Harfleri İki Nazarın Arasında Eriyorken Görmek
Puan vermedi·128 syf.··
2025 7. kitabı
Onu, rabıtasız Twitter'da denk geldiğim çizgileriyle tanıdım. Tanıdıkça sevdim, sevdikçe tanıdım. Gzt'ye verdiği röportajla bu ağabey gerçekten bizim ağabeylerdenmiş dedim. Hasan Aycın; tevafuk ettiğimi, tanıklık ettiğim kişilerle irtibatını görünce fark ettiğim, hayatımda özel yeri olan bir ağabey. Çizgileri bir miktar zaman sonra hayat bulacakmış gibi canlılık hissi veriyor. Sanki donmuş harfleri, kelimeleri gönül süzgecinde eriterek onlara yeni bir form kazandırıyor. (Bu cümleyi hissiyatla buraya ekledikten sonra Gzt röportajındaki bir sahne geldi aklıma. Hasan Aycın daha çocuk iken çizdiklerini görünce sanırım annesi soruyor: "oğlum ahirette bu çizdiklerine can ver diyecekleri zaman ne yapacaksın?") Bu sebeple Hasan Aycın için ne karikatürist, IŞK için de ne bu kitabı okudum diyebilirim. İnsanın 1 saatini alacak kadar kısa bir ömür izleyecek kadar uzun bir eser. Her dilde anlaşılacak bu kitabın adı yalnızca 3 dilde karşılık bulabilir(tam anlamıyla) Işk, Aşk, Eşk!
IşkHasan Aycın · Ketebe Yayınevi · 01 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2025 22. kitabı
Divan Edebiyatına mesafeli olsam da genel bilgimi tazelemek için okumak istediğim kitaptı. Kabaklı, edebiyatta otoriter sayılan isimlerden fakat eserin başındaki "Kimliğini aramaya başlayan milletimiz, beynine Batı balyozu ile vurulup sersemletilmiş uyurgezer asırdan sonra, aşkını, felsefesini, inancını ve kimsede olmayan nurlu, şefkatli duygularını biraz da bu divan'larda bulacaktır. Biraz da türkülerimizde, saray ve mabet mimarimizde, musikimizde, nakışlarımızda, masallarımızda, koşmalarımızda, efsanelerimizde ve elbette yüce dinimizin derununda bulacaktır." cümleleri beni şaşırttı. Kabaklı hem burada vurguladığı üzre hem de muhafazakârların şairi Necip Fazıl'a "Şairler Sultanı" diyerek dindar dünya görüşüne sahip olduğunu belli ediyor. Kişinin dini, dindarlığı, dünya görüşü kendisini ilgilendirir; kimseye zararı olmadığı sürece saygı duyulması da zorunludur. Fakat araştırmacı ve bilgi üreten kimliğindeki birinin bu kadar taraflı yaklaşımını haklı bulmuyorum. Çünkü dert, karşı tarafı kötü göstermek değil tarafsız olarak durumu ortaya koymak olmalı. Kanımca Kabaklının sergilediği tavır, (din sahiplerinin değil) fanatik dinci kesimin komplekslerini yansıtıyor ve kendini komik duruma düşürüyor. Eser; Divan Edebiyatının ortaya çıkışı, yükselişi ve bitişini Osmanlı'nın kuruluş, yükseliş ve çöküşü ile ilişkilendirerek safha safha, ayrıntıya boğmadan, güzelce anlatıyor. Yer yer Kabaklının yerinde analizlerini de okuyoruz ki zaten edebiyat, tarihi gelişmelerden ayrı düşünülemez. İçerisinde duyduğumuz şairler, yazarlar kadar duymadıklarımız da yer alıyor. Ama çoğundan isim zikredilerek bahsediliyor, ayrıntıya girilmiyor. Bu anlamda genel bilgi edinmek için yüzeysel ama güzel kaynak diyebilirim. Ayrıca şair padişahlar ve şiirlerini de okuyoruz. Beğendiğim iki
Divan EdebiyatıAhmet Kabaklı · Türk Edebiyatı Vakfı · 201611 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 22:07
Osman Cemal, halkın yoksul yaşamından, İstanbul’un kenar semtleri ve Anadolu kasabalarına uzanan otobiyografik izler taşıyan bir aşk-macera hikâyesi sunar. Ele aldığı tipler, esnaf, lümpen halk ve tiyatrocu çevrelerine dayanır. Osman Cemal Kaygılı, Aygır Fatma ile yalnızca bir aşk hikâyesini anlatmaz; aynı zamanda dönemin toplumunu, insan ilişkilerini ve sanatla kendini ifade etme arzusunu derin, sempatik ve samimi bir dille aktarır. Karakterlerin gerçekçiliği, özellikle toplumun kenarındakilerin iç dünyasını ve drama aracılığıyla hayata tutunuşlarını vurucu kılar. Hasan çocukluk aşkıyla başlar, gençlikte hayal kırıklığına uğrar, sonunda hayatını dramatize ederek oyunla hesaplaşır. Mediha Çocukluk aşkı; evlilik öncesi planlanan hayatı hapishane ve zorla evlilikle altüst olur. Hasan ve Mediha, bayram şenliklerinde tanışırlar. Hasan yaklaşık 6-7 yaşında, Mediha ise "kişmiri, narin" bir kızdır. Bayram yerinde darbukacı abla ve sevgilisi abi vardır. Arabayla gezerler sürekli. Ve Bayramin son gunu yine arabaya binmeden önce her bayramda tekrar buluşma sözü verirler. Ancak ikisi de uzun bir süre birbini görmez. Yıllar sonra çocukluk aşkı yeniden karşısına çıkar, ancak ilk başta tanıyamazlar. Konuştukça aynı bayram anılarının olduğunu fark ederler . Aradan geçen süre içinde Hasan Mediha ile yeniden karşılaşıp sohbet ederken mahallenin zuppeleri Hasan'in yanında kızlara laf atar ve orada dayak yerken karşıdan eli sopalı iri yarı bir kadın çıkar ve daha sonra kızı da görünür ve çocukları kurtarirlar. Sonradan anlaşılır ki bu iki kadın Aygir Fatma ve kızı Zehra bayram yerindeki darbukaci abladir. Bu kadının evine girdikleri için mahallede dedikodu başlar ve Mediha'nin annesi kızını kaçırır. Daha sonra gerçek anlaşılır ama Hasan gönlünü çoktan başkasına kaptırmıştır. Bir gün
Aygır FatmaOsman Cemal Kaygılı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024396 okunma
Beyâban Bülbülü
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Aşağıda, Selim Tokgöz’ün "Beyâban Bülbülü" adlı şiirine ilişkin detaylı bir tahlil bulabilirsiniz: --- 1. Genel Bakış ve Tematik Yapı Şiirin Teması: "Beyaban Bülbülü" başlığı, geleneksel Türk şiirinde bülbülün aşk, özlem ve hüznün sembolü olarak kullanılmasıyla birlikte, “beyaban” yani ıssız, çorak bir mekânla birleşerek, modern yaşamın yabancılaştığı, yalnızlaşma ve duygu çelişkileriyle yoğrulduğu bir atmosferi çağrıştırır. Şiirde, doğa ile insan duyguları arasında bir gerilim, ıssızlık içinde yaşamın kırılganlığı ve aşkın acı tatlı çelişkileri vurgulanmaktadır. Modernlik ve Gelenek: Tokgöz, klasik sembolleri (bülbül, gül, yaprak) modern çevresel ögelerle (örneğin Sapanca’nın gölü, Kent Park) bütünleştirerek, hem geleneğe atıfta bulunmakta hem de çağdaş yaşamın imparatorluklarının yerini almış modern kentsel yaşamın izlerini yansıtmaktadır. Bu birleşim, şiirin hem geleneksel hem de çağdaş bir yorum içerdiğine işaret eder. --- 2. Biçim ve Üslup Özellikleri Tekrar ve Ritm: Şiirin yapısında tekrarlayan ifadeler ("Beyaban Bülbülü. yollar, lal diller.") dikkat çeker. Bu tekrar, hem şiirin müzikalitesini hem de temanın derinliğini pekiştirir. Ritmik tekrarlar, okuyucuda akılda kalıcı bir etki bırakırken, şiirin içsel uyumunun ve duygusal yoğunluğunun altını çizer. Simgesel Dil ve Metaforlar: Bülbül: Gelenekselde aşkın ve özlemin simgesi olan bülbül, burada ıssız bir “beyaban” ortamında yer alıyor. Bu karşıtlık, aşkın, güzelliğin hatta yaratıcı duyguların, zorlu yaşam koşulları ve modern dünyanın yabancılaştırıcı etkisi altında bile varlığını sürdürebileceğini ima eder. Yollar, lal diller: "Yollar" ifadesi, yaşam yolculuğuna yapılan göndermenin yanı sıra, belki de varoluşun belirsizliğini ve bitmeyen arayışları sembolize eder. "Lal diller" ise iletişimsizliği,
Şiir
GülefzâSelim Tokgöz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202010 okunma
werther lavuğu
Puan vermedi·126 syf.··
2024 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2024 22:33
SPOILER İÇERİR werther denilen lavuk anadan babadan kafa rahat olduğu için bu kadar depresif bir eleman olmuş. tüm gün hiçbir şey yapmayan adam (like me) tabiki de bu kadar boş işlerin peşine düşer. delikanlı bi adam da değildir. lotte de kaşmerin tekidir açıkcası falliklik kumaşına işlemiş. adamın tekini kendine aşık etmiş adam delirmiş aq şaka mı. werther lavuğu da kendini o adama benzetiyor nasıl bir ortamsa aq yeri. hele albert gavatına laf bile demeyeceğim, albert bu dönemde yaşasaydı büyük ihtimalle kapaklı swinger/cuckold tarzı bi twitter hesabına sahip olurdu gibi geliyor bana. bunun dışında her şey gerçekten faul amq adam dostuna öldürecem kendimi diyor dostu denilen lavuk da çıkıp gelip iki tokat atamıyor aq çok komik. ne bileyim bana bu kitap biraz saçma geldi hele sonlara doğru iyice kuruldum, bu lavuğun 3. kattan allaha sövüp esk, sevgilisinin gözünün önünde elektrik kablolarına atlayıp intihar edenden veya eski sevgilisine geri dön diye yalvarıp red cevabı alınca intihar eden adamdan bir farkı yok hatta o adamlar daha delikanlı en azından karın ağrısı olmamışlar. bu götveren yok ölecem de öldüydüm de bak öldürürümle karışık hem evli çiftin tadını tuzunu sikti hem anasının ömründen ömür aldı. neyse bananeyse aq çocu.
Komedi
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
Modernist Bir Eserin Derinlikleri
Puan vermedi·152 syf.··
2024 87. kitabı
Max Blecher'in yaşamı, henüz 28 yaşında son bulmuş olmasına rağmen bıraktığı etkileyici eseri: "Acil Gerçekdışılıkta Maceralar" Yazarın modernist edebiyata olan katkılarını günümüzde de sürdürdüğünü gösteriyor. Blecher'in dil kullanımı, eserini modernist edebiyatın zirvelerinden biri haline getiren önemli unsurlardan biridir. Yoğun anlatımı, metaforlarla bezenmiş cümleleri ve imgelerle dolu tasvirleri, okuyucuyu zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor. Max Blecher'in kısa ömrü ve kişisel deneyimleri, kitabın derinliğini anlamak için önemli bir bağlam sunar. Hastalığı ve yatağa mahkûmiyeti, eserin içsel monologlarına ve gerçekdışı temalarına şekil verir. Blecher'in yaşamından izler, eserindeki karakterin zihinsel durumunu daha da dokunaklı kılar. Eser, modernist edebiyatın karakteristik öğelerini taşır. Anlatıcının içsel dünyasına odaklanan, gerçek ile gerçekdışının sınırlarını zorlayan yapı, Kafka-esk etkilerle örülüdür. Yazarımız, Musil, Schulz ve Kafka gibi modernist ustaların izinden giderek kendi benzersiz üslubunu ortaya koyar. Sürrealist akımın etkilerini taşır. Blecher, düşüncenin sınırlarını zorlar, gerçekle gerçekdışını iç içe geçirir. Aşırı gerçeklik, bireyin varoluş mücadelesini vurgular ve Blecher, bu bağlamda radikal bir sorgulama yapar. Sonuç olarak, Max Blecher'in kısa ama etkileyici yaşamının ve sanatsal yeteneğinin bir yansıması olan bu eser, dilin estetik güzelliği, tematik derinlikleri ve sürrealist yaklaşımıyla modernist roman geleneğinin zengin bir örneğidir. Blecher, yaşadığı zorlukları sanata dönüştürerek, modernist edebiyatın önemli bir figürü olarak anılmaya devam ediyor... Keyifle okuyunuz...!
Acil Gerçekdışılıkta MaceralarMax Blecher · Jaguar Kitap · 2018263 okunma