"azizleri" anmaya gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını elbette sorabilirsiniz. sadece onurlu insanları anmak yeterli olmaz mı? bu insanların azınlık olduğu doğrudur. dahası, hep azınlık olarak kalacaklar. ama ben burada azınlığa katılmaya yönelik bir çağrı olduğunu anlıyorum. çünkü dünya kötü bir durumda ve her birimiz elinden geleni yapmadığı sürece her şey daha da kötüye gidecek.
benim için üzülmeyin Bayan Abbott. bazı insanlar hiçbir şey yapmamak için yaratılmışlardır. herhangi bir şeyin gerçekleşmesini beklemiyorum artık; onun için hiçbir zaman düş kırıklığına uğramıyorum. benim yazgım bu galiba; dünyayla hiç çatışmadan, dünyayı hiç yerinden oynatmadan göçüp gideceğim. emin olun, bu yazgının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu da bilmiyorum. ölmüyorum...aşık da olmuyorum. başkaları ölüyorlar ve aşık oluyorlar ama tam da benim orada bulunmadığım zamanda yapıyorlar bunları. evet çok haklısınız, yaşamak benim için bir tiyatro oyunu izlemekten başka bir şey değil.
ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular.
bak sakın sen de yanlış anlama: sızlanıyor değilim, hiçbirşeyden yakınmıyorum. davacı değilim dünyadan. bunları yalnız senin için; şimdi, sana, yazıyorum - başka kimseye söyleyecek sözüm yok
bizim oluşturduğumuz biçimiyle "toplum" da bana yer olmayacak, "toplum" bana bir yer vermeyecek; ama yağmurunu suçlu suçsuz herkesin üzerine fark gözetmeden yağdıran doğada, saklanabileceğim kara yarıkları, sessizliğinde gönlümce ağlayabileceğim gizli vadiler olacak. doğa, karanlıkta sendelemeden yürüyebilmem için geceye yıldızlar asacak, kimse beni izleyip incitmesin diye rüzgarı ayak izlerimin üstüne salacak; beni görkemli sularla yıkayıp temizleyecek, acı otlarıyla iyileştirecek.