EŞK:
Eşekk: Çok şek ve şüphe sahibi. Tereddütte ileri giden... Eşakk: Meşakkatli, zahmetli... Eşik... Eşîha: At kişnemesi... Eşha: Şefkat... Eşk: Gözyaşı. Dem... Eşka: En şakî, haydut, eşkiya, katı-üt tarîk... Sahîl: At kişnemesi... Sahil: Kişneyen.
Vâridât: Nasreddin Hoca’nın Eşeği, ″NASREDDİN HOCA’NIN HİMMETİ″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Lûgatçe
...... GİTMEZ
1 Derûnumdan benüm lâle-sıfat dâğ-ı nihân gitmez Bu rûşendür ki gitdün od yanan yirden nişân gitmez 2 Hatunla çünki el bir itdi zülf-i anber-efşânun Kıyâmet oldı zâhir fitne-i âhir zamân gitmez 3 Bugün gördüm gözümle çıkdı cânum seyre düşmenle Meded ol dem benümle seyre ol rûh-ı revân [gitmez) 4 Dokındı sîneme tîründe kaldı anda peykânun Kemân-ebrû bilürsin cânı tenden râygân gitmez 5 Diyâr-ı 'ışka gel lutf eyle iy h`oca heves kılma O yolda bahr-i âteş vardur andan kârbân gitmez 6 Şeb-i zulmetde kaldum reh-nümünum Hızr-ı eşk olsun Sıyâmî âh-ı âteş-pâreden hergîz duhân gitmez
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir de Hazret-i Muhammed'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) nübüvvetini izhâr etmeden (ortaya çıkmadan) evvelki medeniyyetlerde kadınların vaziyetini tedkik edelim: Eskí akvâmın en medenîsi ve sahib-i irfânı olarak tanınan Atinalılarda, kadın: Zevk âleti diye ta'rif edilirdi. Zevceler çarşılarda hayvan gibi satılabilir, başkalarına ihâle olabilirdi. Roma medeniyyetinde kadın, zevcin müştehiyyâtının esiri addolunurdu. İlk zevceden sonra sayısız alınabilen zevceler, bütün hukukdan mahrum, hattâ çocukları bile gayr-ı meşru' addedilerek babalarının mîrâsına giremezdi. Zerdüşt hâkimiyyetinde ise bir kanûnî izdivaç dahi bulunmuyor, bir erkek, istediği kadar kadın alabiliyordu. Arablarla, Yahudiler arasında kız evlâdı, zavallı bır mahlûk idi. Yahudi evlerinde kız evlad, hizmetçi mevkiine geçer, îcâbında baba onu satar, baba ölür de erkek evlâdı kalırsa o erkek evlad kızkardeşini istediği muâmeleye tabi tutardı. Kızlar ancak varis bulunmadığı zaman, babalarının mirasına girebilirlerdi.
Sayfa 428 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Gazel
Ol servkadde nagâh bu dide bâkadüştü Eşk-i revan gözümden ol demde âkadüştü Ah ol libası zerkeş, bindüğü atı serkeş Bağlanmış tir ü tirkeş, azmi Irak’a düştü Gözyaşların Muhibbî döksen aceb değil mi Ol servkadde nagâh bu dide bâkadüştü
Sultan Süleyman Doğan Kitap
TDE Lisans 1 öğrencileri olur gibi
— Eski Osmanlı şuarasının merakıdır. Her şarkıya birkaç eşek bağlarlar. Bunun da birçok meselasını getirdi. Okuyayım da dinle: Eşk-i çeşmim hazretinle bıngır bıngır ağlıyor Langanın bostan dolabı matem ile çağlıyor sonram efendim Eşk elemi çekme gönül nafile şeydir ve Hep ah edip zırlarsan gönül eşkim durmaz ve daha böyle eşekli beyitler bin tane vardır.
Edebiyat
"Etti müthiş bir inhidamı [çöküntüyü] tamam / Cinnetnüma [delilik gösteren] siyasetimiz / Bize gülmek sevinmek oldu haram / Girye [gözyaşı-ağlama] emre diyor felaketimiz." … "Bunlara eskiden ‘Bayramlık' derlermiş. Şiir şöyle bitiyordu: "İsterim ben bugün bu yerlerde / Eşk-i matemle [matem yaşlarıyla] dideler [gözler] dolsun / Bu felaketli günde bir ferde [kişiye] / Diyemem, İydiniz said [bayramınız kutlu] olsun."
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı