"Yalnızca şu. Bu ya da bir başka
gizem yoluyla tanrıya ulaşmak
için kişinin bir euphemia, bir kült
saflık halinde bulunması gerekiyor.
Baküs gizemin özü budur. Platon
bile bahseder bundan. İlahi benlik
gücü eline almadan evvel, ölümlü
benliğin -topraktan yaratılan, o
çürüyen yanımızın- olabildiğince
temizlenmesi gerekir."
"Bu ya da bir başka gizem yoluyla tanrıya ulaşmak için kişinin bir euphemia, bir kült saflık halinde bulunması gerekiyor. Baküs gizemin özü budur. Platon bile bahseder bundan. İlahi benlik gücü eline almadan evvel, ölümlü benliğin -topraktan yaratılan, o çürüyen yanımızın- olabildiğince temizlenmesi gerekir."
Euphemia’nın kurdeleleri, tokaları, yüzükleri, bakıyorsunuz onun üstünde, sıska sahiplerinin üstünde durduklarından çok daha güzel duruyordu...
Matmazel de Mauves’da soylulara özgü güçlü bir küstahlık vardı; arkadaşının süs eşyalarına yönelttiği yağmalama akınları, özünde tıpkı on ikinci yüzyılda ataları baronların giriştikleri talancı akınları andırıyordu. Euphemia onun bu tutumunu içten bir arkadaşlık, resmiyetten, kurallardan uzak bir serbestlik anlayışına yoruyor ve böyle bir anlayışın er geç kendini, beklenmedik birtakım cömertçe davranışlar biçiminde göstereceğini düşünüyordu.
Fakat hayatında "günah" denen şey hakkında en küçük bir fikri yoktu, fakat şimdi günahın nasıl göründüğünü biliyordu. Günah, işte böyle, Jadlowkerin metresi Euphemia Nikitsch gibi görünüyordu.
Genç kızın bir tek koşulu olacaktı; o da, evleneceği adamın, soyluluğu belgelerle en sağlam biçimde kanıtlanmış bir aileden gelmesiydi. Euphemia tüm mutluluğunu bu koşula bağlıyordu; ileride birtakım olaylar denk gelecek, onun bu safça düşüncesine inandırıcı bir görünüm kazandıracaktı.