Oyun yazarı Eshilos şöyle der: "Tanrılar kötülük istiyorsa, bundan kaçamazsınız." Aynı şey mükemmel bir alın yazısı ve şanslı bir hayat için de geçerlidir...Sahip olduğun hiçbir şey ya da karşılaştığın hiçbir zorluk değişmez ya da sonsuz değildir...Hayat bir anda değişir.
Victor Hugo: Çalışma uçup gidebilen bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlık.
Ve son olarak, şöyle söyler Antik Yunan'ın Eshilos ve Evripides ile beraber üç büyük tragedya yazarlarından biri olan Sofokles: "Çalışmayana Tanrı yardım etmez!"
Bazı gizemli insanlar; Homeros gibi okyanusu gördüler, Eshilos gibi Kafkasya'yı, Iuvenalis gibi Roma'yı, Dante gibi Cehennem'i, Milton gibi Cennet'i, Shakespeare gibi insanı gördüler.
Vergilius olmadan Dante'yi, Platon olmadan John Stuart Mill'i, Euripides olmadan Donna Tartt'ı, Eshilos olmadan Rattigan'ı anlamanın artık imkânsız olduğunu söyleyebiliriz.
Reyhan el-Biruni (973-1048) Aral Gölü’nün kenarında doğmuş. Genç olan Ebu Eli el-Hüseyin İbn-i Sina (980-1037) ise günümüzde Özbekistan sınırlarında yer alan, o zaman ilim merkezi, görkemli Buhara kentinde büyümüştü (Starr, 42).
Uluğ Bey Yıldız yılının süresini Kopernik’ten daha doğru bir şekilde hesaplamış olan Semerkant hükümdarı kimdir (Starr, 50). Oxford’da ders veren Arabist Thomas Hyde Uluğ Bey’in yıldız kataloğunu 1665’te tercüme edip yayımlaşmıştır (Starr, 614).
Biruni: Minerallerin katılığını ve ağırlığını ölçen ilk kişiydi. Ters tepkileri ilk defa tespit eden Orta Asyalı bilim adamlarının İranlı bir talebesiydi (Starr, 52). Özgül ağırlık kavramını geliştirmiştir (Starr, 339). Biruni tüm dinlerin ve milli mitolojilerin tarih sıralamalarının doğruluğunu bir kere inkar etmiştir. Bu temel noktada kafası gayet netti: tarih aklı temel almak zorundaydı. Buradaki örnekte bu durum gökbilimi gerçeklerine tekabül etmekteydi. Zamanın hesaplanması için rasyonel bir sistem olmadığı müddetçe tarihi sıralama olamazdı (Starr, 359).
Bilime hizmet edenlerin vazifesi, tüm dallarda uzmanlaşmak zor olsa bile bu dalları ayrıştırmak değildir. Aksine, bilime hizmet eden kişi şunu tam olarak idrak etmelidir ki bilim, bilginin ve sonsuz ve kesintisiz cazibesi bir yana, haddi zatında güzeldir. Bilime hizmet eden kişi usanmadan çalışan kimselere imrenmelidir. Böyle kimseler savunduklarının zafere değil bilimin kendisinden haz alarak gayret gösterirler (Starr, 360).
Dünyanın çevresini 16,8 km eksikti (Starr, 451).
“Dünyanın dönüyor olması hiçbir şekilde gökbiliminin kıymetini azaltmaz, zira gökbilimine konu olan bir şeyin bütün tezahürleri (Starr, 469).”
Türklerin Katkıları: Richard N. Frye: Birkaç istisna hariç hem dini hem de fenni ilimlerdeki Müslüman araştırmacıların çoğunun Arap
Ancak Eski Yunan'daki falcıların yöntemlerinin güvenilirliği modern istihbarat servislerinin yöntemlerininkinden daha düşüktü. Kurban edilen hayvanların iç organlarını (özellikle karaciğerlerini), kuşların davranışlarını, rüyaları ve çok sayıda alameti yorumlayarak ilahî rehberliğe eriştiklerini iddia ediyorlardı. Bütün bu kehanet bildirme şekilleri Yunanistan'a MÖ sekizinci ve altıncı yüzyıllar arası Yakın Doğu'dan gelmişti. Ancak Yunanlar, kehanet bildirmenin kendilerine yabancı "barbarlar" tarafından değil, kendi mitolojik kahramanları tarafından öğretildiğinden emindiler. Eshilos'a göre, "kehanet bildirme sanatının birçok çeşidini düzene koyan" kişi Prometheus idi. Şair Hesiodos'a göre, Yunan mitolojisinin en meşhur falcı Melampus, kuşların dilini anlamayı kulaklarını yalayan iki yılandan öğrenmişti ve kurban edilen hayvanların iç organlarını yorumlamayı da muhtemelen bizzat Apollo'nun kendisinden öğrenmişti.