Kısa Romanlar Uzun Öyküler

7,0/10  (2 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
475 gösterim
19. Yüzyılın son çeyreğinde yerleştiği İngiltere'de, ölümüne dek, gerek romanlarında gerekse uzunlu - kısalı öykülerinde, doğup yetiştiği Amerika ile Avrupa'nın farklılıklarını sarsıcı bir gözlem gücü ve derinlikle işlemiş bir yazı ustasıdır." Madam de Mauves"ten "Erdemin Öyküsü"ne elinizdeki kitapta bir araya getirilen yapıtları da James'in bu "özel"liğini alabildiğine göstermektedir.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2007
  • Sayfa Sayısı:
    280
  • ISBN:
    9789944880657
  • Çeviri:
    Ünal Aytür
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yalçın Yaşar 
06 May 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Henry James kitaplarının çoğunda olduğu gibi bundaki "Madam de Mauves" ve "Daisy Miller" öykülerinde de Amerikan ve Avrupa insanlarının yaşam tarzları arasındaki farklar üzerinde durmuş. Ayrıca bir kadının hem maceraperest hem de erdemli olabileceği üzerinde durduğu "Erdemin Öyküsü" ve yitirene kadar gözünün önündeki aşkının değerini bilemeyen bir insanın yaşamını anlattığı "Ormandaki Canavar" hikayeleri de bu kitapta yer alıyor.

Kitaptan 6 Alıntı

Yalçın Yaşar 
06 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Eminim bazı duygular, ancak bizimle birlikte ölüyorlar; bazı hayallerimiz, yaşamamız için yürek atışlarımız kadar gerekli bize. Hayatın kendisi bir hayaldir denir; bu dünyanın gelecekteki bir gerçeğin gölgesi olduğu söylenir.

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James (Sayfa 56)Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James (Sayfa 56)
tabula rasa 
09 Haz 19:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gerçekleşmesi olanaksız güçlü bir arzunun yerini alacak en iyi şey, umutsuzluk ateşidir.

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry JamesKısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James
tabula rasa 
09 Haz 19:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Sana nasihatte bulunmak isterdim, ama şahsiyetin öyle tutarlı ki, öğütlerimle bunu bozmaktan korkuyorum. Bizden biri olmadığın açıkça belli. Bizlerden daha iyi misin bilmem ama, bence seni hareket ettiren zembereğin kurgu anahtarı, ne mürebbiyenin elinde; ne günah çıkardığın papazın hatta ne de annenin elinde güzel, siyah bir kurdeleyle senin kendi boynunda asılı duruyor o anahtar. Benim zamanımda küçük kızlar arasında pek budala olanlar, son derece uysaldı; akıllılar ise, cin gibi kurnazdılar! Sen akıllı bir kıza benziyorsun; ama gene de, şu anda içindeki tüm sırları tahmine kalkışsam, aralarında kaş çatmamı gerektirecek bir sır çıkacağını sanmam. Ben sana, bugüne kadar senin kendi içinde keşfettiğin herhangi bir kötülükten daha beterini söyleyebilirim. Bu doux pays de France’da rahat yaşamak istiyorsan, vicdanını kuran anahtara fazla kulak asmayacaksın –hatta vicdanının kendisine de aldırma– yani sana özgü olan vicdanına demek istiyorum. Herhangi güç bir duruma düştüğün zaman, vicdanının sesinin, sana bir işe yaramayacak şeyler söylediğini düşüneceksin. Bunlar seni üzecek; üzülünce basitleşeceksin; basitleşince katılaşacak, katılaşınca da sevimsiz olacaksın. Bir kadının başta gelen vazifesi, son derece sevimli olmaktır diyen bir düşünceyle yetiştirildim ben; gerçekten de, tanıdığım en mutlu kadınlar, bu vazifeyi sadakatle yerine getirenler oldu. Sen Katolik değilsin, bu yüzden dévote değilsindir herhalde; hayatı elli yıl süren bir Aşai Rabbani ayiniymiş gibi görmeyince, geriye kalan tek yol, onu bir beceri oyunu saymaktır. Dinle bak. Hayat oyununda kaybetmemek için yapman gereken şey –hileye başvur demiyorum; ama komşularının hile yapmayacaklarından fazla emin olma ve yaptıkları zaman da kendinden geçecek kadar üzüntüye kapılma. Kaybetme, sevgili kızım –yalvarırım sana kaybetme. Ne kuşkucu ol, ne de safdil; komşunun seni gözetlediğini fark edersen, hemen çığlığı basma; son derece nazik bir biçimde, eline geçecek fırsatı bekle, o kadar. Ben zamanında öcümü birçok defalar aldım; ama hakikaten inanıyorum ki, iyi tanıdığım o geçmişten alabileceğim en tatlı öç, senin o güzel masumiyetinin benim tecrübelerimden yararlanması olacaktır”

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry JamesKısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James
tabula rasa 
09 Haz 19:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Masum kadınların serüvenleri romanlara sık sık konu olmuştur mu demek istiyorsunuz? Evet, doğru; işte sıkıntıdan patlayan okurlar da zaten bundan şikayetçiler ya. Ekmek isteyen okura, yazar tutup taş sunuyor. Açıkçası, ilginç olup olmama sorunu -ya da halkın diliyle söylersek, öykü sorunu- değil de nedir bu? Geliştirilmeden bırakılmış bir durum, yitirilmiş bir konu değil midir? İlerlerse, masumluk nerede kalır? Bence bir seçim yapmamız gerekiyor. Gerekmrse ne iyi olurdu, ama işte böyle bata çıka yaşayıp gidiyoruruz. Sanat bizim su içindeki bu çırpınışlarımızın aynasıdır."

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry JamesKısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James
tabula rasa 
09 Haz 19:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazgısıyla zaman içinde buluşacağına göre, yazgının da zaman içinde harekete geçmesi beklenirdi; şimdi içinde uyanan artık genç olmadığı duygusu, tıpatıp kendisine benzeyen bayatlamış olmak duygusunu, o da güçsüzlük duygusunu uyandırdı; ikisi de (kendi ve o büyük belirsizlik) aynı, eşit, bölünmez yasaya boyun eğmek zorundaydılar. Olasılıklar da bayatladığı, tanrıların gizi soluklaştığı, dahası, uçup gittiği zaman, işte yalnız o zaman başarısızlık söz konusuydu. Başarısızlık, iflas, onurunu yitirmek, işkence görmek, asılmak değildi; hiçbir şey olmamaktı. Beklenmedik bir dönemecin karşısına çıkardığı bu karanlık vadide el yordamıyla yol alırken işte böyle şaikın düşünüp durdu. Birden üstüne gelen yıkımın nasıl olacağını, adının nasıl bir onursuzluğa ya da sapıklığa karışacağını umursamıyordu; yeter ki bu gelen, yaşamı boyunca onu beklerken takındığı tavra yakışır büyüklükte bir şey olsun. Tek bir dileği kalmıştı: "kandırılmış" olmamak!

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry JamesKısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James
tabula rasa 
09 Haz 19:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ayların, yılların dolambaç ve dönemeçlerinde onu bekleyen şöyle ya da böyle bir şey vardı, tıpkı ormanda pusuya yatmış bir canavar gibi. Yazgı pusudaki canavarın Marcher'ı öldürmesi miydi yoksa onun tarafından öldürülmesi mi, pek önemli değildi. Kesin olan nokta yaratığın saldırısıydı; bundan alınacak kesin ders de duyarlı bir erkeğin kaplan avına çıkarken yanında bir bayanı götürmeyeceğiydi.

Kısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry JamesKısa Romanlar Uzun Öyküler, Henry James