Hürsün, İstediğini Yap!
"Senin bu ferdi varlığın var ya, kapıları kapalı bir eve benzer o, eğreti bir konaktır.Sen ona hiç önem verme! Yoksa,onun yıkıntıları altında kalır da mahvolursun! Madem ki bir gün o yıkılacak, niçin gece gündüz onun kaygısına düşüp de habire süsleyip duruyorsun? Onu ayakta tutmak ve sapasağlam muhafaza etmek için çırpınıyorsun, ama Allah onu geçici şekilde yarattığı için, ne yaparsan yap onu asla koruyup devam ettiremezsin! Senin gibi binlerce insan aynı şeyi yapmayı denedi, fakat başaramadı.Ömürlerini bedenlerinin üzerine titremekle geçirdiler, fakat o ev âniden onların tepesine çöküverdi! Toprak altında kaldılar, çünkü onları o maddi şarap sarhoş etmişti!"
Sayfa 275 - Sufi Kitap·Kitabı okuyor
Din İslam
Mustafa Kemal'in uyku düzeni ve sigara alışkanlığı hakkında
Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını Şişli'deki evinde olduğu kadar, son derece güvendiği büyükbabam Dr. Luigi Tergiman'ın konağında da sürdürmüştür. Pek çok kereler, ev halkı yattıktan sonra, evin perdeleri çekilmiş salonlarından birinde arkadaşlarıyla buluşarak sabahladıkları olmuştur. Mustafa Kemal, bu toplantıların bazılarına büyükbabamı da davet ederek kendisine duyduğu güveni belirtmiştir. Bu devrede Mustafa Kemal'in yorgun ve sinirli olduğunu, az uyuyup çok sigara içtiğini, çok az yemek yediğini gören büyükbabam muayene olması için ısrar eder. Mustafa Kemal büyükbabamın evinde, bir çay toplantısında tanıştığı aile dostu Dr. Hasan Hüsnü'nün de ısrarı üzerine sonunda muayene olmayı kabul etmiş. Teşhisin ne olduğunu bilmiyorum, ama Dr. Hasan Hüsnü, Mustafa Kemal'e, sigara ve içkiyi derhal azaltmasını önermiş. Mustafa Kemal gülerek önce, "Doktor, acı patlıcanı kırağı çalmaz" demiş sonra da düşünceli bir tavırla, "Atın ölümü arpadan olsun" diye ilave etmiştir. Bu anıyı bana Dr. Hasan Hüsnü'nün kızı Sayın Refia Dilgimen anlatmıştı
Sayfa 67·Kitabı okudu
Reklam
Mustafa Kemal'den corinne'e yedinci mektup..
28 şubat 1914, Sofya Aziz Corinne, Kaymakamlığa (yarbaylığa) terfiim münasebetiyle yolladığınız çok sevimli tebrikler beni derinden derine mütehassıs etti ve bu vesileyle bana yazdığınız güzel sözler dosdoğru kalbimde yer aldı. Kendi kendime izah edemediğim sükutumun birçok amilleri vardı. Son zamanlarda Sofya, Belgrad ve Petinya ataşemiliterliklerine tayinim üzerine son derece meşguldüm. Bu bana o kadar iş yükledi ki o iki şehre de gidemedim. Beni bilhassa Sofya ile ilgilendiren bazı meseleleri tetkik etmek lüzumunu duyuyorum. Bundan başka büyük meşgalelerimden biri de, bana birçok sıkıntı ve rahatsızlık veren bu otellerdeki hayatımdan kurtulmak için bir ev aramaktır. Nihayet mevsim ortasında burada bulunduğumuz için modern hayata ait vazifeler zamanımızın büyük bir kısmını alıyor. İşte, maalesef beni sana uzun uzun yazmaktan men eden sebeplerden bazılarının hulasası. Birkaç kelimelik kartpostal yollamak, seni yalnız tatmin etmemekle kalmaz, aynı zamanda hayrete düşürürdü. Hem de bu vasıtayı ancak beni az ilgilendiren ve kendilerine birkaç nezaket kelimesi göndermek mecburiyetini hissettiğim kimselere karşı kullanırım. Küçük ve sevimli Edith'in, benim uzun ve irademin dışında kalan sükutum üzerine sana bazı şeyler söylemeyi vazife bilmesi beni hayrete düşürmekten hali kalmadı. Hakkımda beslediği iyi fikirden dolayı ona teşekkür ederim. Küçük nasihatleri evvela sana karşı büyük bir dostluğu ve benim samimiyetime de pek az itimadı olduğunu ve nihayet hayat işleri hakkında pek az tecrübesi olduğunu ispat ediyor. Rica ederim ona söyle, çok konuşan ve sayfalar dolusu yazan kimseler mi bu dünyada en hakiki ve samimi dostlardır? Çok hisseden, fakat uzun lakırdıların sevilen insanı nihayet yormasından korktuğu için hislerini gizlemeyi tercih eden bir insana kayıtsızlık ve
Sayfa 42·Kitabı okudu
Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
Bizim daimi mutsuzluğumuz üzerine ;
Ne zaman başka bir eve misafirliğe gitsek, hangi ev olursa olsun, başkalarının mutluluğuna yolculuk yapıyormuşuz gibi gelirdi.
Reklam
Reklam