Severine, her şeye rağmen el değmemiş ve saftı; taptığı bu delikanlıya, onda eriyip yok olma, onun cariyesi olma arzusuyla ilk defa kendini veriyordu. Artık Jacques'a aitti, dilediğince kullanabilirdi onu.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Alıntı
Aşk öyküleri nadiren çıplaklıkla betimlenirdi ve çoğu minyatürde yeni yetme aşık hala sakalsızdı, sevdiğiyle birlikte sembolik bir ağaca yaslanırdı. Erkekler sakal bırakmaya teşvik edilirlerdi çünkü bunun erkeklerin güzel yüzlerini saklayarak gelinlik kızları kaçırttığı söylenirdi. Aksi takdirde, açlık çeken Mecnun gibi bir karakter kemikleri ortaya çıkarır ve başka bir şey ifade etmezdi, Mecnunun hikayesi bastırılmış bir ero­ tik pırıltı içeriyorsa da pornografik bir yanı yoktur. Bununla birlikte on dokuzuncu yüzyılda Levni ve Buhari minyatürün ayrılmaz bir parçası olan geleneksel betimleme biçimciliğiyle bastırılmış erotik minyatürler yapıyorlardı. Sanki sanatçılar sapkınca bir yaklaşımla, anatomiyi ciddi şekilde çalışmayı red­ dediyorlardı.Ama bu iki sanatçı amatör değillerdi ve artık hamam sahnelerinde sık sık betimlendiği gibi sığ yoğurt ka­seleri olmaktan çıkmış göğüsler betimliyorlardı. Göğüslerin, yüzden sonra, Osmanlı minyatürcülerinin incelediği ilk beden parçası olduğu iddia edilir. Yenilikçiler ne yaptıklarının her­ halde farkındaydılar çünkü çoğu kez -rastlantı olamayacak bir sıklıkla- kadın bedeninin geri kalan kısmını tamamen giyinik gösterirken göğüslerini açıkta bırakıyorlardı. Pornografi her zaman, bakanın gözlerindedir.
Sayfa 273 - Babil kıtap 1997
Anlatı Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kişi, hiç olabilmesiyle, varolur. Kişinin varoluşu, hiçoluşudur. Kişiyi vareden, hiçliktir. (Hiç'im, demek ki V ar'ım: niihil ero, ergo sum . . . )
Alıntı
Klinik gözlemler şu andan nefretin sevgiye beklenmedik bir süreklilikle eşlik ettiğini (ikirciklilik) ve insan ilişkilerinde nefretin sıklıkla sevginin bir habercisi olduğunu değil ayrıca bir dizi koşul altında nefretin sevgiye ve sevginin de nefrete dönüşebileceğini ortaya koymuştur. Şayet bu değişim sadece zamansal bir zincirden yani birinin gerçekten de diğerine dönüşme sinden daha fazlasıysa bu durumda zemin en az ero- tik içgüdüler ile ölüm içgüdüleri arasındaki kadar kökten bir ayrımla ikiye ayrılmış olduğu öylesine açık olacaktır ki insan birbirine zıt yönlerde işleyen fizyolojik süreçlerin mevcut olduğunu varsaymaktan kendini alamayacaktır.
Pesti seram vivus-moriens tua mors ero. Martin Luther Yaşarken başının belasıydım, ölürken ölümün olacağım.
Dinle bir! Duyuyor musun karanlığın esintisini? Ben garip garip bu mutluluğa bakıyorum. Ben kendi ümitsizliğimin tiryakisiyim. Dinle bir! Duyuyor musun karanlığın esintisini?
Sayfa 22 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Şiir