlerinden biri olan El-Kanun fi't-Tıb, Avrupa’da 17. yüzyıla kadar temel tıp kitabı olarak okutulmuş. Bu eser, hastalıkların teşhisi, tedavi yöntemleri ve ilaçların kullanımı gibi konuları kapsıyor. Ayrıca, Kitabü'ş-Şifa adlı eseri, felsefe ve bilim konularını içeren geniş kapsamlı bir çalışma. İçinde mantık, fizik, matematik ve metafizik gibi konular var ve Aristotelesçi düşünceyi İslam felsefesiyle birleştiren önemli bir eser olarak kabul ediliyor. Felsefi Görüşleri ve Etkileri İbn Sina, Aristoteles ve Yeni Platonculuk etkisinde kalmış, ancak kendi özgün felsefi sistemini geliştirmiş. Varlık ve zorunluluk kavramları üzerine yaptığı çalışmalar, Batı felsefesini de etkilemiş. Tanrı’nın zorunlu varlık olduğu fikrini ortaya koymuş ve bu düşünce, sonraki İslam filozofları tarafından geliştirilmiş. Onun düşünceleri, Batı’da Albertus Magnus, Thomas Aquinas ve İbn Rüşd gibi filozofları etkilemiş. Hipokrat ve Galen’in tıp anlayışını geliştirmiş, Avrupa’da Rönesans döneminde bilimsel düşüncenin şekillenmesine katkı sağlamış. Mirası ve Günümüzdeki Önemi İbn Sina, Batı’da "Avicenna" olarak biliniyor ve "Filozofların Prensi" olarak anılıyor. Eserleri, Orta Çağ'dan günümüze kadar büyük bir etki yaratmış. Tıp, felsefe ve bilim
1000Kitap
Isaac Newton Kimdir? Isaac Newton, 25 Aralık 1642 tarihinde İngiltere’nin Grantham şehri yakınlarındaki Woolsthorpe’ta erken doğumla dünyaya gelmiştir ve çok zayıf doğması nedeniyle yaşamayacağı bile düşünülmüştür. Çiftçi olan babasını doğumundan 3 ay önce kaybetmiş olan Newton, annesi ikinci kez evlilik yaptığı için anneannesiyle birlikte yaşamıştır. Bu durum onda travmatik etkiler bırakmıştır. 12 yaşında Grantham’daki King School’da eğitim hayatına başlamış olan Newton, annesinin baskısıyla okulu bırakmış ve aile işlerine yönelmek zorunda kalmıştır. Annesi Newton'ın daima çiftçilik yapmasını istemiş ancak bu meslek ona hiçbir zaman çekici gelmemiştir. Annesi onun çiftçilikle ilgilendiğini zannederken o gökyüzünü ve yıldızları incelemiş, gözlemler yapmış, kitaplar okumuş ve notlar almıştır. Gratham’daki eski okul müdürünün de çabalarıyla Newton’ın okula dönmesi konusunda annesinin ikna edilmesinin ardından Newton, oradaki eğitimini tamamlayıp 1661 tarihinden itibaren Cambridge Trinity Koleji’nde eğitimine devam etmiştir. Üstelik burada Isaac Barrow isminde önemli bir matematik profesöründen dersler alan Newton, yeteneğinin Barrow tarafından fark edilmesinin ardından öğretim üyesi olma ve daha 26 yaşındayken Lucasian Matematik Kürsüsü’ne seçilme fırsatını yakalamıştır. Öyle ki, Henry Lucas tarafından kurulan matematik kürsüsünün başına geçen ilk isim olan Barrow, kürsüsünü Newton’a bırakmak için görevinden istifa etmiştir. 1665 tarihindeki, 2 yıl süren ve Avrupa’nın önemli bir kısmını etkileyen büyük veba salgını ise Newton için adeta bir dönüm noktası olmuştur. Üniversite, veba salgınından dolayı kapanmış, Newton Cambridge’den uzakta yaşamak durumunda kalmış ve annesinin Woolsthorpe’taki çiftliğine çekilmiştir. Bugün mihenk taşı olan buluşlarının pek çoğu bu
Felsefe Arşivi
Esenlikler. Felsefe üzerine okuduğum kitapları kronolojik olarak alanlarına göre kategorize ettiğim kişisel bir arşiv olacak bu liste, okudukça güncelleyeceğim. Kaydedebilir ya da kopyalayabilirsiniz. Önerileriniz varsa okuyup ekleyebilirim, yazmaktan çekinmeyin. Metafizik (Varlık Felsefesi) — Ontoloji Fragmanlar (MÖ 5. yüzyıl) Metafizik (MÖ 4. yüzyıl) The Nicomachean Ethics (M.Ö. 350) Enneadlar Seçmeler (270) Felsefenin Tesellisi (524) The Thought of Thomas Aquinas (1225–1274) The Thought of Thomas Aquinas (1265-1274) İsteme ve Tasarım Olarak Dünya (Cep boy) (1818) Varlık ve Zaman (1927) Zen Yolu Zen Zihni Başlangıç Zihnidir Zen'in Derinliklerinde Shobogenzo Zen Felsefesinin Hazinesi — Kozmoloji Theogonia - İşler ve Günler (MÖ 8. yüzyıl) Fragmanlar (MÖ 6. yüzyıl)
Felsefe